Sevgi İle İhtiyaç Arasındaki Fark Nedir?

14 Mayıs, 2020
Bu kavrama yaşamın birçok farklı alanında verilen farklı kullanımlar dolayısıyla sevginin ne olduğunu tanımlamak genellikle zordur. Bundan dolayı sevginin ne olmadığının ayrımını yaparak başlamak daha iyi olacaktır.

Hayatınızda belli durumlarla yüzleşirken kendinize sevgi ile ihtiyaç arasında ayrım yapmayı gerçekten bilip bilmediğinizi sormanız gerekir. Bu sevgi mi, yoksa ihtiyaç mı? Sevginin ne olduğunu, ve neden bir ihtiyaçtan farklı olduğunu gerçekten biliyor musunuz?

Herhangi bir tanımı ile “sevgi” hakkında konuşmak, bu kelimeye gerçekte çok farklı olan alanlarda verilen aşırı sayıda anlam dolayısıyla son derece karmaşıktır.

Bu bariz bir şekilde bir kelimeden fazlası olduğu için, olası bir tanım aramak yerine sevginin ne olmadığını vurgulamak iyi bir fikir olabilir.

Sevgi şunlar DEĞİLDİR…

  • “Sevgi” sözcüğünün kendisi (eğer tanımlıyorsanız, bu sevgi değildir).
  • Sahip olmak (sahip olduğunuz şeyler de size sahiptir ve bu şeylere kilit vurulamaz, bu şeyler hapsedilemez).
  • Düşünmek (sevdiğinizi düşünmeyin, onun yerine sevgiyi uygulayın).
  • Kişisel çıkarlar (art niyet olan yerde sevgi yoktur; sevgi bir ürün değildir, sevgi basitçe sevgidir).
  • İhtiyaç (sevgi egonuzdaki boşlukları doldurmak için orada değildir).
  • Geçici (sevgi içinizde değildir, siz sevginin içindesiniz, bu daima şimdiki zamandadır).
Birbirlerine sarılmış bir şekilde yürüyen bir çift.

Bir çift şunlar ile ilgili DEĞİLDİR…

  • Bir çift olmak ile ilgili değil, özgür olmak ile ilgilidir.
  • Birbirine sözler vermek ile ilgili değildir, iki kişinin de dümeni eline alması ile ilgilidir.
  • Bir şey imzalamak ile ilgili değildir, ikinizin de ilişkinin içerisindeki bireysel özgürlüğünüzü onaylamanız ile ilgilidir.

Ek olarak:

  • Gösteriler değil, iletişim gerektirir.
  • Maskelerinizi” ve birbirinize dair kafanızda olan görüntüleri karşılaştıramazsınız.
  • “Aşık olmak” değildir, bu sadece yakın zamanda kaybolacak nörokimyasal bir durumdur.

Çiftler ve sevginin birçok dışavurumuna gelince ise, aşık olmak en kafa karıştırıcı şeydir. Bunun nedeni, bu geçici durumun nörotransmitterlerde bir değişimi içermesidir (dopamin ve noradrenalin artar ve serotonin azalır), ki bu da uyuşturucu bağımlılığına çok benzer bir etki yaratır. Bundan dolayı açık ve rasyonel kararlar alabilmek için bu aşık olma durumunun geçmesine izin verilmesi önerilir.

Psikolog John Bradshaw’a göre uzun süreli bir ilişki yaşamak için aşık olmak ve benzer geçici durumlardan geçmeli ve bir “yoldaşlık” durumuna ulaşmalısınız.

Çiftlerin bu konudaki şeyleri nasıl hatırladıklarına ve düşüncelerinin nasıl değiştiğine dair çok kullanılan bir çalışma vardır. Holmberg ve Holmes (1994) aralarının çok iyi olduğunu ve birbirlerine aşık olduklarını söyleyen 400 evli çift ile röportaj yapmıştır.

İki yıl sonra bu çiftler ile yine röportaj yapmışlardır. Ayrılmış olan, ya da daha kötü bir durumda olan çiftler ilişkinin başından beri kötü gittiğini söylemiştir. Bu da gerçekliğin dışında olan ve kararlarınızı haklı çıkaran anılar inşa etmenin ne kadar kolay olabileceğini bize gösterir.

Bir İlişki Ne Olmalı

  • Kendinizi her şekilde ifade edebilmek.
  • Tam özgürlük (aksi takdirde bu bir ilişki değildir).
  • Kuralsız oynamak, çünkü eğer bu sevgi ise o zaman herhangi bir kural yoktur.
  • Hayal gücü, sürpriz ve koşulsuz destek.
  • Kendine ve partnerine saygı.
  • Hayatın “çukurlarından” geçerek araba sürerken birbirinizin “tekerleklerini” kontrol etmek.
  • Bağlılık değil, özgürleşme.

Yıllar geçtikçe yargılar, gurur ve egolar büyürken özgürlük kaybolur gibi görünür. Bunların hepsine teknoloji problemini de ekleyebiliriz, bu insan etkileşiminden ziyade yüzeysel iletişimin sık sık tercih edildiği bir durumdur.

Hediye vermek ve görülmek takıntısı ile birlikte gerileşme de artmaktadır. Buna ek olarak da insanlar sosyal ve mobil ağlarda fiziksel teşhirciliğe de giderek daha fazla kapılıyorlar. Bunun bir sonucu olarak birçok insan şimdilerde bu sorun ile ilgili tedavi ve terapiye ihtiyaç duyuyorlar.

Sevgi Karşısında Bir Engel Olarak Kurumsallaşma

Kurumsallaşma

Sevgi tapınakların, mezheplerin, dinlerin, modaların, törenlerin ya da felsefelerin içerisine hapsedilmemelidir. Özgürlüğü etiketleyebileceğinizi ya da sınıflandırabileceğinizi gerçekten düşünüyor musunuz? Sevginin kutsal alanları olmamasının nedeni budur, çünkü sevgiyi bakmadığınız yerlerde bulabilirsiniz ve o da engelleri kaldırdığınızda ortaya çıkar.

Işığın içeriye girmesine izin vermek için perdelerinizi açmanız gerektiği gibi, özgürlük ve sevgi aramak için de karanlıkta yaşadığınızı anlamanız gerekir.

Sonuçlar

Bir bülbül insanların onu alkışlaması için şarkı söylemez – melodilerine güzellik katan şey doğallığıdır. Bazen sevginin sizin sıkı çalışmanızın bir sonucu olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak, burada bahsettiğimiz şey sizin bir şeyleri – engelleri – kaldırmanız, sarf etmeniz gerektiğini düşündüğünüz çaba değil.

Bu hobiler ve tutumlar için de geçerlidir. Bize yaptığımız şeyleri sevmek öğretilmez, sonuçları sevmek ve tanınma aramak öğretilir. Bunun yerine çevrenizin uyumundan doğan ve ulaşmanız gereken spesifik hedefleri olmayan doğal tutkuların güzelliğini aramayı öğrenmelisiniz.

Şartlanma

İçinizde olan sevme kapasitesini hapseden ve saklayan her şartı sorgulamalı ve bunları kırmalısınız. Sadece diğer insanların sizden beklediği şeyleri mi yapıyorsunuz, yoksa gerçekten sizin yapmak istediğiniz, kendiniz için yapmak istediğiniz şeyleri mi yapıyorsunuz?

Bazı insanlar bir bayrak, bir sembol ya da bir ideoloji ile özdeşleşmeye o kadar takıntılıdır ki bu şeyleri insanlardan fazla severler. Özel hissetmek için bu şeyler ile özdeşleşmeleri gerektiğini hissederler.

Ancak, eksiklik ve boşluklar kişi sevmekten korktuğunda ortaya çıkar. İnsanlar bu şeyleri seçer çünkü gerçek sevgi güvenli olduğunu düşündüğünüz her şeyi silip süpürür.

Bağımlı Olmak

Sevgi ile ihtiyaç kavramlarını karıştırmak çok yaygın bir tutumdur. Birçok ergen arkadaşlarının bir sevgilisi olduğu için bir ilişkiye başlar. Yalnızlık, korku ya da kaçınma gibi şeylerle uğraşmak yerine bir partnerleri olmasının daha iyi olacağını düşünürler. Bu, bağlılığın bizi nasıl da başka birine bağımlı hale getirebileceğini gösterir.

Sevgi özgürlük olduğu için, bağımlılık sevginin önündeki bir engeldir ve bununla nasıl başa çıkacağınızı bilmeniz gerekir. Özgürlüğümüzü paylaşmak bizi güçlü kılar ancak partnerimize bağımlı olmak bizleri gerçek sevgiden uzaklaştırır.

Dans eden bir çift.

Egonuz Sevginin Yok Olmasına Neden Olur

Kısaca, sevgi, egonuz sürekli olan dikkat görme ihtiyacı ile birlikte arka plana geçtiğinde ortaya çıkar.

Hayatınızdan birçok tren geçer. Ancak bu trenlerin hepsi sizin için faydalı değildir. Yanınızdaki “yolcular” genellikle fikirleriniz dolayısıyla sizi suçlarlar. Sizin için en iyi olan trene binin ve hatırlayın: öncelikle içinde seyahat ediyor olduğunuz trenden inmeli ve hayattaki yönünüzü değiştirmelisiniz.

  • Willi J. (2002) La pareja humana, relación y conflicto. Ediciones Morata.
  • Riso, W. (2008) Amar o depender. Barcelona. Editorial Planeta.
  • Fromm, E (1997) El arte de amar. Barcelona. Editorial Paidos Ibérica.