Meraklı Olmak İnsanların Daha Zeki Olmalarını Sağlar Mı?

· Haziran 28, 2018

Bir şey ilginizi çektiğinde beyninizde ne olur? Cell Press ailesinin üyesi olan bilimsel dergi Neuron’da yayınlanan bir araştırma, meraklı olmanın sadece kişisel açıdan tatmin edici olmakla kalmadığını, aynı zamanda iyi bir hafıza ve öğrenme kapasitesiyle de ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak zeka ve meraklı olma arasında bir fark var. Birincisi sözde IQ (zeka katsayısı) ile “ölçülebilirken” ikincisi kişisel bir özellik. Peki, bu iki konsepti nasıl birbirine bağlayabiliriz?

Zekanın net bir tanımı yoktur

Zeka dediğimiz şey tam olarak nedir? Meraklı olmanın zekayı nasıl etkilediğini anlamak için kendinize sormanız gereken ilk soru bu. Ancak bu sorunun cevabı basit değil. Tam tersi. “Zeka” pek çok farklı anlamı, fonksiyonu ve alanı kapsadığı için tanımlamanın zor olduğu bir konsept.

Bu alanda uzman pek çok kişi zekanın farklı yetileri barındıran zihinsel bir kapasite olduğu konusunda hemfikir. Bu yetilerin arasında mantık ilişkisi kurmak, gerçeğe mana vermek ve planlar yapmak var. Ayrıca problem çözme kapasitesi, ezberleme, soyut düşünme, geçmişteki bilgileri anlama veya onları kullanarak yeni veriler üretme de bu yetilerden bazıları.

Bu durumda akıllara başka bir soru geliyor. Eğer yukarıda bahsedilen yeteneklerden bazılarını güçlendirirsek, zekamızı artırmamız mümkün olur mu? Yukarıda bahsettiğimiz çalışmanın üzerinde durduğu konulardan biri de bu. Aşağıda ayrıntılarından bahsedeceğiz.

Meraklı olmak hafızanızı geliştirir

Meraklı insanlar bilgileri daha iyi aklında tutar (Gruber, 2014). Bu, ilgi duyduğunuz konularla ilgili bilgileri, ilgi duymadığınız konularla ilgili bilgilere göre çok daha kolay aklınızda tutacağınız anlamına gelir.

Neden böyle olur? Çünkü merak, motivasyonla yakından ilişkilidir. Bilgileri aklınızda tutma yeteneğiniz, motivasyonunuz yüksek olduğunda artar. Daha iyi kavramak için bir örnek verelim.

Hayvanları seven biri için türediğimiz primat türlerin isimlerini eksiksiz olarak hatırlamak, hayvanları sevmeyen birine göre çok daha kolay olacaktır. Gruber, “Merak, beynin, her tür bilgiyi öğrendiği ve aklında tuttuğu bir duruma gelmesini sağlayabilir. Bu durumda beyin öğrenmeye motive olduğu şeyi ve ayrıca onun etrafındaki her şeyi içine çeken bir girdap gibidir.” der.

Merak ve içsel motivasyon

Örneğe devam edecek olursak, hayvan sever birinin hayvanların dünyasıyla ilgili yeni şeyler öğrenme motivasyonunun çok güçlü olduğunu görebilirsiniz. Belli bir konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak ister çünkü bu konuya karşı tutku duyar. Bu motivasyon içseldir ve merakı açıklayan faktörlerden biridir.

İçsel motivasyon içinizden gelir ve sizin bazı şeyleri sırf onları yapıyor olmak için yaptığınız anlamına gelir. Kendinizi başarılı hissetmenizi ve olgunlaşmanızı sağlar. Dışsal motivasyonun aksine, harici bir teşviğe (örneğin, para gibi) gerek yoktur. Ayrıca belli bir başarı kazanmak (birinci sırada gelmek gibi) ile de bağlantılı değildir.

Meraklı insanlar, öğrenmenin hazzını yaşamak için öğrenirler.

Hobilerimiz muhtemelen bu tür içsel motivasyonun en açık örneğidir. Bisiklete binersiniz çünkü kendinizi iyi hissetmenizi sağlar. Dışarıda vakit geçirmeyi seviyorsunuzdur. Merak için de benzer şey geçerlidir. Yeni şeylerle ilgili bilgi edinirsiniz çünkü bu, size, ilginizi çeken şey hakkında yeni bir şey öğrenmenin hazzını yaşatır.

Gördüğünüz gibi, hem merak hem de motivasyon öğrenme sürecinin gerçekleşmesi için çok önemlidir. Bu yüzden hiç sevmediğiniz bir konuya çalışırken, o konuyu öğrenmek izin için daha zordur. Çalıştıktan birkaç saat sonra öğrendiklerinizi unutma ihtimaliniz de daha yüksektir. Hafızanızda en ufak bir iz kalmayacaktır.

“Zeka değişime ayak uydurabilme becerisidir.”

– Stephen Hawking

kollarını kaldıran kadın ve gün batımı

Meraklı insanların beyninde neler olur?

Neuron dergisinden araştırmacılar, merakı uyarmanın ve onun gerektirdiği güçlü iç motivasyonu uyandırmanın, ödül sistemine bağlı olan serebral devreyi aktif hale getirdiğini keşfettiler.

Özellikle serabral korteksin üç anahtar bölgesinde beyin aktivitesini artırıyor. Bu bölgeler öğrenme, hafıza ve zevk veren davranışların tekrarlanması süreçleriyle yakından ilişkili.

  • Sol kuyruklu nükleus: Bu bölge pozitif duygular ve yeni bilgilerin öğrenilmesi ile ilgili olduğu kadar hafıza ve öğrenmeyle de yakından ilişkili.
  • Nükleus accumbens: Araştırmacılar özellikle yemek, seks ve video oyunlar gibi doğal pekiştiriciler söz konusu olduğunda merakın bağımlılık ve ödül devresiyle ilişkisini incelediler.
  • Hipokamp: Bu bölüm yeni anıların oluşumu için çok önemli.

“Merak, ödül sistemini çalıştırıyor, ödül sistemi ve hipokamp arasındaki etkileşimler beyni, öğrenmeye ve bilgileri aklında tutmaya daha yatkın hale getiriyor.”

– Ranganath

Daha iyi bir gelecek

Bu sonuçlar, öğrenme süreçlerini geliştirebilecek olası yöntemler konusunda araştırmalar yapılması için yeni kapılar açtı. Üstelik, bu araştırmalar sadece tam anlamıyla sağlıklı olan meraklı insanlarla ilgili olmayacak. Bir tür nörolojik bozukluğu olan insanları da kapsayacak. Kısaca söylemek gerekirse, öğretmenlerin öğrencilerinin merakını uyandırmasının önemini de ortaya koyuyor. Öğrenciler anlatılan konuya hiç ilgi duymadığında, onlara bu konuyu öğretmeye çalışarak saatler harcamak yararsız.

Gelecek bu yeni eğitimsel stratejileri geliştirmekte yatıyor. Öğretmenler öğrencilerinin merakını uyandırmayı başarırlarsa öğrenme süreci çok daha iyi olabilir. Aynı şey iş yerleri için de geçerlidir. İşin sırrı meraktır!