Pinokyo ve Eğitimin Önemi

· Nisan 2, 2018

Pinokyo, Carlo Collodi’nin Pinokyo’nun Maceraları (The Adventures of Pinocchio) adlı eserindeki kahramanıdır ve hem çocuklar hem de yetişkinler, eserin Disney film uyarlamasını oldukça sever. Her ne kadar, Collodi’nin eseri tiyatroya, sinemaya ve televizyona farklı şekillerde uyarlanmış olsa da, bizler Pinokyo’yu, çoğunlukla, her yalan söylediğine burnu büyüyen tahtadan bir çocuk olarak hatırlıyoruz. Ancak, bu hikaye, çocukların yalan söylemelerinden daha fazlası ile de ilgilidir.

Her ne kadar, orijinal eserden farklı olsa da, en bilineni olduğu için, Disney sinema uyarlamasına bir bakalım. 1940’da prömiyeri yapılan film, hala çocuklarda eğitimin önemine iyi bir örnek olarak gösterilir. Öte yandan, 1940’lardan beri dünya da çok değiştiği için, filmi bir bağlama oturtmak da önemlidir. Hayatın o zamanlar nasıl olduğunu hayal etmeye çalışıp, daha sonradan bu karakteri günümüze aktaracağız.

Pinokyo ve diğer hikayeler

Filmin başında üç kitap görülür: Alice Harikalar Diyarında, Peter Pan ve Pinokyo. Jiminy Criket, en sonuncusunun kapağını kaldırır ve hikaye başlar. On yıl sonra, diğer kitaplarında sinema uyarlamaları Disney tarafından yapıldığı için, diğer çalışmalara yönelmek de ilginç olabilir.

Eğer eserleri karşılaştırırsak, şu ortak yanları görürüz:

  • Kahramanlar, büyümek istemeyen veya yetişkinliğe ulaşmakta zorluk çeken çocuklardır.
  • Neyin doğru ve neyin yanlış olduğuna dair ahlaki dersler alırlar.
  • Hikayedeki ana rolleri oynayacak, insani özelliklere sahip hayvanlar vardır.
  • Bu eserlerdeki çocuklar çok soru soruyorlar; çok merak ediyorlar.
  • Her üçü de toplumun, özellikle eğitim ile ilgili çeşitli yönlerini eleştiriyorlar.

Her biri için çok derin analiz yapabiliriz, ancak bugün Pinokyo’ya ve o eser ile ilgili en alakalı yönlere odaklanacağız.

geppetto pinokyo'yu boyuyor

Tahta çocuk Pinokyo’nun doğuşu

Pinokyo, dürüst, çalışkan ve iyi kalpli bir adam olan Geppetto Usta’nın oyduğu bir kukladır. Hikayenin en başından bu yana, Geppetto’da bir içgüdüsel babalık gözlemliyoruz. Bu durumu, evcil hayvanlarıyla ilgilenirken de fark ediyoruz: kedisi Figaro ve balığı Cleo. Onlara, sanki kendi öz ailesinin bir parçası gibi davranıyor. Geppetto, onlara bir yuva yapıp, bir baba gibi üstlerine titrerdi.

Ancak, Geppetto Usta gerçek bir çocuğa sahip olmak ister ve aslında bir kukla olan Pinokyo’nun can bulmasını diler. Mavi Peri bu arzuyu yerine getirmek ve Pinokyo’ya hayat vermekle görevlendirilir. Ve hayat verilmesi gereken malzemenin tahta olması da bir tesadüf değildir, çünkü burada büyük bir sembolizm vardır. Aslında, bazı mitolojilerde tahtadan bir adam fikri, yaratılış fikrini açıklamaya hizmet etmiştir. Pinokyo, kendini gerçek bir çocuk olmaya hazır gösterene kadar tahta bir çocuk olarak kalmıştır.

Peri, Jiminy’e, Pinokyo’nun vicdanı ve hayattaki rehberi olma görevini verir. Bu da önemli bir ayrıntıdır, çünkü birçok kültürde Criket, yani cırcır böceği, iyi şans ve bilgelik simgesi olarak görülür. Mavi Peri ise, Pinokyo için annelik rolüne karşılık gelir. Sonuçta, ona hayat verir ve en çok ihtiyacı olduğu zamanlarda ortaya çıkar.

“Vicdan nedir? Sana anlatayım. Vicdan, kimsenin duymadığı, içimizdeki zayıf bir sestir, işte bu yüzden de bu dünya çok kötü bir yerdir.”

– Jiminy Cricket

Hayat yolu

Pinokyo, iyiliği kötülükten ayırmak ve baştan çıkarılmanın cazibesine karşı gelmeyi öğrenmek gibi büyük sorunlar ile boğuşmak zorunda kalır. Jiminy Criket ona yardım etmeye çalışsa da, çoğu zaman başarısız olur. Vicdan, hepimizin sahip olduğu bir iç sestir. Jiminy Cricket kadar küçük ve bazen duyulması zor bir şeydir.

Ertesi sabah, Pinokyo evden çıkıp,okula gider. Bu geçiş, hayat yolumuza yönelik bir metafordur, iyi bir insan olmak için yolumuza çıkan engellere bir göndermedir. Ve bu yoldan sapmak, genellikle çok kolaydır. Pinokyo iyi ya da kötü biri değildir, ancak doğru yolda devam edebilmesi için bilgelik kazanmalı ve öğrenmelidir.

Saflığından ve dünya hakkındaki bilgisizliğinden ötürü, Pinokyo, kendisini zorlayacak sorunlar yaşayacak. Okul yolunda, iki dolandırıcıya rastlar: Onurlu John olarak bilinen bir tilki ile arkadaşı kedi Gideon. Bu karakterlerin seçimi de tesadüf değildir. Tilkileri kurnazlıkla ve kedileri ihanetle ilişkilendirmek yaygın bir düşüncedir.

Her iki karakter de cahildir. Okuma ya da yazma bilmezler. Açgözlüdürler ve Pinokyo’nun masumiyetinden yararlanırlar. Onlar birer düzenbaz olmanın ve hiçbir şey yapmadan kazanç sağlamanın cazibesine kapılıp giden karakterlerdir.

“Bir aktör neden vicdanlı olmak ister ki?”

– Jiminy Cricket

Pinokyo, kendisini yönlendiren teller olmadan, Stromboli için bir kukla olarak çalışmaya, şarkı söylemeye ve dans etmeye başlar. Burada, kukla ironisini ve metaforunu görüyoruz: Bir kukla kendi başına hareket edemez. Onu yönlendirecek birisine ihtiyaç duyar. Pinokyo’nun hareketlerini yönlendirecek bir ipi olmaması ile beraber, ilk bakışta özgür gözükse de, Pinokyo, kısa süre sonra hayatın çok farklı olduğunu keşfeder.

Eğitim sizi kandırılmaktan korur, cehalet ise sizi savunmasız kılar.

tilki tersten kitap okuyor

Öğrenerek özgür olmak

Stromboli’den bir kez kurtulduğu zaman, Pinocchio, Onurlu John’un, yani tilkinin, tuzağına düşer. Onurlu John, ona bir Maça Ası verir ve Pinokyo’ya bu kağıdın bir oyun adasına giden bilet olduğunu söyler. Oyun adasında, her şey harikadır. Çocuklar oyunlar oynar, sigara içer, kafasına göre davranabilir. Yasalar yoktur ve çocuklar özgürdür.

Ancak, Pinokyo yine kandırılır ve “eğlenceleri” onları ‘eşek yerine koyar’. İş gücü için kullanılacak olan eşekler. Böylece eğitim eksikliği, köleliğe yol açar.

Son olarak, Pinokyo, Geppetto’nun onu aramaya çıktığını ve bir balina tarafından yutulduğunu öğrenir. Pinokyo, hatalarını düzeltmeye ve babasını kurtarmaya karar verir. Pinokyo’nun, balinanın karnından çıkması, kurtuluşun bir sembolü, sıkıntıların üstesinden gelmesi ve bilgeliğe kapı açması olarak yorumlanır.

Yalanlar

Öte yandan, bu filmde, yalan ile ilgili sorunlara da parmak basılıyor. Pinokyo’nun kendisine yalan söylediğini görüyoruz. Mavi Peri ona neden okula gitmediğini sorduğunda, Pinokyo yalan söyler. Pinokyo, yanlış bir şey yaptığını ve içgüdüsel olarak kendini korumaya çalıştığını bilir. Yalan söylemek, bir savunma mekanizmasıdır.

Bu, önceden planlanmış, çok ayrıntılı bir yalandan daha ziyade, duruma göre doğaçlama yapmaktır. Tıpkı çocukların yanlış bir şey yaptığını bildiklerinde, cezadan kaçınmaları gibi bir tür davranıştır. Her ne kadar, hepimiz bu tür bir davranışın yapılabileceğini bilsek de, bu tip yalanlar dört ile beş yaş arasında yaygındır. Hatta, Pinokyo sendromu denen bir şey bile vardır.

Pinokyo yalan söylüyor

Eğitim özgürleştirir

Filmin, ne zaman yapıldığına da bakmak önemlidir. O zamanlar, okuma yazma oranı Batılı ülkelerde hala ciddi bir problemdi ve hem eğitim sistemi hem de aile modeli, belirli bir düşünce tarzı tarafından hala çok fazla kontrol altında tutuluyordu. Birçok durumda tartışılması ya da esnek bir hale getirilmesi mümkün değildi. Bu durum, toplumun belli kesimlerinde hâlâ varlığını korusa da, diğerlerinde bir değişime uğramıştır.

Pinokyo’nun bize bıraktığı mesaj gayet açık: eğitim insanı özgürleştirir. Bilgi sahibi olmak, iyi kararlar vermemize yardımcı olurken ve kandırılmamızı da engeller. Bu nedenle, gelecek nesillerin eğitimcileri olarak, çocuklarımızın özgür olabilmeleri, eleştirel düşünebilmeleri ve bağımsız olarak iyi kararlar alabilmeleri için gerekenleri yapmak bizim sorumluluğumuzdur.

Ve biz sadece akademik anlamda (matematik, dil becerileri veya sporda iyi olmak vb.) bir eğitimden bahsetmiyoruz. Ama aynı zamanda, akıl yürütme, düşünme, analiz etme, eleştirel olma yeteneğine sahip olma anlamında bir eğitimden bahsediyoruz. Her çocuk benzersiz bir karaktere sahiptir. Onlarla ilgilenmek bizim sorumluluğumuz ve aynı zamanda bizim ayrıcalığımızdır. Okuldaki öğretmenler kadar, evdeki “öğretmenler” de çok önemli bir rol oynar.

“Eğitmenlerin ilk görevi, hayatı karmaşık bir hale getirip, nasıl gelişeceğine karışmamaktır.”

– Maria Montessori