Geçmişi Bir Kanepe Olarak Değil Bir Trambolin Olarak Kullanmak

Ağustos 17, 2017

Belki biri canımızı yakmıştır ya da kendimizi hayal kırıklığına uğratmışızdır. Belki bazı durumlar, beklediğimiz gibi olmamıştır. Söylenmemiş bir söz, kabul etmediğimiz bir hata ya da etrafımızı zincirlerle çevireceğini hiç ummadığımız bir davranış yüzünden kendi koşullarımızın tutsakları olmuşuzdur.

Geçmiş, her hatırladığımızda büyük acı çekmemize sebep olabilir, bizi ezebilir. Geriye bakmak ya da ders çıkarmaksızın sürekli geçmişteki olaylarla yaşamak bizi zor duygulara, suçluluk ya da öfke hislerine bağlayarak ilerlememize engel olur.

“Geçmiş bir kova küldür. Bu yüzden dününüzde ya da sadece yarınınız için değil burada ve şimdi yaşayın.”

– Carl Sandburg

Geçmişin zincirleri

Hayatlarını bir başarı anında ya da eski bir acı deneyiminde sıkışıp kalmış olarak geçiren insanlar vardır. Sanki o an hiç sona ermeyecekmiş gibi davranır ve o olayı defalarca hatırlayarak çevrelerindeki insanlara da aynı acıyı yaşatırlar.

Geçmişe sıkışmış bir hâlde yaşamak, hislerimizi düzeltmez ya da hafifletmez. Sadece bizi o ana götürür, o anda hissettiğimiz duyguların akınına uğratır. Bu ister pozitif, isterse negatif bir duygu olsun, bir türlü ondan kurtulamayız. Geçmişte kalmak, gelişmemizi ve değişim imkanlarımızı engeller.

“Bunu zaten bir kere denedik ve iyi sonuçlanmadı,” “aşık olmak bana neşeden çok acı getirdi,” “güvenmek için neden yok çünkü nihayetinde herkes sadece kendi çıkarını düşünüyor…” deyip kanepemizde rahat rahat oturursak, oturma odasında kalıp etrafımızda yaşananları yalnızca bir seyirci gibi izleriz. Bu tavrı takındığımızda kendi filmimizde başkalarının ve koşullarımızın merhametine kalmış ikincil karakterler olmayı seçeriz.

Geçmiş, iyi yada kötü yaşanmıştır. Onu daha çok düşündüğümüz için bitecek ya da ondan kaçtığımız için çözüme kavuşacak değildir. Ama geçmişimizle yüzleşirsek, yeni tavır ve yollar kurabiliriz.

Geçmişin bağlarından kendimizi koparmak

Her tecrübe veya durum, geçmişin özleriyle görülerek yaşadıklarımıza ilişkin bir anlam kazanır. Eski deneyimlerimiz, şu anımız ve geleceğimiz üzerinde iz bırakır. Bundan kaçınamayız.

Ne var ki her şey, geçmişimizle olan ilişkimizin bizi tutsak eden zincirlerle mi yoksa öğrendiğimiz dersler sayesinde bizi ileri götüren trambolinlerle mi yönetildiğine bağlıdır.

Geçmişi bir kanepe olarak kullanır, problemleriniz, başarısızlıklarınız ya da ilişkilerinizin açık yaraları arasında rahatlarsanız, ilerlemenize engel olan bütün o bağlılıklar nedeniyle sıkışıp kalırsınız. 

Diğer yandan, geçmişinizi bir öğretmen olarak kullanıp hata ve erdemlerinizden ders çıkarırsanız, bütün potansiyelinizi geliştirmeye devam edebilirsiniz. Geçmiş canımızı yakıp bizi kapana sıkıştırabilir ve biz de o kapanın içinde kalmayı ya da ders çıkarmayı seçebiliriz. Bir şekilde, günün sonunca kendimizi seçeriz.

Geçmişte kalırsak, kendimizi kandırır ve büyümemizi engelleyecek güçlü zincirler yaratırız. Suçlama, öfke ya da halay kırıklıklarıyla kendimizi kınarız. Diğer yandan tecrübelerimizden kaçarsak, korku ve güvensizliklerimizin dolduracağı bir boşluk yaratırız.

Geçmişten ders çıkarmaya karar verirsek, öncelikle geçmişle yüzleşmemiz gerekir. Bundan sonra geçmişin sunduğu her dersten en iyi şekilde faydalanmaya hazır oluruz. Zincirleri kırıp ilerlemek için gerekli dürtüleri oluşturabiliriz.

Sizi rüyalarınıza götürecek trambolini kurun 

Rüyalarımıza bizi götürecek trambolin, yaşadıklarımızdan ders çıkarma arzusuyla kurulur. Son ilişkiniz, başarısız girişimleriniz ya da bir arkadaşınızın yarattığı hayal kırıklığı şikayet etmek, kendinizi azarlamak, yüzünden suçluluk hissetmek ya da gücenmek bundan ne çıkarabileceğinizi düşünün.

Tecrübelerinizi yönetmek, günlük hayatınızda size nasıl yardımcı olabilir? dilediğiniz her şeyi başarmanızı sağlayacak trambolinin yapımıyla ne ilgisi var? Çok basit: kişisel gelişimimiz tamamen geçmişimizin günlük hayatımızla ilişkisine bağlı.

Bir düşünelim. Geçmişteki tecrübelerim sayesinde çevremdeki insanlarla iyi geçinmeyi ya da duygularımı yönetmeyi öğrenirsem, bütün enerjimi dilediğim şeyi elde etmeye, o motive edici trambolini kurmaya ayırabilirim.

Diğer yandan, halihazırda bildiklerimize tutunup riskleri besleyebiliriz. Kanepe yani rahat bölgenizin konforu son derece çekici ve rahatlatıcıdır. Küçük acılar olsa da korkunun asıl sebebi, bilinmeyene atlamakla birlikte gelen risktir. Peki ama büyümeye ve öğrenmeye nasıl devam edebiliriz?

Geçmiş, oturup kendimiz için üzüleceğimiz bir kanepe ya da hayallerimize doğru ilerlemek için bir trambolin olabilir. Seçim, nasıl düşündüğünüze bağlı.