Son Vedaya Mektup

11, Ağustos 2017 İçinde Psikoloji 69 Paylaşıldı

Son kez veda etmek ya da hayatınızda önemli olan bir aşamayı sona erdirmek, daima zordur. Özellikle de ölümü inkar eden, öteleyen, ondan uzak duran ve asla yanına yaklaşmak istemeyen bir toplumda yaşadığımız için bu durum daha da güçleşiyor. Ama günün sonunda gerçeklik ile yüzleşir ve hayatımızın bir noktasında onunla karşılaşırız. Ölümü reddetmek, varlığımıza dair yanlış bir fikre kapıldığımıza işaret eder.

Ölümsüz olduğumuza ve hastalıklar, kazalar ve diğer bütün şeylerin bizim değil başkalarının başına geldiğine inanıyoruz. Elbette gerçek bu değil. Nihayetinde biz de yaşlanacağız, bir şekilde hastalanacağız ve her şey söylenip yapıldığında da öleceğiz.

Geçmişte ölüme çok daha fazla hoşgörüyle yaklaşıyorduk. Vedalar ve yas, çok daha kolayca başa çıkabildiğimiz şeylerdi. O zaman da ölüm hoş bir deneyim değildi elbette ama hayatın bir parçasıydı. Bu dünyayı tanıma şansını elde etmenin bedeli olarak kabul ediliyordu.

Yas tutmanın sağlıklı olup olmadığını ne belirliyor? 

Bir kaybın üstesinden gelebilmek için yas tutmak, gerekli bir süreçtir. Yalnızca insanları kaybetmekten değil diğer türlü kayıplardan, mesela işinizi, sağlığınızı kaybetmekten ya da partnerinizden ayrılmaktan da söz ediyoruz. Bu bakımdan, sağlıklı bir duygu olarak üzüntü, baş rolde olmalıdır. Olanları anlamamıza, ruhumuzdaki yaranın acısını dindirmeye yardımcı olur. Böylece yeterince zaman geçtikten sonra, normalde bu süre altı ay ila bir yılı bulur, eskisi gibi hayatımıza devam edebiliriz.


Bazen doğru şekilde yas tutmaz ve yas aşamalarının birinde takılıp kalırız. Yas tutmanın pek çok aşaması olduğunu belirtmemiz gerek (inkar, öfke, suçlama, kabullenme vs.) ve bunların hepsinden ya da bir kısmından geçebiliriz. Bu aşamaların hangilerinin ve nasıl yaşanacağı, tamamen kişiye bağlıdır.

Sağlıklı ya da sağlıksız bir şekilde yas tutmak, ölüm ya da kayıp hakkında, hatta her şey hakkında kendimize ne söylediğimize bağlıdır. Ama yeni hayatımızla nasıl yüzleştiğimize ve kaybettiğimiz şeyler olmadan nasıl davrandığımıza göre de değişir.

Mektup yazmak 

Terapide, yas tutma süreçlerini iyileştirmek adına hem duygularımıza hem de düşünce ve davranışlarımıza dayanan pek çok teknik kullanabiliriz. Bu tekniklerden biri, elveda demek için bir mektup yazmaktır. Ölmüş birine, kaybettiğimiz bir işe, bir partnere, kendi sağlığımıza ya da kişisel olarak önemli bir kayıp olarak görüğümüz herhangi bir şeye hitaben olabilir bu mektup.

Nihayetinde bir mektup yazmak, duygularımızın yoğunluğunu yavaşça azaltmayı hedefleyen açıklayıcı bir tekniktir. Böylece sonunda sağlıklı bir nostalji hissederiz ama sağlıksız depresyon, öfke,endişe ya da suçluluk hislerinden kurtuluruz.

Bu çok önemlidir çünkü müttefikimiz olan ve yaşadıklarımıza uyum sağlayarak kaynaklarımızdan faydalanmamıza ve bir çözüm bulmamıza yardımcı olan üzüntü gibi duygular vardır.

Fakat başka duygular bizi durdurur, tıkar ve durumla başa çıkmaktan alıkoyar. sorunu çözmekten ya da olanları anlayabilmemize yardımcı olmaktan ziyade, kesin ve kendi çıkarımıza olacak şekilde düşünüp davranmamıza izin vermeyen aşırı yoğun bir rahatsızlığa yol açar.

Nasıl elveda deriz? 

Artık burada olmayan birine ya da bir şeye nasıl mektup yazabiliriz? Nasıl elveda deriz? Ne yapmalıyız? Kâğıt ve kalemi elinize alın ve kaybettiğiniz şey fiziksel gerçeklikte var olmasa dahi psikolojik gerçekliğinizde var olduğunu hayal edin. 

Onları selamlayarak başlayın, gittiklerinden beri nasıl hissettiğinizi anlatın ve birlikte geçirdiğiniz zamanlar için duyduğunuz minnettarlığı ifade edin. Artık sizinle değiller ve bu yüzden çok üzülüyorsunuz ama bir zamanlar onlarla birlikte olmuş olmak da çok büyük bir şanstı. Bunun tadını çıkardınız, bundan yararlandınız ve hayatta her şeyin olduğu gibi birlikte geçirdiğiniz zaman da doldu.

O aşama bitti, durumun gerçekliği bu ama sizin bir zamanlar tadını çıkardığınız güzellikleri hiç yaşama fırsatı olmamış pek çok insan da var. Dolayısıyla, mektup pozitif bir şekilde, minnettarlığınızı ve takdirinizi göstererek son bulmalı; bu hayatta her şeyin bir ömrü olduğunun farkında olduğunuzu ama günün sonunda, artık gitmiş ve geri gelmeyecek olana elveda demek gerektiğini bilmelisiniz.

Bu açıklamayı uygulayıp kayıpla ilgili bütün o şeylerden kaçmayı bıraktığınızda duygularınız eski yoğunluğunu yitirecek, eskisi kadar sık ve uzun süreli olmayacak ve bütün bu durumlarla yüzleşme beceriniz büyük oranda iyileşecektir. Gerçek duruma uyum sağlayacak, durumu sakinlikle kabul edip hoşgörü göstereceksiniz ama şefkat ve ufak dozda nostaljiyle hatırlamaya devam edeceksiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir