Faydasız Duygular: Suçluluk ve Endişe

Mart 22, 2017

Yaşamlarımız, çoğu zaman suçluluk ve endişeyle doludur. Bunlar bize hiçbir şey kazandırmaz ama bu duygulara gerektiğinden fazla önem veriyoruz.

Çoğu zaman yaptığımız şeyler ve sonuçları ışığında memnun kalmadığımız şeyler konusunda suçluluk duyarız. Ayrıca yapabileceklerimiz ya da yapmamız gerekenler hakkında endişeleniriz. Öyle ki bu kaygılar yüzünden eyleme geçemeyiz.

“Suç, duyguda değil rızadadır.”

– Saint Bernard de Clairvaux

Fakat bu iki duyguya önem vererek aslında neler kaybettiğinizi biliyor musunuz?

Bu duygulardan tamamen kaçamayacağımızı biliyoruz ama nihayetinde faydasız olan bu iki duyguya ne kadar zaman ayırmamız gerektiğini bilmek de önemli.

Faydasız duygular sizi hareketsizleştirir

Suçluluk ve endişe, sizi hareketsizleştirerek zaman kaybetmenize yol açar. Her iki duygu da şu anı yaşamanıza engel olur. Suçluluk nedeniyle, gerçekleşmiş ve çözümü olmayan şeyler hakkında düşünüp zaman kaybedersiniz. Endişe yüzünden hareketsiz kalırsınız, henüz gerçekleşmemiş olan gelecek hakkında düşünerek kaygılanırsınız.

Kendinizi kötü hissetmek ya da endişelenmek, yaşananları ya da henüz yaşanacak olan şeyleri değiştirmez. Öyleyse, bu iki duyguya neden bu kadar önem veriyoruz? Bu duyguların hayatımıza pozitif hiçbir şey getiremeyeceğini bildiğimize göre neden bunları hala ön planda tutuyoruz?

Bu iki duygu, herkesi etkiler. Yaptıkları veya henüz yapmadıkları şeyler yüzünden kendini suçlayıp duran depresif ve kötümser insanları görmek mümkün.
Siz de istisna değilsiniz. Bu nedenle, bu iki duyguyu belirlemeniz gereklidir. Bu duyguların farkına varmalı ve bunları azaltmaya odaklanmalıyız. Böylece, olumsuz sonuçlardan, mesela acı çekmekten kurtulabilirsiniz.

Izdırap, suçluluk ve endişenin dışa vurumudur. Kendinizi sefil ve umutsuz hissetmenize ve geçmişte olmuş ya da gelecekte olabilecek bir şeyi takıntı haline getirmenize neden olabilir.

Geçmişten ders çıkarıp geleceğinizin yönünü değiştirin

Bu duyguları kendimizde belirledikten ve bunların bizde uyandırdığı hisleri, ayrıca bize acı çektirmekten başka işe yaramadıklarını anladıktan sonra çözüm bulma zamanı gelmiş demektir.

Suçluluk duygusu yüzünden kendimize işkence etmemeli, tam tersine bunu hatalarımızdan ders çıkarma fırsatı olarak görmeliyiz. Böylece aynı tuzağa tekrar düşmeyiz. İlerler ve hayatımızda yol alırız.

Hiç kimse suçluluk duygusundan muaf değildir. Hepimiz, hayatımızın belli zamanlarında hatalar yaparız. Ama bunu olumsuz bir şey olarak görmeyin! Hiç öyle değil. Yaptığımız hataları kişisel gelişimimiz ve büyümemiz için bir fırsat olarak gördüğümüz takdirde, hata yapmak, bizi daha iyi insanlar haline getirir.

Endişe söz konusu olduğunda gelecekte yaşanabilecekleri takıntı haline getirmek, aslında hiçbir işe yaramaz. Zamanı geldiğinde, harekete geçip olayların gerektiği gibi gelişmesine izin vermeliyiz.

Zamanı gelmediği halde yaşanabilecek şeyleri düşünmek faydasızdır, çünkü belki de o zaman geldiğinde hiçbir şey beklediğiniz gibi gitmeyecektir. Bu, pozitif ya da negatif olabilir. Hiç bir şeyin istediğiniz ya da düşündüğünüz gibi gitmediği zamanlar mutlaka olmuştur, onları gözünüzün önüne getirin.

Geçmişi değiştiremeyiz, gelecek ise henüz yaşanmamıştır. Bütün bunları unutmadan, geçmiş ve geleceğimizle farklı bir şekilde yüzleşmeye hazır olmalıyız. Kimse, bu duyguları hissetmemeniz gerektiğini söylemiyor ama bunlardan ders çıkarabilirsiniz.

Hissettiğimiz her şeyi bize faydalı olacak şekilde kontrol etmeyi öğrenmesi gereken duygusal varlıklarız. En olumsuz olay bile öğrenmemiz ve daha iyi insanlar olmamız için fırsat olabilir.

Değiştirmeye gücünüzün olmadığı şeyler hakkında endişelenerek kendinizi kapatmayın veya stres olmayın. Halihazırda gerçekleşmiş olan şeyler değiştirilemez, gelecekte olacak şeyleri ise bilmemiz imkansızdır.