Partnerinizin Sizi Gerçekten Umursayıp Umursamadığını Nasıl Anlarsınız?

· Haziran 6, 2017

Belki bu makalenin konusu size fazla safça gelecek. Partneri tarafından sevilip sevilmediğini kim söyleyemez ki? Doğrusu, insanlar mükemmel değildir. Bazen hatalar yaparız ve bazı hatalar, diğerlerinden daha çok canımızı acıtır. Bunu biliyoruz. Zamanlarının ve hayatlarının büyük kısmını, aslında onları hiçbir zaman hak ettikleri şekilde sevmemiş bir partnerle geçirmiş pek çok kişi vardır. Ya da umdukları şekilde sevmemiş biriyle. Belki de aldatılmışlardır. Ya da partnerleri, söz verdikleri bağlılığa yeterince inanmamıştır.

Bunlar, en çok canımızı acıtan türden hatalardır. Kendimizi en kötü hissettiren ve duygusal olarak yıkıma uğratan hatalardır. Çünkü çok zaman, enerji ve umut yatırılmıştır, belki onlar için çok önemli olan bazı düşüncelerden vazgeçmişlerdir… ve bütün bunları bizi sevdiğini söylemeye asla cesaret edememiş biri için yapmışlardır. Ya da bağlanmayı ve ilişkiye şans vermeyi kabul etmemiş biri için. Bu yüzden, aşağıda sözünü edeceğimiz işaretleri fark etmeyi öğrenmeliyiz. Bunlar bildiğiniz boyutlar ama yine de akılda tutmaya ve üzerinde düşünmeye değer.

1. Küçük şeylerle ilgilenmek

Sadece “İyi uyudun mu?”, “Ne zaman işe gideceksin?”, “Seni ne zaman tekrar göreceğim?” gibi küçük şeylerle ilgilenmekten söz etmiyoruz. Birine olan ilgi, o kişinin size bakışından jestlerinden ve küçük detaylardan anlaşılır. Eve geldiğinizde aklınızı kurcalayan bir şeyler olduğunu fark ederek ve sizi kaygılandıran şeyin ne olduğunu öğrenmek isteyerek bu ilgiyi gösterebilirler. Düne, bugüne ve yarına duyulan ilgidir bu. Çocukluğunuzdan kalma detayları, şu anki küçük takıntılarınızı ve gelecek hakkındaki düşüncelerinizi bilmek isterler. Böylece o kişi için önemli olduğunuzu, hakkınızda daha çok şey öğrenme isteklerinin samimi olduğunu, görürsünüz. Bunu hem sözlü hem de sözsüz dilde, gösterdikleri empati sayesinde ve hepsinden önemlisi samimiyetlerinde görebiliriz. İlgi gözlemlenir, duyulur ve hissedilir. Bunu fark edebiliriz.

2. Bağlılık 

Bağlılık, hislerimiz ve ilişkilerimizde sürekliliği sağlamak ve gelişmek için gereklidir. Her iki bireyin de ortak bir hedef için birlikte olacağı yarın hakkında endişelenmekle ilgilidir. Belki samimi ve yüceltici bir ilişki sürmekteyizdir ama daha fazlası için ortak bir isteği paylaşmıyorsak, aynı ufuklara doğru olgunlaşmayı dilemiyorsak, uyuşmazlıklar ortaya çıkmaya başlayacaktır. Dahası, ihtiyaçlarımız farklılaşacaktır.

Biri hafta sonu şehirden uzaklaşmakla mutlu olurken, diğeri ise bir yuva ve aile kurma konusunda boşluk hissedecektir. Sahte vaatlerden kaçınmalıyız zira bunlar havada yavaş yavaş çöken kalelerle şu anın üzerine bandaj sarmaya benzer. Güçlü sezgilere sahip olmalı ve belli ayrıntılar ile gerçekleştirilmeyen planların, azarlarla iç içe örülü bahanelerin farkında olmalıyız.

3. Birlikte olma ihtiyacı 

Bundan daha temel ve basit bir şey olabilir mi? Zamanı, mekanı, anı, fırsatları ve sessizlikleri paylaşmak. Bir buluşmayı bozacak ve ev dışında haklı gösterebileceklerinden çok zaman geçirmelerine neden olacak son dakika bahaneleri yoktur. Çiftin birlikte geçirdiği zaman, karşılıklı anlayış ve zevk ile dolu olmalıdır. Elbette, günün 24 saatini birlikte ‘birbirinize yapışık’ geçirmeniz gerekmiyor… ama biri için gerçekten önemli olduğumuzu bilmek için birlikte olmak üzere zaman bulma ihtiyacını ve hepsinden önemlisi de paylaştığımız zamanın paylaşmaya değer olduğunu fark ederiz.

4. İletişimin önemi 

Partnerinizle olan ilişkiniz nasıl? Aranızda anlayış ve empati var mı? Partneriniz sizi içtenlikle dinliyor mu? Sözlerinizi, fikir ve yorumlarınızı hatırlıyor mu? O diyaloglara dikkat etmek, ilgiyi ve yansıtıldığımızı gördüğümüz o bakışları fark etmek zaruridir. Burada sözlerimiz, hem zarara hem de sevince neden olabilir. Asla olmaması gereken bir şey ise kayıtsızlıktır. Asla. Hislerimizin solmaya başladığı ve kelimelerimizin öz güvenimizi koruma ve bize umut vermekten çok uzakta olan bir durumda kalmaktan kaçınmak için yardım etme gücünün artık olmadığı o sis bulutu, canımızı çok daha fazla yakabilir.

Resim: Benjamin Lacombe