Öz Güvenimizi Geliştirmek

Mayıs 29, 2017

Sağlıklı bir öz güvene sahip olmak herkes için kesinlikle gereklidir, çünkü hayata neşe ve güven içinde bakmamızın yolu budur. Bu sayede daha fazla hedefimize ulaşıp daha çok kapının açılmasını sağlayabiliriz. Bütün bunların sonucunda kendimizi daha başarılı hissederiz.

Düşük öz güvenin 6 belirtisi

  1. Rahata alışmak, motivasyon eksikliği. Kişi, hayalleri için mücadele etmeyi bırakır çünkü başaramayacaklarına inanırlar. Değersiz olduklarını düşünürler.
  2. Çekingenlik, korkulargüvensizlikler. Rezil olmaktan korkmak, başkalarının sizin hakkınızda ne düşüneceğinden korkmak, gülünç bir şey yapmaktan korkmak. İnisiyatif alamamak.
  3. Fiziksel ihmal ve hayat alışkanlıklarına dikkat etmeme. Dış görünüşleriyle ilgilenmeyi bırakırlar ya da tam tersini yapıp kendileriyle aşırı derecede ilgilenerek öz güven eksikliklerini gidermeye çalışırlar. Böyle bir kişinin sağlıklı hayat alışkanlıkları yoktur, kötü beslenirler, egzersiz yapmazlar vs.
  4. Negatiflik ve katılık. Yaşanan her olay, yaptıkları her hata kendilerine daha az saygı duymaları, morallerini bozmaları ve kendilerini suçlamak için bir sebeptir. Kişi, kendine karşı anlayışlı veya esnek değildir.
  5. Değişiklikleri kabul etmeyi reddetmek ve mükemmeliyetçilik. Değişim olumlu bile olsa kişi, hayatta her hangi bir değişiklikle karşılaştığında aşırı derecede strese kapılır. Başka bir yere uyum sağlayamama korkusu yüzünden bildikleri şeye devam etmeyi seçerler. Ayrıca mükemmeliyetçidirler çünkü yanlış bir şey yapmak kendilerini suçlamalarına, iç tartışmalara ve morallerini bozmalarına neden olacaktır.
  6. Başkalarına kötü davranmak. Öz güveni eksik kişiler, kendilerini daha değerli hissedebilmek için hırslarını başkalarından çıkarabilirler. Bir başkasını mağdur ettikleri zaman kendilerinin güçlü bir pozisyonda olduğunu ve karşılarındaki kişiden üstün olduklarını düşünürler. Bu durum onları rahatlatır ve kendilerini kandırırlar üstün olduklarına inanırlar.

Öz güvenimizi artırmak için ne yapabiliriz? 

Aşağıda sağlık bir öz güvene sahip olabilmek için edinebileceğiniz 8 alışkanlığı gösteriyoruz:

Kendinizi tanıyın 

Bir kişi kendini tanımazsa, kendini sevemez. Hiç tanımadığınız birini sevdiniz mi? Muhtemelen cevabınız hayırdır çünkü sevgi, bilgi ve duygusal keşiften doğar.

Erdem ve kusurlarınızı bilmeniz çok önemlidir çünkü bunu bilmezseniz aşağıdaki adımları atamazsınız. Kendimize gerçekçi bir şekilde bakamamak sıkça karşılaştığımız bir durum çünkü düşük öz güven gerçekliği bozabilir, her şeyi aşırı negatif hâle getirebilir.

Bu durumda yalnızca güvendiğiniz değil, size yardım edebilecek bilgiye sahip bir kişiye dayanmak gerekir. Kendimizi tanıyınca ve nereye gittiğimizi bilince, etkili bir şekilde yaşamak için kendimizi bu yola koyabiliriz.

Mesela, bir kuş çok güzel uçar ama onu suya bırakırsanız, hiçbir şey yapamayacaktır. Bir kişi, bilgisayar programlmada usta olabilir ama belki de elleriyle çalışma konusunda bir sorunları vardır.

En akılıca şey, bilgisayar programlama yolunu seçmek olacaktır, sanatçı olmayı değil. Ama çoğu kez kendimizi tanımamak bizi yanlış yola götürür. Güçlü ve zayıf yanlarınızı bilmezseniz, yaşamınız doğru yönde ilerlemeyecektir.

Erdemlerinize odaklanın 

Hepimizin erdemleri ve kusurları vardır. Kesinlikle herkes için geçerlidir bu. Kendilerinden çok emin gözüken kişiler değerlerine tamamen güvenmektedir, böylece kusurları geri planda kalır.

Düşünceler, birikmeye devam eden ve giderek büyüyen bir kartopuna benzer. Bu yüzden dikatimizi kusurlarımıza yönelttiğimiz sürece, güvensizliğimiz ve rahatsızlığımız artacaktır.

Düşüncelerinizi kontrol edin 

Öz güveni düşük kimseler, kendileri hakkındaki negatif düşüncelere teslim olur. Morallerini bozar, beceriksiz olduklarını düşünürler, başkalarının daha iyi olduğuna inanırlar Hatta kendilerini sürekli eleştirip hakaret edenler yine onlardır.

Kendimize saygı duymalı ve şefkat göstermeliyiz çünkü aksi hâlde öz güvenimizi yükseltmemiz imkânsız olacaktır. Düşünme şeklinizi kendinizle olan iç diyaloğunuzu değiştirmeye çalışın. Kendinizle konuşurken güzel, övgü dolu sözler kullanmayı alışkanlık edinin.

Kendinize karşı sabırlı olun ve her şeyden önemlisi, son derece esnek ve anlayışlı olun. Kendinize negatif düşüncelerle saldırmak, öz güven eksikliğinde boğulmanıza yol açmaktan başka işe yaramayacaktır.

İçinizde bir düşman var; sizi sabote etmeye devam ediyor ve “Başaramazsın“, “Beceriksizsin“, “Bu sana göre değil“, “Bunu hak etmiyorsun“, “Buna değmezsin“, “Yanlış yapacaksın, deneme bile” gibi şeyler söylüyor. O düşmanı size değer veren bir müttefikle değiştirin ve “Başarabilirsin“, “Sen yaparsın“, “Sen bunu hak ediyorsun“, “Seni seviyorum“, “Sen harikasın“, “Sen buna değersin“, “Bunu dene ve hata yaparsan da hiç önemi yok. Öğrenmeye devam edecek ve doğrusunu yapacaksın” deyin.

Kendi düşmanınız olmak yerine müttefikiniz olmaya alıştığınızda kendinizi daha güvende hissedeceksiniz çünkü düşüncelerinizde saklı o kelimeler, kendinize inanmaya sizi ikna edecek.

Etiketlerden kurtulun 

Her türlü etiketten kurtulun. Kişisel değerinizi kendinizin dışında hiçbir şeye bağlamayın. Ne işinize, ne sahip olduklarınıza, ne de aşk hayatınıza vs. Kişi olarak kim olduğunuzun, sahip olduklarınızla hiçbir ilgisi yoktur.

Öz güveniniz düşükse, kendinizi başkalarından daha kötü hissedersiniz ya da işsiz olduğunuz için, bir partneriniz olmadığı için vs. değersiz olduğunuzu düşünürsünüz. Güzel haber şu ki bütün bunların hiçbir önemi yok.

Muhteşem şeylere sahip olmadan da sağlıklı bir özgüven duygusunu yaşayabilirsiniz çünkü önemli olan şey dışınızda değil içinizdedir. 

Önemli olan şey, kişi olarak kim olduğunuza değer vermenizdir. Hayata bakışınıza, başkalarına nasıl davrandığınıza, nezaketinize, dürüstlük ve güvenilirliğinize odaklanmaktır.

Kendinize karşı sorumluluk alın 

Herkes kendi sorumluluğunu üstlenmelidir. Kendi güvensizlik ve problemlerimiz için başkalarını suçlamanın hiçbir anlamı yok. Başkaları da bizi etkiler ama günün sonunda, seçim yapan bizleriz başkaları değil. İşte bu yüzden kendi hayatımızdan sorumluyuz.

Dışarıda olan bir şeydir ama karşılaştığınız duruma nasıl tepki vereceğinizi seçen sizsiniz. 

Mesela, biri size iyi davranmıyorsa ve yine de o kişiyle ilişki kurmaya karar veriyorsanız, mutsuzluğunuz yüzünden o kişiyi suçlayamazsınız çünkü belli bir noktada tecrübesizlik, güven ya da benzeri bir nedenle bunu seçen sizsiniz. Her halükarda sorumluluk bize ait ve başladığımız gibi bitirmek elimizde.

Hayatta sahip olduğumuz iyi ya da kötü her şeyi bir şekilde biz kazandık. İstisnalar olmasına ve bazen talihsizlik yüzünden kendi seçimimiz olmayan durumlarla karşılaşsak da her zaman durumu değiştirecek kararlar verebiliriz. Bir diğer şey, değişikliklerle yüzleşebilmek için güvenlik ve cesaretimize bel bağlayabilmektir.

Suçu başkalarının üzerine attığınız müddetçe öz güveninizi yükseltmeniz mümkün olmaz çünkü sorumluluktan kaçarsanız, değişmek için hamle yapamazsınız. Ama sorumluluk almaya başlar ve hayatınızı yöneten kişinin kendiniz olduğunu anlarsanız, kendi hayatınızın kontrolünü ele alıp sizi memnun etmeyen şeyleri değiştirmek için karar verebilirsiniz.

Hayatınızı iyileştirmek için yapmaya başlayacağınız bu eylemler sayesinde kendinizi seveceksiniz çünkü kendinize yardım etmek için bir şey yapıyor olacaksınız. Tıpkı birinden yardım aldığınızda minnettarlık ve sevgi hissetmeniz gibi kendinize yardım ettiğinizde aynı hisleri kendiniz için duyacaksınız.

Hedeflerinizi bilin

Hayatın sizi alıp götürmesine izin vermemek önemlidir. Hepimiz kendi hayatımızı yönetebiliriz ve işleri kadere bırakmamız gerekmez. 

Kendimize hedefler belirlememiz ve ilerlemek için eyleme geçmemiz gerekir çünkü hayatta hedefleriniz olmazsa başarmak için gerekli araçları kullanamazsınız ve bunun sonucunda kişisel gelişiminizde duraksama yaşarsınız.

Öz güven, tecrübelerimiz ve hayatta yaşadıklarımız ile sürekli olarak oluşmaktadır. Bu yüzden, durumlarla ve hedeflerinizle yüzleşmekten kaçarsanız, öz güveninizi iyileştiremezsiniz çünkü bu, eğitim döneminden geçmemiş ve saatlerce oynamamış bir basketbol oyuncusundan iyi oynamasını beklemeye benzer.

Kendinizle ilgilenin 

Birini sevdiğinizde ne yaparsınız? Bu ister çocuğunuz, ister bir arkadaşınız ya da akrabanız olsun… Birini sevip değer verdiğimizde, doğal cevabımız, o kişiyle ilgilenmek ve onların en iyi yönlerini ortaya çıkarmak olur. Onların kusurlarını görmez, erdemlerini ise çoğaltırız.

Aynı şeyi kendinizde uygulamalısınız: Dengeli beslenin, egzersiz yapın, arzularınıza kulak verin, hayallerinizin peşinden koşun, içinizden geleni yapın, tutku duyduğunuz şeylerin tadını çıkarın, istediğinizde “hayır” demeyi öğrenin ve böylece kendinize bakın.

Kendinizle ilgilenmenin yanı sıra, kendinize hoş sürprizlerde bulunmayı unutmayın. Sahip olduğunuz en güzel özelliklere odaklanın ve kendinizle gurur duyun. Siz eşsiz bir insansınız ve hepimizin erdemleri var. Sorun şu ki bazı insanlar, erdemlerini göremiyor çünkü kusurlarını görmekle çok meşguller.

Sahip olduğunuz güzel şeylere odaklanma alışkanlığını edinmelisiniz, başardığınız şeylere. Ve bunların çok büyük şeyler olması gerekmiyor. Korktuğunuz bir şeyle başa çıkmak zorunda kalmak bile kendinizi şımartmanız için yeterli bir sebep çünkü hayatınızı iyileştirmek için bir şey yapıyorsunuz ve bu, takdire değer bir hareket.

Bende en iyi şeyleri gördüğünde abartma” gibi sözleri kim duymamıştır ki? Kendimize sevgi dolu gözlerle baktığımızda her şey farklı gözükür. Bunu yapmak zorundasınız: Kendinizi öyle sevmelisiniz ki güzel özelliklerinizi görebilmelisiniz. Kendinizi daha çok sevmeye başladığınızda, kendi erdemlerinizi görmeniz kolaylaşır.

Kendinizi kabul edin 

Kabul etmeden, iyilik veya güvenlik hissi olmaz. Kusurlarınızı kabul etmediğinizde, daha büyük hâle bile gelebilirler ama kabul etmeye başladığınızda tam tersine kusurlarınız küçülecektir.

Mükemmeliyetçilik diğer şeylerle birlikte kabul etmemenin nedenlerinden biridir. Mükemmeliyetçilik fikriyle beynimizi yıkayan reklamlar, filmlerle büyüyoruz. Yaz gelince ‘bikini operasyonu’ başlıyor, daima geç görünmek için cildimize nasıl bakacağımızı, filmlerdeki gibi beyaz dişlerimiz olması için kullanmamız gereken diş macunlarını duyuyoruz.

Farkında olmasak bile daima mükemmel olmamız gerektiğini düşünmemiz için beynimizi yıkıyorlar ve bu, kendimizi kabul etmemize engel olan nedenlerden birini teşkil ediyor. Hayatta her şeyin iyi ve kötü bir tarafı var. Her şeyde avantajlar ve dezavantajlar dengesi var.

Hepimizin iyi ve kötü bir tarafı var, hem fiziksel anlamda hem de kişilik özelliklerimiz bağlamında. İnsan olduğunuzu ve herkes gibi sizin de iyi ve kötü yanlarınızın olduğunu kabul edin.

Yalnızca iyi olanı kabul edip kötü şeylerin de amacı olduğunu göremiyoruz. Yağmur olmadan gök kuşağı olmaz, ama insanlar yağmurdan şikayet ederken, gök kuşağının güzelliğinin tadını çıkarıp överler. 

Her şeyin iki yamacı vardır ve bunlar, birbirini tamamlar. Kusurlarınızı reddedersiniz, öz güveninize saldırmış olursunuz. Kusurlarınızı kabul etmelisiniz ve bunu yaptığınızda ilginç bir şekilde kusurlarımızın iyileştiğini göreceksiniz.

Kendinizi kabul etmek, boyun eğmek anlamına gelmez. Bir şey hoşumuza gitmeyebilir; o zaman onu düzeltmeye çalışalım. Kendinizi kabul etmek, sevmediğimiz yönlerimizden rahatsız olmamak demek değildir. Bazı şeyleri değiştirmeyi çok istesek bile, onları reddedemeyiz. Şu an bu şekilde olduğumu kabul edebilir ve bunu endişelenmeden stres veya negatif duygulara kapılmadan yapabiliriz.

Bazı yönlerimizi sevmesek bile kendimizi kabul etmeliyiz. Aynı şekilde kendimizi sevmeli ve negatif duygular olmadan ve sevgi dolu bir şekilde eksiklerimizi düzeltmek için çalışmalıyız. 

Resimler: Alba Soler