Özgürlük Aklınızda ve Duygularınızda

Haziran 16, 2017 İçinde Duygular 87 Paylaşıldı

Özgürlük nedir? Yaşadığımız fiziksel dünyanın sınırları içinde gerçekten bu kavramı araştırmalı mıyız? Gezegenin bir bölümünde diğerlerinden daha fazla özgürlük var mıdır? Özgürlüğün coğrafyayla ile gerçekten bir ilgisi var mı yoksa aslında bir sadece zihnimizde oluşan bir fikir mi?

Bu yazıda, “özgürlük” kavramı üzerinde duracağız. Şüphesiz ki özgürlük, günlük konuşmalarımız içerisinde birçok farklı şekilde, kolaylıkla bahsettiğimiz bir olgu. Ancak, özgürlük dediğimiz şey, göründüğünden çok daha karmaşık bir kavramdır.

Özgürlük tam olarak nerededir?

Bir bakış açısına göre, özgürlük aklımızda, duygularımızda, kalbimizde, ruhumuzun ve varlığımızın derinliklerinde bulunur. Bilincimiz, bizi bağlayan tüm zincirlerden tamamen kurtulabilir, düşüncelerimizdeki prangaları yok edebilir ve dünyayı nasıl gördüğümüz ve onu nasıl anlayabildiğimiz konusunda sınırları aşabilir.

Tıpkı aidiyet duygusu, fiziksel sınırlar ya da belirli bir yerde yaşamak da olduğu gibi, birçok insan için özgürlük, daha çok yaygın ve daha az dünyevi olan olan başka kavramlar da ortaya çıkar.

“Köleliğin zincirleri yalnızca ellerimiz bağlar: insanı özgür kılan ya da köle yapan kendi zihindir.”

– Franz Grillparzer

Bir diktatörün zorbalıkla, toplumda yaşayan bireylerin eylemlerini denetlediği ülkelerin aksine, insanların demokratik ülkelerde daha yüksek yaşam kalitesine sahip oldukları aşikardır. Ancak, gerçekte, sadece demokratik bir ülkede yaşamak sizi tamamen özgür bırakmaya yeter mi?

Duruma şu açıdan bir bakalım: belirli bir toplumsal ve politik sistemin kurbanı olan bir birey ile, koşulların ne olduğuna bakılmaksızın, toplumsal dayatmaların veya baskıların dışında yaşayabilen birinden daha mı az özgürdür?

İçinde yaşadığımız bu modern zamanlarda, hepimiz kendimizi, kendimizin inşa ettiği özel hapishanelere tıkma eğilimi içerisindeyiz. Kendinizi demir parmaklıklar ardına koyduğumuz zaman, artık nerede yaşadığınızın bir önemi yoktur. Başka bir deyişle, dünyadaki en özgürlükçü, en liberal ülkede doğmuş olsanız bile, kendi zihninizi ve kalbinizi, kendi duvarlarınız ardına hapsedebilirsiniz. Bu kendinize koyduğunuz duvarlar ve engeller öylesine güçlüdür ki, onları yıkamazsınız.

Bununla birlikte, hayaller kuran, kendine inanan, kendi fikirlerini, düşüncelerini geliştirip, deneyim kazanan, eleştiren, anlamaya çalışan, seven, umut eden insanların, yaşadıkları yer neresi olursa olsun, kendilerini özgür hissedecekleri bir dünya yaratma kabiliyetleri vardır.

İçimizdeki özgürlük

Gerçekte, gerçek özgürlük düşüncelerde, duygularda, hayallerde ve kalplerde yaşar. Sahip olduğunuz kimlik ne olursa olsun, sadece siz kendiniz gerçekten özgür hissedebilme yetisine sahipsiniz.

Kendisine zarar veren bir ilişki içerisine hapsolmuş bir insan özgür müdür? Bir kişi, ifade edemediği güçlü bir aşktan ötürü kendini yiyip bitirip, bu dünyadan göçtüğünde artık özgür müdür? Yaptığınız işi hiç ama hiç sevmiyorsanız kendinizi özgür bir birey olarak görür müsünüz? Aptalın teki, bilge bir insandan daha mı özgürdür?

“Eğer içinizde özgürlük duygusu yoksa, başka ne tür bir özgürlük beklersiniz ki?”

– Arturo Graf

Aslında, özgürlük kendi içinizde başlar. Tutkulu olma, aşık olma, hayaller kurma, hayatta alternatif bakış açıları arama, olumlu ve yapıcı eleştiriyi hayata geçirme, aynı madalyonun tüm taraflarını bulma veya en içteki hisleriniz ile bir bağ kurma; işte özgürlük budur.

Ayrıca, zihninizin yalnızlığında, gerçekten özgür olduğunuza emin olun. Çevrenizdeki insanların size ne söylediklerinin veya yönetimdeki partinin sizi yalanlarına inandırmaya çalışmasının ya da başkalarının sizi ne kadar kontrol etmesini istediğinin bir önemi yok. Kalbinizde ve ruhunuzda, dünyadaki varlığınızda, samimiyet ve tutkuyla yaklaştığınız ve bütünüyle benzersiz olduğunuz için tüm özgürlüğünüze sahipsiniz.

Hayal kurmak, inanmak, görmek, yorumlamak ve her yönden kendimiz olma yeteneğimiz, gerçekten inandığımızda hiç kimsenin bizden alamayacağı bir güçtür.

Bu nedenle, özgürlüğü fiziksel dünyada, milliyetlerde veya bir şehir veya ülke sınırları içinde aramanın bir yararı yoktur. Aksine, özgürlüğü kendi içinizde, duygularınızda, hislerinizde, sevgide ve bağlılığınızda arayın. Özgürlüğü, gerçekten saf bir biçimde, bozulmadan bulabilir ve hep el üstüne tutabilirsiniz.

Bir şiir okurken ağlamak, bir filmle izlerken heyecanlanmak, bir kitaptaki espriye gülmek, elde etmek istediğinizi hayal ederek, bu hedeflere ulaşarak, kendiniz olmak gibi eylemler ve ifadeler… yalnızca bu şekilde gerçek özgürlüğü bulabilirsiniz. Bunların hepsi tek bir yerde var: içinizde.

Bunlar da ilginizi çekebilir