Gözler Ruhumuza Açılan Pencerelerdir

Mart 7, 2017

Gözlerimiz yalan söylemez; onlar ruhumuza açılan pencerelerdir. Yüzümüz ne halde olursa olsun, her durumda gerçeği gösterirler. Birini tanımanın en iyi yolu, o insanın gözlerinin içine bakmak ve duygusal durumlarıyla ilgili ne söylediklerine dikkat etmektir.

Gözlerimiz tıpkı beden dilimiz gibi, ne düşündüğümüzü açığa çıkarır ve sözcükler ile ifade edeceğimizden daha fazlasını dile getirirler. Nitekim, ilettiğimiz bilgilerin çoğu, basit bakışlardan, yaptığımız tüm hareketlere kadar değişen, sözsüz bir iletişim dilinden meydana gelir.

Ruha açılan pencere: birbirimize bakmanın başka bir yolu

Birçok bilimsel çalışma, birisiyle ilk kez tanıştığımızda, gözlerimizin birçok farklı duyguyu açığa çıkardığını göstermiştir. Örneğin, güven veya güvensizlik, memnuniyet, korku ve benzerleri. Bu bilgilerin doğru olduğunu biliyoruz, çünkü bu başımıza her gün gelen bir durumdur: Sanki bedensel sınırlarımızı aşıp, gözlerimizle karşımızdaki insanın ruhuna erişebiliyoruz.

“Ruh gözler ile konuşabilir ve bir bakış ile öpebilir.”

– Gustavo Adolfo Bécquer

İşleri gereği, insanların yüzlerini incelemeleri gereken bazı uzmanlar, gözlerin yüzümüzdeki en samimi ve içten duyguları yansıtmada çok başarılı oldukları için, gözleri ruhlarımızın penceresi olarak adlandırmaktadır. Mesela ağzımız ile kıyaslandığında, gözümüz üzerinde herhangi bir kontrolümüz yoktur. Bir şeyden hoşlandığınız zaman, göz bebekleriniz istemsiz bir şekilde genişleyip, duygularınızı açığa çıkarır ve hoşlanmadığınız bir şeyi gördüğünüz zaman ise daralır.

Gözlerimizin sözsüz dili

İşte gözlerimizin ifade edebileceği bazı durumların ilginç bir listesi:

Mutluluk

Gözleriniz uzar, kırışır veya normalden daha fazla parlarsa, muhtemelen oldukça iyi hissediyorsunuzdur. Mutlu olduklarını fark etmek için birinin gülümsemesini görmenize gerek yok.

Dikkat

Eğer birisi size gözleri açık bir şekilde ve nüfuz eden bir bakışla bakıyorsa, bu söylediklerinize ve olan bitene dikkat ettikleri anlamına gelir. Eğer sizinle konuşuyorlarsa ve sözlerine dikkat ediyorlarsa, o zaman sizi iyi ya da kötü bir şekilde gördüklerini anlamak için diğer sözsüz iletişim özelliklerine odaklanmanız gerekir.

Üzüntü

Ruhun pencereleri aracılığıyla, en çok hissettiğimiz ve aynı zamanda en çok da saklamaya çalıştığımız üzüntüleri görebiliriz. Bu durumda göz kapakları ve kaşların alt kısmı yükselir.

Öfke

Kızdığımız zaman, kaşlarımız bir yay şeklini alır ve ifademiz çok ciddileşir. Hatta bazen kaşlarımız çatılı kalır.

Belirsizlik veya değerlendirme

Birini dinlerken gözlerimizi kısarsak, bu ifade söylediklerini değerlendirdiğimiz, doğruluğundan şüphe ettiğimiz ya da ne dediklerini anlamadığımız anlamına gelmektedir. Yarı kapalı gözler de ayrıca yorgunluğu ifade edebilir.

Cinsel istek veya konsantrasyon

Cinsel arzularımızın arttığı ya da konsantre olmaya çalıştığımız zaman, daha önce ifade ettiğimiz gibi göz bebeklerimiz genişler ve bu durumda bizi tamamen karşımızdaki insanın etkisine maruz bırakır. Bunu önleyemediğimizden dolayı, gözlerimiz ıslanır, kendimizi rahatsız hisseder ve sık sık gözlerimizi ovarız.

“Güzelliğinin gözlerinde değil ama bana nasıl baktığında olduğunu bilmek, beni korkutuyor, zayıf düşürüyor ve beni öldürüyor.”

– David Sant

“Sosyal yüzler”

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, “gözler ruhumuza açılan pencerelerdir” ifadesi gerçeklere dayanmaktadır ve bunun çok daha ilerisine gitmektedir. İnsan dili çalışmalarını farklı alanlarda gerçekleştiren psikologlar ve diğer bilim adamlarının yapmış olduğu bir çalışmaya göre, yaklaşık 40 yaşına kadar, hayatımız boyunca, farklı iletişim durumlarına adapte olduğumuz, bir dizi yüz şekli arasından seçim yapıyoruz.

Buna toplumsal yüz adı veriliyor. Örneğin, üzücü anlarda gelen gülme hissine rağmen, ifademiz sakinliğini korur. Bu konuda Teresa Baró, belirli bir yaşam biçimini korumamız nezdinde belirli davranış kalıplarının var olması gereken bir toplumda yaşadığımız için, bunun yalancı olduğumuz anlamına gelmediğini belirtmektedir.

Biz yalancı değiliz çünkü istesek de olamayız. Yüz ifadelerimizi ve hareketlerimizi gönüllü olarak daha uygun hale getirebiliriz, ancak gözümüzün nasıl hissettiğimizi ifade etmesine mani olamayız.

“Kendinize ihanet edebileceğiniz en kötü yol, gözlerinizi parlatacak şeyleri yapmamaktır.”

– Anonim