Kısıtlayıcı Diyete Hayır, Sağlıklı Alışkanlıklara Evet

10 Haziran, 2020
Kısıtlayıcı diyetler sağlıklı mı? Kilo vermenin başka yolları var mı? Farkında olmayabilirsiniz ancak günlük alışkanlıklarınızda kalıcı bir değişiklik size sandığınızdan daha fazla yardımcı olabilir. Nasıl mı? Okumaya devam edin.

Kısıtlayıcı diyet yapmak ya da yapmamak, bütün mesele bu. Siz de diyete başladığınızda kendinizi suçlu ve hayal kırıklığına uğramış hissedenlerden biri misiniz? Hayattan sadece yarı yarıya keyif aldığınızı mı düşünüyorsunuz?

İşte size diyet kültürünün arkasında ne olduğunu anlamanıza yardımcı olacak bazı yöntemler. Ayrıca, popüler mucize diyetlerini sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarından ayırt edebilmenin yolları. Kısıtlayıcı diyetlere veda edin ve kendinize iyi bakın. Bu kısır döngüyü kırmanın anahtarları bunlar.

Diyet kültürünün arkasında ne var?

Sizi kısıtlayıcı beslenme şekillerine yönelten diyet kültürüdür.

“Diyet” kelimesi Yunanca’dan gelir. “Bir kişinin düzenli olarak yediği yiyecek türleri” anlamına gelir.

Yıllar geçtikçe, bu kelime birçok başka şey de ifade etmeye başladı. Sadece diyetle değil, aynı zamanda bir yaşam tarzıyla da bağlantılı bir kavram haline geldi. Bazen sağlıklı bir yaşamdan uzaklaşan bir kavram. Ayrıca, hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde olumsuz etkisi olan bir kavrama dönüştü.

“Diyet” kelimesinin duygusal durumunuzu nasıl etkileyebileceğini görmek kolaydır. Bir noktada bu kelimenin anlamı kutuplaştı ve eğer diyet yapıyorsanız, kendinize hakim olmanız gerektiğini ama diyette değilseniz, istediğiniz her şeyi yiyebileceğinizi düşündürmeye başladı.

Medya ve diyet kültürü tarafından dayatılan bu kutuplaşmanın duygularınız ve yaşam kaliteniz üzerinde olumsuz bir etkisi olabilir. İyi beslenme alışkanlıklarını ve sağlıklı bir yaşam tarzına başlamanızı ve korumanızı engelleyebilir. Peki neden?

Kendinize bakmak, sağlıklı beslenme alışkanlıklarına sahip olmaktan çok daha fazlası demektir

Kendinize bakmak sadece sağlıklı yiyecekler yemekle ilgili değildir. Aynı zamanda içsel bütünlük ve uyum anlamına gelir. Fiziksel ve duygusal yönlerimizi bağımsız unsurlar olarak ayırmak imkansızdır. Hem genel düzeyde hem de yeme alışkanlıklarınızı değiştirirken.

Örneğin, kilo vermek isteyen fazla kilolu bir kişiyi ele alın. İçgüdüsel olarak yiyecek alımını kısıtlamaları gerektiğini bilirler. Çünkü ne kadar az yemek yerlerse, hedeflerine o kadar hızlı ulaşacaklarını düşünürler. Ancak kısıtlayıcı diyet, sağlıkları için zararlıdır. İnsanın duyguları gibi önemli bir yönünü dikkate almazlar.

Araştırmalara göre, insanlar psikolojik unsurları da diyetlerine dahil ettiklerinde daha iyi durumda oluyorlar. Sadece kısıtlayıcı bir diyet izlemeye odaklanmaktansa diyetleri ile duygusal durumlarını dengede tutmaya çok daha fazla dikkat etmeleri gerekiyor.

Bu nedenle, karma programlarda çok fazla gelişme var. Sadece benlik saygısı açısından değil, aynı zamanda beden imgesi ve öz-yeterlik algısı açısından da. Bu programlar aynı zamanda motivasyon düzeylerini ve bir değişim sürecine bağlılığı da geliştirir.

Kısıtlayıcı diyet zihniyetinin özellikleri

Kilo vermek için kısıtlayıcı bir diyet uygulamanız gerektiğine dair yanlış inanç sona ermelidir. Bilmeniz gereken ilk şey diyet kültürünün nasıl işlediğidir. Ayrıca, aşıladığı olumsuz düşünce ve duygular hakkında da bilgi sahibi olmalısınız. Diyet zihniyetinin özellikleri nelerdir? İşte en yaygın olanları:

  • Başlangıç ​​ve bitiş tarihleri ​​vardır.
  • Bazı gıdaların tüketiminin kısıtlanması ve ortadan kaldırılması söz konusudur. Bu nedenle, kaygı , suçluluk duygusu ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duygulara yol açar.
  • Sosyal etkinliklerle uyumsuzluk. İnsan sosyal bir hayvandır. Sosyal yaşamınızla uyumlu olmayan herhangi bir yemek planı, uzun vadede sürdüremeyeceğiniz bir yamadır.
  • Hızlı kilo kaybını teşvik eder ancak vücut yağının değil, kas kütlesinin kaybına sebep olur.
  • Kısa vadede etkilidir.
  • Birçok durumda, bu tür diyetlerin yo-yo etkisi vardır.
  • Vücut ağırlığı ilerlemenin tek göstergesidir.
  • Olumsuz duygulara ve düşük benlik saygısına yol açarlar. Çünkü hedefe ulaşmak imkansızdır; genellikle kısa bir süre içinde ulaşılmak istenen bir ağırlık vardır.

Kısıtlayıcı diyete hayır, sağlıklı alışkanlıklara evet deyin

Kısıtlayıcı diyetler sizi mutsuz eder.

Sağlık kavramı artık sadece bir  hastalığın olmaması  değil, hem fiziksel hem de psikolojik olarak bütün bir refah durumunun ifadesi haline geldi. Dolayısıyla, “sağlıklı alışkanlıklar” dediğimizde başka bir tanım daha var. Bu, zaman içinde tekrar eden ve sağlığınız üzerinde olumlu bir etki yaratan, kendinize has olarak kabul ettiğiniz davranış örüntüsüdür.

Sağlıklı beslenme alışkanlıklarını tanımlayan temel özellikler şunlardır:

  • Küçük başarıları değerlendirmeye yardımcı olan gerçek hedefler tarafından yönlendirilirler.
  • Sağlıklı beslenme alışkanlıkları, yiyecek ve yaşam tarzında kademeli değişiklikler içerir.
  • Aşamalı kilo kaybını içerirler. Bu bir sonuçtur, amaç değil.
  • Sınırlandırmalara ve dayatmalara bağlı değildir. Gıda seçimi konusunda kişi kriterlerini nasıl yükselteceğini öğrenir.
  • Sağlıklı beslenme alışkanlıkları zaman geçtikçe de korunabilecek sağlık hedeflerine ulaşılmasına yardımcı olur.
  • Ayrıca, fiziksel ve psikolojik olarak uygun bir seviyededirler, bu nedenle kişinin refah seviyesi artar.
  • Suçluluk ve hayal kırıklığı hissi aşılamazlar.
  • En son olarak da, sosyal yaşama uygundurlar.

Son notlar

Artık diyet kültürü ile yeme alışkanlıklarını değiştirmek  arasındaki temel farkları biliyorsunuz. Yine de, süreç ve hedefe ulaşma hızı konusunda şüphelerin ortaya çıkması yaygındır. Ayrıca alışkanlıkları değiştirmenin zaman aldığını da unutmamalısınız. Bu nedenle, kısıtlayıcı bir diyete başlamak zorunda hissetmeden önce, bu kısır döngüye kaç yıl yatırım yaptığınızı düşünün.

Sadece gördüklerinize odaklanarak kendinize iyi bakmak mümkün mü? Kendinizi sonsuza kadar devam edemeyeceğiniz  kısıtlayıcı diyetlerle cezalandırmak, benlik saygınızı etkilemez mi? Cevap açık: hayır, en azından sağlıklı bir şekilde etkilemez. Peki ya odağınızı değiştirmeye ne dersiniz? Farklı bir şeye yatırım yaparsanız ne olur? Diyet yapmadan kendinize bakmayı öğrenmek gibi bir şeye.

  • Villalba, F. (2016). Estudio comparativo de la eficacia de dos programas dietéticos con apoyo psicológico y un programa dietético sin apoyo psicológico para el tratamiento del sobrepeso y la obesidad en la infancia y la adolescencia. Implicaciones de la ansiedad, la depresión y la satisfacción con la imagen corporal. Tesis Doctoral. Universidad de Murcia. Recuperado de: https://dialnet.unirioja.es/servlet/tesis?codigo=126989