Dünyayı Değiştiren On Kadın

Ağustos 8, 2021
Birçok harika kadın, özverileri ve kararlılıkları için takdir edilmektedir. Aslında, bazıları dünyaya çığır açan katkılarda bulunmuştur.

Her yerde dünyayı değiştiren harika kadınlar var. Bazıları kendi alanlarında üstün olmuşlardır. Başkaları inanılmaz işler yapmışlardır. Aslında bizim adını bile duymadığımız çok sayıda inanılmaz kadın var.

Bu yazıda bahsettiğimiz kadınların hepsinin ortak bir yanı vardı. Hepsi belirli bir amaca veya hedefe bağlıydı. Ayrıca, sadece kendilerine meydan okumakla kalmamış, aynı zamanda ayrımcılıkla da uğraşmak zorunda kalmışlardır.

“Hayatımın her anında, kadınların erkeklerden daha iyi bildiği ve daha az ışıkla daha iyi yol buldukları bir gerçekliğin karanlığında elimden tutan bir kadın var.”

– Gabriel García Márquez

Bu kadınlar, kadın gücünün bir kanıtıdır. Hepsi dünyayı kendi yollarıyla değiştirdi.

Fatma el-Fihri

Bu kadın, Muhammed el-Fihri adında güçlü bir tüccarın kızıydı. Babasının parasıyla son derece rahat bir hayat sürmeyi seçebilirdi. Bunun yerine öncü olmayı seçti. Dünyanın ilk üniversitesini MS 859’da Fez’de kurdu. Bugün bu okulu Karaviyyin Üniversitesi olarak biliyoruz.

Ruth Bader Ginsburg

2020 yılında hayatını kaybeden bu yargıç ve jüri üyesi, kadın hakları hareketinin, sivil direnişin ve sosyal adaletin bir simgesiydi. İlginç bir şekilde, aynı zamanda bir pop ikonu haline geldi.

Mütevazı bir aileden gelmesine rağmen, Ruth Bader Ginsberg müthiş bir başarı elde etti. Hatta Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi üyesi oldu.

Maya Angelou

Gerçek adı Marguerite Annie Johnson’dı. Hem kadın hem de siyahi olmak için kötü bir zaman olan 1928’de St. Louis, Missouri’de doğdu.

Yine de şair, yazar, şarkıcı ve siyahi sivil haklar aktivisti oldu. Ancak, en çok otobiyografi serisiyle tanınır. Bunlar, hayatının dokunaklı bir kanıtı olmuşalrdır. Başkan Barack Obama, 2010 yılında ona Başkanlık Özgürlük Madalyası verdi.

Sofonisba Anguissola

Sofonisba Anguissola, bir İtalyan Rönesans sanatçısıydı. Erkek meslektaşlarının aksine, büyük ustalardan bir şeyler öğrenemedi. Yine de kendi kendine öğrenmeyi başardı ve portre sanatında usta oldu. Sonuç olarak, diğer kadınların liderliğini takip etmesinin yolunu açtı.

Susan B. Anthony

Susan B. Anthony, kadınların oy kullanmasına izin verilmesinden sorumlu olanlardan biriydi. Aslında, tüm hayatını kadın hakları için mücadele etmeye adadı. Elizabeth Cady ile birlikte 1866’da Amerikan Eşit Haklar Derneğini (American Equal Rights Association – AERA) kurdu. Bir noktada izinsiz oy kullandığı için tutuklandı ve para cezasına çarptırıldı. Ancak, bu cezayı asla ödemedi.

Virginia Apgar

Virginia Apgar, tarihin genellikle yeterince itibar etmediği bir başka harika kadındı. Amerika Birleşik Devletlerinde ilk anesteziyoloji bölümünde eğitim gördü. Ayrıca, Vagelos Doktorlar ve Cerrahlar Kolejinde (VP&S) profesör olan ilk kadındı. Ayrıca kadın hastalıkları ve pediatri alanına da büyük katkıları oldu.

Aslında, Apgar testini icat etti. Bu, yeni doğmuş bir bebeğin sağlığını değerlendirmek için kullanılan bir yöntemdir. Test, dünya çapında çocuk ölüm oranlarını büyük ölçüde azalttı.

Jane Austen

Bu İngiliz romancı sadece 41 yaşındayken öldü. Ancak kısacık ömründe altı roman yazmayı başardı. Hepsi zamanın sosyal gerçekçiliğinin simgesi olarak kabul edildi.

Bunlardan biri olan Gurur ve Önyargı (Pride and Prejudice), eleştirmenler tarafından hâlâ beğenilmektedir. Çalışmaları hem akademisyenleri hem de kamuoyunu büyülemeye devam ediyor.

Josephine Baker

Josephine Baker, şüphesiz dünyayı değiştiren bir kadındı. Dünyanın ilk kadın uluslararası yıldızı olarak kabul edildi.

II. Dünya Savaşında Fransa için casusluk yaptı. Ayrıca, tüm hayatı boyunca siyahi insanlar için eşitlik için savaştı. İnsanlar ona “Kara Venüs” adını verdiler.

Jeanne Baret

Bu cesur kadın bir maceracıydı. Dünyanın çevresini dolaşmak için bir keşif gezisine kabul edilebilmek için bir erkek kılığına girdi. O bir botanikçiydi ve bir meslektaşı olan Philibert Commerçon’dan yardım aldı. Ancak ikisi, bir süre kaldığı Mauritius’ta gemiyi terk etmek zorunda kaldılar. Daha sonra Fransa’ya döndü ve böylece dünyanın çevresindeki yolculuğunu tamamladı.

Clara Barton

Amerikan İç Savaşı sırasında, Clara Barton “savaş alanının meleği” olarak biliniyordu. Yıllar sonra Amerikan Kızıl Haç’ını kurdu. Boyun eğmez bir ruhu vardı ve hayat kurtarmanın görevi olduğunu hissetti. Aslında, savaş sırasında birkaç kez ölümden kaçmayı başardı.

Bütün bu kadınlar hem kararlılık hem de inanç sergilediler. Her şeye rağmen devam etmeyi ve hedeflerine ulaşmayı başardılar. İnsanlık onlara borçludur.

Perrot, M., & Saúl, M. (2008). Mi historia de las mujeres. Buenos Aires, Argentina: Fondo de cultura económica.