Otobiyografik Bellek - Geçmişinizi Unuttuğunuzda

30 Eylül, 2020
İlk aşkınızı veya çocukluk deneyimlerinizi hatırlayamadığınızı hayal edebiliyor musunuz? Bugünkü yazımızda, otobiyografik bellek ve onun günlük yaşamınızdaki işlevi hakkında konuşacağız.

İlk çocukluk yıllarındaki arkadaşlarınızı ve en sevdiğiniz kokuları hatırlamak, gençken nasıl göründüğünüzü ve hayatınızdan nasıl zevk aldığınıza dair farklı hatıralar, otobiyografik bellek veya hafıza olarak adlandırabileceğimiz olgunun doğasında var. Hal böyleyken, size en yakın insanları unuttuğunuzu hayal edebiliyor musunuz? Peki ilk öpücük anında neler hissettiniz? En sevdiğiniz yerler nerelerdi? Bunların hepsi otobiyografik hafızanızda saklanan anların örnekleri.

Bugün, bu tarzda bir anı türünden bahsedeceğiz. İlk olarak, bu kavramın ne olduğu ve otobiyografik belleğin bilincinizle nasıl bağlantılı olduğu hakkında konuşacağız. Ardından, Alzheimer hastalığının tedavisi için potansiyel bir çözüm yolu olan bu konu hakkında yürütülmüş bazı umut verici araştırmalara göz atacağız.

“Ruhun parfümü hatıralardır.”

– George Sand

Otobiyografik bellek nedir?

Otobiyografik hafıza, kişisel deneyimlerle ilgili bir konsept. Hayatınızın hikayesini ortaya koyan anılardan oluşuyor. Sonuç olarak, deneyimlerinizin bir nevi düzenleyicisi olarak hareket ettiği için biyografinizin de temelini oluşturuyor.

Bu hafıza sistemi, dış dünya ile olan etkileşiminizin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor ve yaptığınız her şey otobiyografik hafıza çerçevesinde tanımlanıyor. Madrid Özerk Üniversitesi’nde profesör ve araştırmacı olan Jose Maria Ruiz-Vargas’a göre, otobiyografik anılar şu şekilde karakterize ediliyor:

  • Anlatı yapısı. Kişisel deneyimleri hatırlamanız, bu deneyimleri hikayeleştirme yoluyla olacaktır. Böylece deneyim, hatırlama sürecinde bir anlatı haline gelir (Ruiz-Vargas, 2004, s. 10).
  • Zihinsel görüntüler. Otobiyografik anılar görsel imgeleri içerir. Ayrıca duyma ve koku alma gibi diğer duyusal bilgileri de içeriyorlar.
  • Duygusal bileşen. Duygular, genellikle anıları daha güçlü ve yoğun kılar.

Otobiyografik bellek aynı zamanda, zaman içerisindeki dağılımla da ilgili. Kişisel geçmişin oluşturulması eylemi tek tip bir şekilde gerçekleşmez. Bu tanımlama şekli hafızadan hafızaya değişim gösterir ve içinde bulunduğunuz yaşam aşamasına da bağlı.

Otobiyografik bellek ve bölümleri

Otobiyografik hafızanın iki ana unsuru var:

  • Epizodik unsur. Bu, kendi geçmiş anılarınızla ilgili. Başka bir deyişle, belirli bir zamanda ve yerde meydana gelen kişisel deneyimlerle ilişkili anılardan bahsediyoruz.
  • Anlamsal unsur. Bunlar da, tekrarlayan olaylarla ve uzun zaman aralıklarına yayılan geçmiş deneyimlerle ilişkili anılar.

İşte epizodik otobiyografik anıların bazı örnekleri. “Şnorkelle yüzmeye gittiğim günü ve ilk kez bir kaplumbağa gördüğümü hatırlıyorum” veya “Beni depresyon nedeniyle hastaneye yatırdıklarını hatırlıyorum”. Anlamsal anılar ise “Çocukken her cumartesi büyükannemi ziyaret ederdim” gibi bir şey olurdu.

Her iki bellek türünü de analiz ederseniz, epizodik otobiyografik belleğin öznel zamanla ilişkili olduğunu görebilirsiniz. Bu bellek türü, otonoetik bir farkındalık yoluyla, önceki deneyimleri yeniden yaşamanıza izin veriyor. Başka bir deyişle, deneyimlerinizi yeniden yaşıyormuşsunuz gibi hissetmenizi sağlıyor, yani bir nevi zaman içinde bir tür zihinsel yolculuk yapmanızı sağlıyor. Öte yandan anlamsal otobiyografik bellek, daha çok aşinalık duygusuyla sınırlı.

Otobiyografik hafıza üzerine yapılan araştırmalar

Günümüzde, araştırmacılar otobiyografik hafıza ile ilgili pek çok araştırma yürütüyorlar. Bu durum, özellikle nörodejeneratif hastalıklar ve travma sonrası stres ile ilgili olduğu için büyük bir ilgi görüyor.

Özellikle Alzheimer hastalığı söz konusu olduğunda, otobiyografik bellekte bir düşüş yaşanıyor. Yapılan bir dizi çalışma sonucunda, bilim adamları, dejeneratif sürecin ne tür olduğuna bağlı olarak sonuçların farklı olduğunu görebildiler. Ayrıca bunun normal ve patolojik yaşlanmada gerçekleştiğini de keşfettiler.

Sonuç itibarıyla, geçmişinizi hatırladığınızda, epizodik hafıza tarafından üretilmiş düşünceleriniz meydana çıkmış olur. Bu hatıraların üretim miktarı, anlamsal hatıraların üretimiyle karşılaştırdığınızda nispeten düşüktür. En önemlisi, Alzheimer hastalığına sahip kişiler, epizodik otobiyografik anları saklama konusunda oldukça zayıf bir kapasiteye sahip oluyorlar.

Alzheimer hastalarında otobiyografik hafızayı inceleyen araştırmacılar, anı sürecini kullanarak deneyler yapıyorlar. Başka bir deyişle, insanları, başlarına gelen olayları ve geçmişe dair anılarını hatırlamaya teşvik ediyorlar.

Bellek tetikleyicileri

El Haj, Fasotti ve Allain (2012), yaptıkları çalışmaların sonuçlarını Consciousness and Cognition (Biliş ve Kavrama) dergisinde yayınladılar. Müziğin tetiklediği otobiyografik anıların istemsiz doğasını inceledikleri çalışmada, diğer çalışmalara benzer şekilde, görüntüler, videolar ve hatta kokuların tetiklediği anı sürecini vurguladılar.

Sonuç olarak, otobiyografik bellek, kim olduğunuzla yakından ilişkili diyebiliyoruz, çünkü bu konudaki belleğiniz, hem genel hem de ayrıntılı bir şekilde deneyimlerinizle ilgili mesajlar veriyor. Farklı şeylerin otobiyografik anıları tetikleme şekli, yaşlanma sürecinin normal veya patolojik olmasına bağlı olarak değişiyor.

Alzheimer hastalığına sahip kişiler de ilerleyen bir şekilde dönemsel otobiyografik hafıza kaybı gösteriyorlar. Devam etmekte olan birkaç çalışma, bu tür bellekleri keşfetmeye de devam ediyor. Bu çalışmaların sonuçlarının, nörodejeneratif hastalıklar için bir çare bulma amacıyla araştırmaların yolunu aydınlatmaya yardımcı olacağını umuyoruz.

El Haj, M., Antonie, P., Nandrino, J.L., & Kapogiannis, D. (2017). Discrepancy berween subjective autobiographical reliving and objective recall: The past as seen by Alzhimer’s disease patients. Consciousness and cognition, 49, 111-116.

El Haj, M., Antonie, P., Nandrino,J. L., & Kapogiannis, D. (2015). Autobiographical memory decline in Alzheimer’s disease, a theoretical and clinical overview. Ageing research reviews, 23, 183-192.

El Haj, M., Fasotti, L., & Allain, P. (2012). The involuntary nature of music-evoked autobiographical memories in Alzheimer’s disease. Consciouness and cognition, 21 (1), 238-246.

Ruiz-Vargas, J.M. (2004)- Clavers de la memoria autobiográfica. En Autobiografía en España: un balance: acta del congreso internacional celebrado en la Facultad de Filosofía y Letras de Córdoba.