Dengeli Düşünme: Dünyayla Uyumlu Bir Bakış Açısı

· Ekim 27, 2018

Dengeli düşünme, çok fazla filtre ve ılımlı çarpıtma olmaksızın dünya üzerinde düşünmenizi sağlar. Ayrıca özgün kalmanıza yardımcı olur ve ön yargı tuzağına düşmenizi engeller. Bu tür bir yaklaşım kabul etmek ve uygulamak, pek çok negatif unsuru ardınızda bırakmanızı sağlayacaktır. Anskiyete ile bazen size musallat olabilecek o cesaretsizlik sarmalları bu unsurlardan bazılarıdır.

“Denge” kelimesi aklımıza çeşitli fikirler getirebilir. Kuşkusuz bunlardan biri, sıkıca gerilmiş bir ip üzerinde düşmeden ilerlemeye çalışan bir kişinin görüntüsüdür. Yetenek ve sabırla yavaşça ilerler, bulunduğu yükseklikten düşüp ölmemek için elinden geleni yapar. Kurdukları denge, aslında ayaklarında değil zihinlerindedir. Bu görüntü daha doğru olamazdı.

“Mutluluk bir yoğunluk değil, denge, düzen, ritm ve uyum meselesidir.”

– Thomas Merton

Günlük yaşamımızda, çoğu zaman kendimizi aynı durumda buluyoruz. Gerçekliğimiz bazen kaotik, talepkar, karmaşık ve hatta acı verici. Hayat gergin bir iptir ve bizler de kontrolünü kaybetmemek için dengesini koruması gereken akrobatlarız. Dengeli düşünmeyi uygulamak bunu başarmanın anahtarıdır, çünkü bu sayede duygularımız da huzura kavuşur. “Ayaklarımız”, somut bir hedefe ulaşmamıza izin veren doğru yönü bulur.

Ancak bunu başarmanın kolay olmadığını söyleyebiliriz. Beyin zamanımız, genellikle bilinçsizce ve otomatik işlemlerle gerçekleşir. Bu zihinsel kısayollar çoğu zaman bizi aşırı uçlara götüren önyargılar, kısıtlayıcı tutumlar ve katı şemalardan kaynaklanır. Dolayısıyla, esnekliği ve (neredeyse) her şeyi yeniden düzenleyen o sihirli dengeyi bulmak için kendi varlığınız üzerinde kontrolü ele almalısınız.

denge

Dengeli düşünme: belirsizlik ortasında dinginlik bulma

Birkaç yıl önce, Hamburg-Eppendorf Üniversitesi Tıp Merkezi’nde ilginç bir çalışma yapıldı. Depresyon ve obsesif kompulsif bozukluk (OCD) sorunlarını yaşayan bir grup hasta bir araya getirildi. Bu hastalar bir yıl süren metabilişsel eğitim programına dahil edildi. Amaç, somut ve bir o kadar da zorlayıcıydı: insanların belirsizliği tolere etmesini sağlamak, bilişsel çarpıklıkları azaltmak ve kendi düşünceleri üzerinde düşünüp mantık yürütme süreçlerini iyileştirmelerini sağlamak.

Bu çalışmanın sonucu çok olumluydu, öyle ki birçok vakada ilaç dozları azaltıldı. Tüm bunlar, “iyi düşünürsek iyi olur” sonucuna ulaşmamızı sağlıyor. Dolayısıyla, dengeli düşünmeyi uygulamak, kişinin kendine yatırım yapması için çok kullanışlı bir yöntemdir. Ayrıca bizi kara deliklere hapseden zihinsel şablonlarla yüzleşmekte çok yardımcıdır. Şimdi gelin hangi iç süreçlerin yaşam kalitemizi düşürme eğiliminde olduğuna bakalım.

Düşüncelerimizin çoğu çarpıktır

Anksiyete, sürekli endişe ve korkular negatif çengeller vasıtasıyla çalışır. Bunları neredeyse hiç farkına varmadan uygularız. Olacaklara, geçmişteki hatalarımıza ve hayal edebileceğimiz en kötü şeylere odaklanırız. Bu bilişsel şablon genellikle sofistike ve aralıksız bir zihinsel mühendisliğe dayanır: çarpık düşünceler. Bu düşünceler arasında günlük hayatımızda sık sık uyguladığımız şu örnekler bulunur:

  • Filtreleme: Dikkatimizi negatif detaylara odaklıyor ve böylece olumsuzlukların yoğunluğunu artırıyoruz.
  • Kutuplaştırma: Gerçekliğimizde hiçbir şeyin ortası yoktur. Her şey iyi ya da kötü, siyah ya da beyazdır.
  • Aşırı genelleştirme: En küçük ve en önemsiz şeylerden, muazzam ve dramatik sonuçlar çıkartabiliyoruz.
  • Felaket düşünceleri: Hiçbir zaman iyi bir şey olmayacak. Ne yaparsanız yapın, her şey ters gidecek!
  • Kişiselleştirme: Her olağan etkinlik, hatta yaptığınız, düşündüğünüz veya başkalarına söylediğiniz her şey sizinle ilgilidir.
  • Duygusal akıl yürütme: Hissettikleriniz, sizi tanımlayan şeydir. Kendinizi işe yaramaz hissediyorsanız, bunun nedeni gerçekten işe yaramaz oluşunuzdur.
negatif düşünce

Bu düşünce kalıpları konusunda ne yapabileceğinizi merak ediyor olabilirsiniz. Karşı tarafa geçip “olumlu düşünmeye” mi başlamalısınız? Aslında, kulağa garip gelse de bu da çözüm olamaz. Mesele, aşırı pozitiflik uygulamak ya da kendinize ”her şey yoluna girecek” demek değildir.

Böyle yapmaya çalıştığınız takdirde, çarpık düşünce uygulamış olursunuz. Bu nedenle konu sadece iyi veya kötü şeyler hakkında düşünmek, aşırı uçlara gitmekle ilgili değildir. İyi bir “dengeleyici” sakin kalmayı başarır, yavaş adımlar atar ve kendisi adına sorumluluk alır. Çevrelerine dikkat ve objektiflikle bakarlar.

Dengeli düşünme nasıl uygulanır?

Günlük yaşamınızda dengeli düşünmeyi uygulamak stres, endişe ya da depresyona girme riskinizi azaltır. Ama bunun yanında dengeli bir şekilde düşünmek, birlikte yaşama becerinizi de geliştirir çünkü önyargıdan, bencillikten ve fanatizmden kaçınmanıza yardımcı olur.

Dengeli bir düşünce şekli, tatmin edici bir yaşam sürmenizi engelleyen birçok iç tuzaktan kurtulmanıza yardımcı olur. Kendinizi biraz daha sevmenize ve çevrenizdeki insanlara saygı duymanıza izin verir. Öyleyse, bu tarz düşünmeyi nasıl kullanacağımızı öğrenelim.

“Hayat bisiklete binmek gibidir. Dengenizi korumak için hareket etmeye devam etmelisiniz.”

– Albert Einstein

dengeli düşünme

Dengeli düşünmeyi uygulamanın anahtarları

İlk adım sakin kalmaktır. Bazen acele içinde yaşıyoruz çünkü otomatik olarak yaşamaya alıştık günümüzde. Bu tarz bir yaşam “dengesiz” düşüncelerin ortaya çıkışını yoğunlaştırmaktadır. Yani akıl yürütmeden düşünmek, hiç kafa yormadan, görmeden ya da takdir etmeden olaylara kapılıp gitmek… Yavaşlayın, biraz sessizlik ve sükunete izin verin .

  • İkinci adım, varsayımlar yapmamaktır. Bunu başarmak biraz zor olabilir, ancak hızlı kararlar vermekten ve insanları etiketlemekten kaçınmaya çalışın. Ön yargılar, bazı şeyleri hızlandırabilir ancak hatalarınızı da büyük ölçüde artırır.
  • Kendinizi sabote etmeyi bırakın. Gerçekliğin çarpıtılmasına ve her zaman kurban olmaya “hayır” deyin. Kendinize saygı gösterin, benlik saygınız ve öz güveninizi geliştirin. Bir zamanlar sadece kapalı kapılar gördüğünüz yerlerde fırsatlar görmeye başlayacaksınız.
  • Belirsizliği kabul edin. Dengeli bir düşünme şekli belirsizliği tolere eder çünkü gelecekte bizi bekleyen her şeyin kötü olmadığını bilir. Zaten kötü bile olsa yaşayacaklarınızla yüzleşmek için doğru stratejilere sahipsiniz.
  • Gerçekliği bozmayın, her şeyi olduğu gibi görmeyi öğrenin. Her şeyin nasıl olması gerektiği konusunda takıntılı olmayın. Daha açık ve daha alçakgönüllü olun.
  • Başkalarına daha fazla güven duyun. Sizden farklı düşünen kişileri dışlamayın. Kendinizi kimseden üstün veya aşağıda hissetmeyin. Kabul edin ve eski kırgınlıkları bir kenara bırakın.

Sonuç olarak, dengeli bir düşünce tarzını her gün uygulamanın kolay bir şey olmadığını biliyoruz. Bunu yapmak, varlığınızı yeniden yapılandırmayı, duvarları yıkıp yaklaşımınızı değiştirmeyi ve kendinize biraz daha “özgür” olmak için izin vermeyi gerektirir. Bu hedefi günlük bir alıştırma şeklinde ele alın. Daha sakin, kabul edici ve dengeli bir yaklaşım edinmeyi öğrenin.