Ben Bir Kadınım, Cinsiyet Önyargılarına Karnım Tok

17, Temmuz 2017 İçinde Psikoloji 30 Paylaşıldı

Bu yazı, kadınlar lehine bir rica olarak yazılmadı, okuyan erkekleri gücendirmeyi de amaçlamıyor. Böyle olsaydı, önyargılar dünyasına giriyor olurduk.

Tıpkı kadınlara karşı önyargılar olduğu gibi, elbette erkeklere karşı da bir çok önyargı mevcut. Bu nedenle, bu yazının iki cins arasında bir tartışmaya yol açmasını; bir tarafın korunmasız, diğer tarafın ise aşırı korunduğunu hissetmesini istemiyoruz.

Esasen, erkekler hakkında süregelen ve neyse ki bazı kişilerin tavır ve davranışlarıyla kırmaya çalıştığı önyargılar konusunda bir yazı yazabilirdik. İşte bu yüzden sadece açık bir şekilde, kendi fikirlerimizin tamamlayacağı şekilde bu konu üzerine kafa yormak istiyoruz.

Kadınlara karşı cinsiyet önyargıları

Bazı önyargı şekilleri diğerlerinden daha çok göze batabilir. Bu da size bırakacağımız bir konu. İşte, en yaygın cinsiyet önyargılarından bazıları.

1. Kadınlar, 40 yaşına geldiklerinde artık arzu edilmediklerini hissederek acı çeker 

Bu gerçekten doğru mu? Pek çok durumda doğru olabilir. Yüzyıllardır kadınlara genç ve güzel görünmeleri gerektiğinin öğretildiği doğru. Peki ama neden buna dur diyemiyoruz? Olgun bir kadının katkıda bulunabileceği binlerce şey var. Hayat tecrübesiyle dolu. Biz kadınlar, tavrımızla tüm dünyaya haykırmalıyız.

“Güzel gözlere sahip olmak için başkalarındaki güzellikleri arayın. Güzel dudakları çekmek için, nazik insanlarla konuşun. Dik durabilmek için asa yalnız olmadığınızı bilerek yürüyün.”

– Audrey Hepburn

2. İş yerinde erkek meslektaşlarıyla eşit olabilmek için kadınların daha fazla çaba harcaması gerek 

Ülkenin büyük bölümü, buna inanıyor ama neyse ki bu söz pek çok yerde çoktan demode oldu. Erkek ya da kadın olmasından bağımsız olarak kişinin yeteneklerinin değer gördüğü ve takdir edildiği ülkeler var. Hala gidecek çok yol var ama çoktan pek çok şey değişti.

3. Kadınlar ev işlerine daima daha çok zaman ve emek ayırır

Yeni nesil, bu konuda yeni bir tavır geliştirmekte. Eskiden, böyleydi. Ev işlerini yapmak, ev kadını olmak, bir kadının hevesleneceği bir işti: evine ve ailesine bakmak. Kadınların iş gücüne entegre edilmesiyle birlikte işler değişmeye başladı.

Hala gidecek çok yol olmasına rağmen, bazı erkeklerin de ev işini paylaştığını daha sık duyuyoruz. Erkekler, her iki eş de çalıştığında ev işini eşit paylaşmaları gerektiğinin daha çok farkındalar.

4. Bir kadın cinselliğini özgürce yaşadığında, erkekler ile aynı şekilde muamele görmüyor 

Bu hala günümüzde çok yaygın bir şey. Gerçi bu ülkelere göre değişen bir şey. Mesela, Kuzeyli kadınlar, cinselliklerini yıllardır özgür bir şekilde yaşayabiliyor. Ama mesela İspanya gibi ülkelerde bu hala bir sorun. Peki bu konuda genç kadınların rolü ne?

Ben bir kadınım… cinsiyet önyargılarına yeter!

Peki, cinsiyet farkları nelerdir? Hala bu farklar geçerli mi? Belki de öyle ama genelleme yapmak veya abartmak doğru değil. İş yerindeki tavrımızla, çocuklarımıza verdiğimiz eğitimle, yaptığımız yorumlarla, çevremizi yani etrafımızı saran o küçük dilimi değiştirebiliriz. 

“Eşitlik, insan ruhu için son derece önemli bir ihtiyaçtır. Her insan, aynı saygı ve ilgiyi hak eder, çünkü saygının dereceleri yoktur.”

– Simone Weil

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Cinsiyet ayrımcılığının ardında ne yatıyor? Hangi faktörlere dayanıyor? Erkekler ve kadınlar arasında hala farklar var mı?

Bunlar da ilginizi çekebilir