Yavaş Hareket: Daha Yavaş Daha İyi

Ocak 13, 2018

Yavaş hareket de pek çok diğer hareket gibi yeni nesil tarafından ortaya atılmış kültürel bir değişim örneği. Çok kısa zaman öncesine kadar hepimizin amacı her şeyi olabildiğince hızlı yapmaktı. Bu alışkanlık çok büyük yararlar sağlamış olmasına rağmen pek çokları için sinirsel yıkıma da neden oldu.

Diğer taraftan yavaş hareket gittikçe güçlenen bir akım. Birkaç saat içinde bir ülkeden başka bir ülkeye gitmenin ne kadar muhteşem olduğunu fark ettiğimiz doğru. Ancak insanlar iki dakika içinde aşık olmanın veya üç dakikada yemek yemenin o kadar iyi bir fikir olmadığının da farkında.

“Hedefinden hiç şaşmadan yavaşlayarak giden biri, hedefi olmadan koşandan daha hızlıdır.”

– Gotthold Ephraim Lessing

Bir şeyleri ışık hızında bir şeyleri yaşamak gerçek anlamıyla yaşamak değildir. Her şeyin bir an önce olmasını istemek aynı zamanda daha fazla endişeye ve strese neden olur. Sonuçta bu şekilde yaşamak mümkün değil. Aksine çılgınca bir hızla yaşamak hayatı kısaltır.

Yavaş hareket, hayatın pek çok farklı alanında yavaş olmayı öğütler. Merkezi olan bir hareket veya herhangi bir grup özelinde ortaya atılmış bir akım değil bu. Pek çok kökeni ve odak noktası var. Ortak olan bir şey varsa o da günümüzün sonsuz hızını reddetmektir.

Yemek yerken yavaş hareket

Yavaş hareketin ilk ortaya çıkışı yemekle başladı. McDonalds’ın 1986’da Roma’ya gelmesiyle ilk adım atılmış oldu.

Çevredeki şefler bu duruma oldukça kızmıştı. Bölgenin en eski yemek geleneğini sürdüren bu yerin aniden böylesine büyük bir fastfood şirketiyle yarışması olanaksızdı.ballı meyve tabağı

Diğer yemek kültürü geniş toplumlarda olduğu gibi, İtalyanlar için de yemeğin hızlısı veya kolayı söz konusu değildi. Bu alışılmışın tam tersiydi.

İyi bir peynir veya şarap için kesinlikle zaman gerekir. Elbette iyi yemekler için saatler hatta günler gerekebilir.

1989 yılında dünyanın çeşitli yerlerinden şefler Paris’te Slow Food anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşmayla fastfoodu reddetmiş oluyorlardı.

İyi yemek ve geleneklerin korunması amaçlanıyordu. Böylece yavaş hareket için ilk adım atılmış oldu.

Yavaş moda trendleri

Yavaş hareketin hedefindeki ikinci alan ise moda oldu. Hızlı üretim ve modanın hızlı değişimi halen gücünü koruduğundan bu açıklama başta sizin için kafa karıştırıcı gelmiş olabilir.

Yine de, modayı çevreye karşı duyarlı hale getirmeye ve sosyal açıdan sürdürülebilir kılmaya niyetli bir hareket olduğu ortada.dans eden kadın

Yavaş Hareket, 2013 yılında Bangladeş’teki tekstil fabrikasında gerçekleşen trajik kazadan sonra daha da yaygınlaştı. Bu kazayla beraber verilen kayıplar, işçilerin ne kadar zor şartlar altında çalıştığını ve çalışma biçimlerinin çevreye ne denli zarar verdiğini ortaya çıkarmış oldu.

Slow Fashion insanların çok miktarda ucuz giysi almasının önüne geçmeyi hedefliyor. Genelde böyle ucuz giysiler 6 aydan daha uzun süre dayanmıyor ve bu alışveriş döngüsü yeniden başlamış oluyor.

Bu hareket ise biraz daha pahalıya daha kaliteli malları almak gerektiğini savunuyor. Gördüğünüz gibi yavaş hareket kullan-at kültürünü de reddediyor.

Modadan ve yemekten kendi iç dünyamıza

Bahsettiğimiz gibi yavaş hareket yemekle ve modayla başladı. Daha sonra inşaat ve seyahat gibi başka alanlara da sıçradı. Son olarak “yavaş şehirler” yaygınlaşmaya başladı.

Bu anlayışa göre şehirlerde 50 bin kişiden fazla sakinin yaşamaması gerekiyor. Buna göre şehirler yürüyerek veya bisikletle ulaşımın sağlanabileceği altyapıya da sahip olmalı.

Diğer taraftan yavaş eğitim de kendini göstermeye başladı. Yani öğretim elemanları öğrencilerin öğrenme hızına anlayış göstermeli. Çocukların ve gençlerin daha esnek davranabileceği ders programları uygulanmalı.

Amaç her şeyi hayat döngüsüne adapte etmek. Öğrenmek için bireylerin motivasyon ve ilgilerini korumaları gerektiği; kendi iyilikleri için bile kurallar konulmaması gerektiği öne sürülüyor.kar küplerinde dünyalar ve kumsalda çocuk

Bu hareket, geleceğe dönük devrimsel bir bakış açısı olabilir. Buna göre üretim zincirindeki halkalardan yalnızca biri olmadığımız gittikçe daha da netleşiyor.

Bizler hayatta anlam arayan insanlarız. Hiç şüphe yok ki yavaşlık konsepti büyümeye devam edecek ve baş döndürücü bir hızla ilerleyen bu dünyada bize umudu verecektir.