Çocuk Olarak Öğrendiğimiz Bağlılık Döngülerini Değiştirebilir Miyiz?

· Haziran 14, 2018

Bağlanmayı, iki kişi arasında, fiziksel olarak ve zaman içinde birlikte kalmalarını isteyen bir bağ olarak tanımlayabilirsiniz. Bu birlikteliği hayatımızın ilk aylarında, annemiz ve babamız ile oluştururuz. Sahip olduğumuz ilişki türü (bağlanma modeli) daha sonraki ilişkilerde, bizi duygusal olarak yönlendirir.

Psikanalist John Bowlby, hayatını bağlanma eğitimine adadı. Sürecin doğumdan hemen sonra başladığına inanırdı. Ancak, bebekler ve ebeveynleri arasında ilk bağ, doğumdan sonraki 8 ay sonrasında oluşmaya başlar.

Daha sonraları, psikolog Mary Ainsworth bağlanmayı üç tür sınıflandırdı:

  • Güvenli bağlanma: çocuk ilişkide kendini rahat hisseder. Ağladığında, ailesinin kendisine cevap vereceğini bilir. Geri dönmek için güvenli bir yer olduğunu bilerek, çevresini keşfe çıkar. Eğer kendini endişeli hissediyorsa, annesini ve babasını arar.
  • Güvensiz-Kaçınmacı Bağlanma: Bebek etrafındaki insanlarda tepkilere neden olma gücünün sınırlı olduğunu öğrenir. Sonuç olarak, o özellikle etkileyici değildir.
  • Güvensiz-Bağımlı/Dirençli Bağlanma: Bazen çocuk ağladığında birileri onu rahatlatır ama başka zamanlar kimse onunla ilgilenmez. Anne ve babasının kim olduğundan emin olamaz. Bazen bilir, bazen bilemez. Bu, dünyayla yüzleşme zamanı geldiğinde kendini güvensiz hissettirir. Başkaları üzerinde, bir etki üretme kabiliyetine sahip olduğunu hisseder, ama aynı zamanda etkinin öngörülemez olduğunu da “anlar”.

“Bebeğin ve genç çocuğun zihinsel sağlığının, tatmin olduğu ve keyif alması açısından, annesi ve babası ile sıcak, samimi ve sürekli bir ilişki yaşamasının gerekli olduğuna inanıyoruz.”

– John Bowlby

Bağlanma, etrafımızdakiler hakkında ilk fikirlerimizi verir ve bu fikirleri derinlemesine içselleştiririz. Daha sonra başka kalıpları öğrenmedikçe, bu temel olarak sevdiklerimizle olan ilişkimizin temeli olacaktır.

Bağlanma modelinizi değiştirebilir misiniz?

Daha önce de belirttiğimiz gibi, bir kez bir bağ oluştuğunda, farklı bir şey öğrenmedikçe bu modeli yeniden üretmeye çalışacağız. Bununla birlikte, bu model ne kadar güçlü olursa olsun, sonsuza dek onu tekrarlamak ya da ona mahkum olmak anlamına gelmez. Başka bir şey öğrenemeyeceğiniz anlamına da gelmez.

Güvenli bağların oluşmasına olanak sağlaması ile beraber, bebeğin fiziksel, sosyal ve duygusal sağlığını güçlendirdiği için, ilk bağlar çok önemlidir. Bazen bebekler uygun bağları oluşturamazlar. Bu onların gelecekte, akranlarıyla ya da ilk sevgilileri ile birlikte kurmak zorunda oldukları bağ anlamına gelir. Sonra, ilişki ve insani bağlar arasındaki fikirleri anlam kazanır.

Bu yüzden bağlanma kalıplarını değiştirmek mümkündür. Bunu yapmak için, diğer kişi ile olan bağın, güvenin ya da ilişkinin, beklediğiniz ya da beklediğinizden farklı olduğunu gösteren yeni ilişkiler aramanız gerekir.

Hayat boyunca bağlanmanın önemi

İlişkileri güçlendiren ve bizi güvende hissettiren bir bağlanma düzeninin içselleştirilmesi, ilişkilerimizde güvende hissetmemize yardımcı olacaktır. İç dünyamızı açabileceğimiz ve güvenebileceğimiz insanların yanında olacağız. Daha iyi bir iletişim ağına sahip olacağımız için, daha derin bir seviyede bize yardımcı olabilirler.

İlk başlarda sağlıklı bağlar kurmak çok daha kolaydır. Eğer ilk denemeniz olumlu değilse, daha sonradan değiştirmek zor olabilir. Aslında, eğer bir başkasının modelini değiştirmesine yardım etmek isterseniz, çok sabırlı olmalısınız. Kendinizi değiştirmek istiyorsanız, ihtiyacınız olan araçları elde etmek için zaman ve kaynak ayırmanız gerekir.

Bağlanma kalıpları oluşturulduktan sonra, kendi kendini doğrulayan kehanetler haline gelirler. Başka bir deyişle, güvensiz bir dünyada yaşıyormuş gibi hissediyorsanız, her zaman fikrinizi doğrulayan şeyleri hesaba katacaksınız. Zaten neye inandığınızı teyit etmek için daha az kanıt gerekir. Ayrıca, başka insanlara güvenmiyorsanız, bu da insanların size güvenmesini zorlaştırır. Ayrıca, kötü niyetli insanların sizi kolay bir hedef olarak tanımlamasını da kolaylaştırabilir.

gün batımında sarılan çift

Ebeveynler veya birincil dereceden çocuklardan sorumlu olanlar, bu ilk bağları oluşturma sorumluluğuna sahiptir. Mümkün olduğu kadar güvenli bir bağlanma modelini bellemek ve takip etmek zorundadırlar. Daha sonraki yaşamımızda, sahip olduğumuz ilişkilerden hepimiz sorumluyuz. Onları analiz etmeli ve yapmamız gereken değişiklikleri yapmalıyız. Değişim, ilk bakışta göründüğü gibi imkansız değildir.