Zehirli Ok: Anı Yaşamakla İlgili Bir Budist Hikayesi

Ocak 25, 2018

Buda’nın en önemli öğretilerinden biri da anı yaşamaktır. Onun öğretilerine baktığımızda, bunların bugünün “farkındalık” olgusuyla nasıl ilgili olduğunu görebiliriz. Ancak buradaki zehirli ok gibi Budist hikayelerine baktığımızda yüzyıllardır çok fazla şeyin değişmediğini görürüz.

Buda’nın en bilinen sözlerinden biri şudur: “Geçmişi kazıp durma, geleceğin hayalini kurma, şu anın içinde kalmaya konsantre ol.” Bugünün şartlarında ve bu çağda Budizm’in bu derin yönünü zehirli ok hikayesini anlatarak vurguluyoruz…

Zehirli ok, bir Budist öyküsü

Buda’ya atfedilmiş metinlerin toplandığı Pali Kanon (Pali Derlemesi) mevcuttur. Bu zehirli ok öyküsünün de dahil olduğu çeşitli metinleri içerir.

Buda bir gün sabırsız bir öğrencisine öğüt vermek için bu öyküyü anlattı. Genç adam ölümden sonraki yaşam hakkında sorduğu sorulara bir an önce yanıt almak istiyordu.budist rahip ve öğrenciler

Bu yüzden Buda bir gün ona zehirli okla yaralanan bir adam hakkındaki bu öyküyü anlattı. Öyküdeki adam, kendisine yardım etmek ve doktor çağırmak isteyen ailesine yardım istemediğini söylemişti.

Ölümcül şekilde yaralanan adam herhangi bir doktor ona yardım etmeden önce ona kimin saldırdığını öğrenmek istedi. Bunu yapmaktaki amacı neydi ve nereden gelmişti?

Saldıran adamın boyunu, kuvvetini, teninin rengini, kullandığı yayın türünü, telinin kendir otundan mı, ipekten mi yoksa bambudan mı yapıldığını öğrenmek istiyordu.

Okun tüylerinin akbabadan mı, tavus kuşundan mı yoksa bir kartaldan mı alındığını merak ederek; yayın normal mi, kavisli mi yoksa zakkumdan yapılmış mı olduğunu öğrenemeden; hiçbir sorusuna yanıt alamadan ölecekti.

“Binlerce işe yaramaz sözdense huzur veren tek bir yaralı söz duymak yeğdir.”

– Buda

Zehirli ok öyküsüyle bize anlatılmak istenen ne?

Ölüm döşeğindeki bir adamın böyle istekleri olması biraz tuhaf, öyle değil mi? Ama öte yandan hayatta yaralı savaşçılar konumuna düştüğümüz durumlar olmuyor mu sanki?

Genellikle bilinçsiz olarak aslında çok da önemli olmayan konular üzerinde sorular yaratıp gerçekten önemli olanları gözden kaçırıyoruz.

Böyle zamanlarda nispeten önemsiz konular üzerinde düşünerek konunun merkezini göremiyoruz.

Yani Buda bu hikâyeyi anlatarak öğrencisine asıl önemli olanı ayırt etmek için zekanın gerekli olduğunu göstermek istedi. Çünkü bu ayrımı yapabilmek, bir şeyin üstesinden gelmek veya o şey tarafından alt edilmek arasındaki farkı görmemizi sağlar.

Gerçekten emeklerinize değecek şeyler için odaklanın

Yoldan biraz sapmak hiç fayda sağlamaz demiyoruz.  Sorun hiçbir amaç olmadan sürekli olarak yoldan çıkmak.

Bazen bir sorunu çözmek gerektiğinde yapılacak en doğru şey, doğrudan kökenine inmektir. Dalları diğer hayvanlara bırakın. Aksi halde sorunu daha da kötüleştirmekten öteye gidemeyiz çünkü.

Adım adım ilerleyin

Bir sorunu çözdükten sonra oyalanmadan diğerine geçin. Bunu “çiğneyemeyeceğin kadar büyük lokma ısırma” sözüyle karşılaştırın.

Her şeyi akışına bırakın

Çoğu zaman olayların bizi fazla etkilemesine ve aklımızı karıştırmasına izin veriyoruz. Ama belki de dünyayı akışına bıraksak daha iyi olur. Belki böylece zihnimizi endişelerden, öfkeden, üzüntüden ve huzursuzluktan kurtarmış oluruz.ağlayan kadın ve yağmur

Gereksiz olan her şeyden kurtulun

Eski bilgelerin sözlerine kulak verelim. Çoğu zaman şu bilgece sözleri dinlemenin faydasını görürüz. “Aza sahip olup kanaat eden, çoğa sahip olup fazlasını isteyenden daha zengindir.”

Bazen mutlu olmak için sahip olmadığımız şeyleri elde etmemiz gerektiğini düşünürüz. Fakat yalnızca gerçekten ihtiyacınız olan şeylerle yaşamaya alıştığınızda ufkunuz açılır, aslında çok şey kaçırmadığınızı görmüş olursunuz.

Sevdiğimiz birinin sevgisinin herhangi bir lüzumsuz istekten, abartılı ve lüks eşyalardan daha değerli olduğunu anlarız.

“Ahmaklarla dost olma.”

– Buda

Leonardo da Vinci “Sadelik gerçek tatmindir.“demiş. Buda’nın zehirli ok hikâyesi de aynı düşünce temeline dayanıyor. İki parlak zekâ. Bunun üzerine eklenecek çok da fazla söz yok, değil mi?