Yas Sürecini Atlattığımı Nasıl Anlarım?

· Temmuz 2, 2018

Nasıl düşünürsek düşünelim, yas döneminin üstesinden gelip gelmediğimizi anlamak her zaman kolay değildir. Yaşanan kayıp karşısında verilen psikolojik reaksiyon hâlâ devam ediyor olabilir, enfekte olmuş bir yara gibi hissedilebilir. Yaşamlarımızı şartlar ve sınırlamalarla doldurabilir. Bu nedenle, üzüntünün hâlâ işlenmemiş olduğunu gösteren ipuçlarını tanımak gerekir.

Yastan anladığımız şey, bizi bir şeyden ya da bizim için önemli birinden ayıran herhangi bir olaydır. Sevilen birinin kaybı, duygusal bir ayrılık ya da işimizi kaybetme olabilir. Bizi tanımlayan ve bizi tatmin eden bir rolün ardında bırakılması demektir bu. Böyle bir olay, her şeyden önce, bir çeşit bağın aniden ortadan kalkması, bizim için çok şey ifade eden bir şeyin yok oluşu anlamına gelir.

“Yası ortadan kaldırmaya yönelik her türlü girişim, onu daha da kışkırtır. İyice sindirilene dek beklemelisin. Sonra hayatın içindeki dikkat dağıtıcı şeyler, yasın kalıntılarını dağıtacaktır.”

–  Samuel Johnson


Yas sürecinden geçerken bununla baş etmenin en iyi yolu olarak, evrensel bir strateji yoktur. Her kişi farklı tepki gösterir ve bu kesinlikle en büyük zorluktur. Bu nedenle hepimize yardımcı olabilecek bir dizi “normal” baş etme tekniğini tavsiye edemeyiz. Basit neden, bir kayıptan kaynaklanan acı gibi özel, dağınık ve kaotik bir şey olmamasıdır.

Ancak inkar edemeyeceğimiz bir şey var: Bir insanın direncinin gücü muazzam olduğu. Bir kaybın boşluğunu asla tam olarak dolduramasak da, onunla yaşayabiliriz. Hatta yeniden mutlu olabiliriz. Ancak kendi kişisel yaslarımızla yüzleşmeli ve etkili bir şekilde ilgilenmeliyiz.

kütükte açan minik çiçek

Yas dönemini aşamadığınızı gösteren işaretler

İlginç bir şey söz konusu. Toplumumuzda çok özel, neredeyse görünmez bir yas tutma alışkanlığı var. Bu bazen, yasın her zaman ayırt edilemediği “izinsiz” kederdir. Bunun bir örneği, hamilelik sırasında bebeklerini kaybeden anneler olabilir. Bu travmatik olay, hiç şüphesiz hastane merkezlerinde eksik olan özel desteğe ihtiyaç duyan birçok kadını etkilemektedir.

Aynı şekilde, çocuklar da her zaman anlaşılmayan bu grubun bir parçasıdır. Yasını sessizce yaşayan birçok çocuk var. Bunu, yaşlarından dolayı ölümün ne olduğunu hâlâ anlamadıklarını sanan bir çevrede yapıyorlar. Buna ek olarak, bu “izinsiz” yastan muzdarip pek çok erkeğin olduğu  da unutulmamalıdır.

Birçok ülkede erkekler, duygusal acılarını açıkça ifade etmemesi beklenen rasyonel ve koruyucu figür rolünü temsil etmeye devam ediyor. Çoğu zaman, bu anlayış bir kayıptan sonra yeniden yapılanma sürecini engeller. Ve bazen, çaresizlik halindeki kronik durumların anlamını anlamak ve elbette ele almak zorundayız.

Şimdi gelin, yas döneminin üstesinden gelinmediğini gösteren belirtilerin neler olduğunu görelim.

çömelmiş üzgün adam

Kaybettiğimiz kişi hakkında hâlâ konuşamıyoruz

Her yas döneminde kesin bir an gelmelidir. Sonunda içimizi döktüğümüz an. Kaybımız hakkında biriyle konuşmamız gerekir. Geride bıraktığımız kişi veya durum hakkında içimizi dökmeye ihtiyaç duyarız. Konuşmak, ifade etmek, hatırlamak ve belirli anıları yüzeye çıkarmak, bizi rahatlatıp ferahlatabilir. Ayrıca duygusal rahatlamayı da sağlar.

Birkaç ay ve ardından yıllar geçtikten sonra hâlâ o kişi hakkında konuşamıyorsak, bu yas tutmanın henüz üstesinden gelinmediği anlamına gelir. Boğazımızda düğümlenen hislerikişiyi veya durumu hatırlamaya karşı bir direniş algılarsak, o zaman profesyonel yardım istemek zorundayız.

Aşırı duygusal tepkileri tetikleyen gerçekler

Kişi normal bir hayat sürüyor gibi gözükebilir. Ancak günlük hayatlarında, kimsenin anlayamayacağı duygusal tepkiler aniden ortaya çıkabilir. Bazen bir eşya, bir şarkı, belirli bir durum. Tüm bunlar hafıza için bir tetikleyici olarak hareket edebilir.

Geçmişteki kapı aniden açıldığı zaman, o zaman kayıptan kaynaklanan çözülmemiş acı aniden ortaya çıkar. Orada kayıp boşluğu yüzeye açık bir yara olarak gelir.

Yaşam tarzında sürekli değişiklikler

Yas sürecinin üstesinden gelmediğimizi gösteren bir diğer açık gerçek, sürekli değişiklik yapma ihtiyacıdır. Bazı insanlar aynı işte iki ay bile tutunamazlar. Arkadaşlıklar, hobiler ve hatta ilgi alanları değişir. Hiçbir şey bizi tatmin etmez ya da rahatlatmaz ve her şeyi yorucu buluruz. Gerçeği unutmamızı sağlayan yeni şeyler için sürekli bir arayış vardır.

Ruh hali değişiklikleri

Bazı insanlar coşkunluk ve izolasyon zamanları ile büyük ilgisizlik dönemlerinden geçerler. Bu, kayıplarını kabullenemediklerini gösteren bir kanıttır. Başkaları tarafından kuşatılmaya ihtiyaç duydukları zamanlar ile yalnızlık ve tek başına düşünmeye ihtiyaç duydukları zamanlar arasında gidip gelirler. Bütün bunlar, yaşam kalitesini tamamen bozan gizli bir yasın açık ipuçlarıdır.

kafa karışıklığı yayılan adam

Bu vakaların çoğunda, kişinin alt-klinik depresyon yaşaması yaygındır. Bu majör depresyon kriterine uymayan bir bozukluktur ama duygusal tükenmişlik çok somut bir şekilde görülür.

Yas dönemini aştığımızı anladığımızda

Buraya kadar kaybımızın hâlâ yoğun bir şekilde hissedildiğini gösteren tüm gizli belirtileri gördük. Bu belirtiler hayatımızı şartlandırır, sınırlar ve bizi kronik bir acıya hapseder. Bu belirtilerin çoğu psikolojik bozukluklara şekil verir. İleriye gitme ve tekrar mutlu olma motivasyonumuzu daha da azaltan bozukluklara.

Beynimizin aniden ve hatta haksız bir şekilde değişmiş bir gerçekliğe uyum sağlaması için yeterli zaman vermemiz gerektiğini anlamalıyız. İşte aylar ve hatta yıllar boyu sürebilecek bu geçiş döneminde takındığımız tavır, çevremiz ve başvuracağımız uzmanlar, herhangi bir özel yas sorunuyla başa çıkmamıza yardımcı olacaklardır.

İyileşmenin kanıtı

Yas dönemini aştığımızı gösteren bazı işaretler şunlardır:

  • Kaybettiğimiz kişi hakkında normal bir şekilde konuşabiliyoruz. Kendimize duygularımızı serbest bırakmak ve hatta ağlamak için izin veriyoruz, ama bunu kabullenmişlikle yapıyoruz.
  • Yavaş yavaş planlar yapabiliriz ve yeni hedefleri dört gözle bekleyebiliriz.
  • İçimizdeki kişi için bir alan yaratıyoruz. Onları geride bırakıp unutmadan, bir şekilde gerçeğimize entegre ettiğimiz değerli bir varlık olarak görüyoruz, ama onlara bağlı kalmadan yapıyoruz bunu. Kaybettiklerimizi sevgiyle ve minnettarlıkla ama acının bizi engellemesine izin vermeden hatırlıyoruz.
  • Kendimizi çevremize açıyoruz. Yeni insanlarla tanışmayı, ilişkilerimizi genişletmeyi ve kendimizi suçlu hissetmeden ya da vicdanımızın kendimizi kötü hissettirmesine izin vermeden pozitif duyguları kucaklamayı kabul ediyoruz. Kendimize yaşatmaya izin verdiğimiz mutluluk, geride bıraktığımız ama birer koruyucu olarak kalbimizde yaşayan insanlara güzel bir armağan olabilir.