Dünyanın En Mutlu Adamını Ne Üzebilir?

· Haziran 6, 2018

Matthieu Ricard, Wisconsin-Madison, Princeton ve Berkeley üniversitelerinde, zihinsel eğitimin beynimizdeki etkilerini anlamak için yapılan araştırmaya dahil olan Tibetli Budist bir rahip.

Wisconsin Üniversitesinden bilim adamları, Matthieu’nun beynindeki aktiviteleri 12 yıl boyunca analiz ettikten sonra onun dünyanın en mutlu insanı (en azından araştırmaya katılan insanlar arasında en mutlu kişi) olduğunu açıkladılar. Araştırma meditasyon ve merhamet gibi önemli faktörlere odaklandı.

Beyninin işlevlerini farklı teknikler ve araçlarla incelediler. Bunlardan biri de işlevsel magnetik rezonans görüntülemesiydi (fMRI). Pozitif duygularla ilgili olan sol ön kortekste oldukça fazla hareketlilik olduğunu fark ettiler.

Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi tarafından 2004 yılında yayınlanan bu sonuçlar o kadar etkili oldu ki, tüm zamanların en fazla başvurulan beşinci bilimsel referansı oldular.

Mutluluk, nadir de olsa bir insanın başına konan büyük talih kuşlarından çok, her gün başına gelen küçük mutluluklardan oluşur.

– Benjamin Franklin

matthieu ricard, elektrotlar takılı bay beyin

Mutluluğu öldüren şey kıyaslama yapmak

Dünyanın en mutlu adamına göre, mutluluğu öldüren şey bizim kendimizi başkalarıyla karşılaştırma alışkanlığımız. Ayrıca rahip ona yakıştırılan dünyanın en mutlu adamı “unvan”ına da katılmıyor. “Absürt” olarak nitelendiriyor.

Yani nöroloji bilimi dünyanın en mutlu adamını mutsuz edebilecek şeyi buldu: kıyaslamalar. Onlara göre, kendimizi başkalarıyla karşılaştırdığımızda bu kişilerin hayatının yalnızca küçük bir bölümünü görüyor oluyoruz. Genellikle, kendimizi başkalarıyla karşılaştırdığımızda iyi olan şeylere ve gördüklerimize odaklanıyoruz. Suyun altındaki buz dağını görmezden geliyoruz.

Başarılı birini gördüğünüzde, genellikle bu kişinin şanslı olduğunu düşünürsünüz. Doğru zamanda doğru yerde olduklarına inanırsınız. Ancak tüm süreci, yapmak zorunda kaldıkları fedakarlıkları nadiren fark edersiniz.

Yalnızca sonucu görürsünüz; zorlu bölümleri görmezsiniz. Aslında hiçbir zorluğun farkına varmazsınız. Bu yüzden de kendinizi biriyle kıyasladığınızda daha değersiz ve mutsuz hissedersiniz.

Herkes dahidir. Ancak eğer bir balığı ağaca tırmanma yeteneğine bakarak yargılarsanız, o balık hayatının tümünü aptal olduğuna inanarak geçirecektir.

– Albert Einstein

Zamanla mutluluk artıyor

Warwick Üniversitesi’nde Andrew Oswald tarafından yapılan bir araştırma, Avrupa ve Amerika’daki 500,000 kişiyi değerlendirdi. Warwick ve ekibi mutluluğun zamanla doğru orantılı olduğunu buldular. Temelde, bu çalışma, Wisconsin Üniversitesi’nde yapılan ve dünyanın en mutlu adamının bulunmasını sağlayan araştırmayı geliştirmiş oldu.

Yetişkinliğin ilk yılları iyimserlik ve mutluluk getirebilir. Ancak 40’larımızda bir kriz dönemine gelene kadar işler gittikçe karışıyor. Amerika’dan General Social Survey gibi enstitüler tarafından yapılan çalışmalar bu konu hakkında belli veriler sunuyor. Sonuçlar, en mutsuz insanların genellikle 40-50 yaş aralığında olduğunu, en mutluların ise 70’li yaşlarında olduğunu gösteriyor.

Üstelik gelirle veya sağlıkla da pek bir ilgisi yok. Layard, yıllık kişi başı 15,000 dolar gelire (veya buna eş değer bir satın alma gücüne) ulaşıldığında ülkenin gayrisafi milli hasılasında meydana gelen artışın, nüfusun iyilik seviyesinde bir etkisi olmadığını gösterdi. “Amerikalılar Danimarkalılar’dan (ortalama olarak) daha zenginler ancak daha mutlu değiller.” demişti.

bisiklete binen yaşlı çift

Yaş değişkenine ek olarak, günlük meditasyon da mutluluğa katkı sağlıyor. Veya en azından bilim böyle söylüuyor. Meditasyon ve merhamet çalışması, günde 20 dakika meditasyon yapılmasının mutluluk hissini artırmak için yeterli olduğunu ortaya çıkardı.

İnsanlar meditasyon yaparken, beyinlerinin, sol ön korteksinin, sağ kortekse göre daha aktif olduğu gözlendi. Bu da medistasyonun insanların daha mutlu hissetmesine yardımcı olduğu anlamına geliyor.