Yalanların ve Aldatmaların Acısı

05 Mayıs, 2017

Yalanlar ve aldatmalar gerçekten bizi çok üzer. Her ikisi de, yoluna çıkan her şeyi yok edip, en güçlü ormanları ve en yüksek kuleleri bile yakar geçer.

İkiyüzlülük ve aldatmak ile ilgili en üzücü şey, bu durumun çoğu zaman düşmanlarımızdan ya da bilmediğimiz insanlardan değil, bize daha yakın olanlardan kaynaklanmasıdır. Tahmin edeceğimiz gibi, bize acı veren durum da budur. Hem de çok. Aldatıldığımızda, bu durumla ile ilgili en kötü şey yalanın kendisi değil, yalanın getirdiği şeydir.

Güven kadar önemli bir hissiyat artık eskisi kadar önem arz etmiyorsa, içimizdeki bir şeyler kopup gider. Bir yalanın farkına varmak, bize binlerce gerçeği sorgulatır ve en dürüst, en gerçek olduğunu düşündüğümüz deneyimlerimize bile kuşkuyla yaklaşmaya başlarız.

Bir yalan her şeyi değiştirir

Hem yalanlar hem de aldatmalar, büyük bir oranda, bir alışkanlık durumudur. Bizi tamamen şaşırtan bu “sanat” konusunda ustalaşmış bir çok ‘yetenekli’ insan var.

Bildiğimiz gibi, alışkanlık halini almış yalan söyleme durumu, ciddi bir psikolojik problem haline gelebilir. Bunu bir hayat dürtüsü haline getirmiş insanlar, istediklerini elde edebilmek için ya da daha ilginci, sadece aldatma fiilini gerçekleştirmek için her şeyi yapıp söyleyebilirler.

Bazen yalan, bir niyet göstergesi olmadığı için, istemeden yapılan bir eylem olarak “kabul” edilebilir. Bunlara beyaz yalanlar diyoruz, çünkü bu durumlarda gerçek, yalandan daha fazla acıtabilir. Bazı insanlar, herhangi bir yalan türünün, sağlıksız ilişkiler yüzünden meydana geldiğini savunuyor; ancak gerçek şu ki insanlar, siyah ve beyaz dışındaki renkleri görmede çok da fazla yetenekli değildir.

Zamanla her şey ortaya çıkacak

Yalanların ve aldatmaların her zaman için bir son kullanma tarihi vardır, çünkü onları ört bas etmeye çalışmak, kaldırabileceğimizden daha fazla bir güç gerektirir. Bu durum, yalan söyleyen kişinin artık başa çıkamayacağı, muazzam bir kısır döngü yaratır.

Yalan bir kere ağızdan çıktı mı, artık kontrolden de çıkmıştır. En nihayetinde yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Bununla birlikte, zaman içinde bir yalanın sürdürülebilmesi çok zor olsa da, aldatılmamız çok yaygın ve mümkündür. Bunun pek çok işareti olabilir, ancak insanlarla olan duygusal bağlarımız muhtemelen bizi gereğinden fazla köreltiyor.

Yalanlar ve aldatmak; ruhtaki iki derin yara

Sevdiğiniz insanlara ihanet etmek, bir insanın yapabileceği en aşağılık eylemlerden biridir.  Yapılan sahtekarlık keşfedildikten sonra üstesinden gelmek de çok zordur, çünkü hilekarlık, tüm dünyamızı başımıza yıkabilir.

İhanete uğrayan biri ile incinen biri arasında fark vardır. İhanete uğrayan biri, yönünü kaybeder, bu olay kendi başına nasıl gelmiş anlamaz, kafasında binlerce soru işareti olur, yuvası yıkılır, artık duygularını ne yapacağını şaşırır ve kendini çok aptal hisseder.

Kendilerini, çıplak, komik duruma düşürülmüş ve yalnız hissederler. Hayata sıfırdan başlamalı, duvarlarını yeniden inşa etmeli, o yaşadıkları zorlu yoldan bir daha geçmeli ve yaşamındaki çatlakları kapatmalıdır. Almış olduğu ölümcül yaralar ile,  kendilerini, tam olarak nasıl olacağını bilmeden, tekrar hayata döndürmelidir.

İhanetten kaynaklanan yaraları iyileştirmek

Zaman geçtikçe ilk başta hissettiğiniz öfke ve güçsüzlük, kaybolan, kırılan veya solan her şey ile beraber kesin bir üzüntü haline gelecektir. İşte bu anlarda yaralarınızı iyileştirmeye başlayabilirsiniz.

Bütün bunları aşmak zaman alır, ancak bunu yapmak için kendinizi bağışlamalısınız ve kaçınılabileceğini düşündüğünüz şeylere karşı, artık kendinize işkence etmeyi bırakmalısınız. Dünyayla barışık olabilmeniz ve tekrar güvenmeyi öğrenebilmeniz ancak böyle mümkün olacak.

Eğer hayatınızın bir noktasında biri sizi üzer ya da incitirse, herkesin aynı olduğunu düşünerek kendinizi cezalandırmayın, çünkü böyle yapmak, bir gün piyango kazandığınızda, artık ondan sonra alacağınız her biletten de ikramiye çıkacağına inanmak gibi bir şey olur.

İhanetten ne kadar hoşlanmıyorsanız, sadakate de o kadar değer verin. Kendinizi suçlamayın aksine,bağışlayın, çünkü bir aldatılma olayını atlatmak, büyümek için harika bir fırsat sunar ve hayatımızda daha iyi bir yer edinebilmeleri için, daha iyi insanlar seçmenizi öğretir.

Görseller: Nicoletta Ceccoli