Üzgünken Empatiye İhtiyacım Var, Cehalete Değil

29 Mart, 2018

Kendi üzüntünüze empatiyle yaklaşmak çok zordur. Öncelikle, hissettiğimiz üzüntüye empati duymak, onun var olduğunu kabul etmek anlamına gelir. 

Ondan utanmadığımızı ve varlığı nedeniyle kendimizi perişan etmediğimizi işaret eder. Üzüntü, ruhumuza dokunmuş olan bir acıdan, hissedilmesi gereken ve canımızı yakan bir hüzünden söz eder.

Üzgün olmak çoğu zaman yanlış bir şey gibi algılanmıyor olsa, üzüntümüzü saklamak kolay olacaktır. 

Üzgün olmaya hiç vakit yok. Bir tek hayatımız var ve bunu mutlu ve gülümseyerek yaşamamız gerek. Üzgün hissetmeye değmez!” Buna benzer sözleri kaç kez işittiniz? Tanıdık gelen sözler değil mi?

Elbette her birimizin yaşayacak tek bir hayatı var. Ve elbette ideal olan, her zaman mutlu olmak ve varlığımızı kemiren problemlerden uzak olmaktır.

Ama gerçek şu ki sorunlar vardır. Çünkü hayat hem aydınlık hem de karanlıktan meydana gelir. Bunlar aynı alanda ve aynı zamanda vardır.

Üzüntünün anlaşılması için işitilmesi gerekir 

Karanlıkta geçirdiğimiz zaman sayesinde aydınlığı tanırız. Karanlık sayesinde ışık aydınlatır, berraklaştırır ve bilgedir. Öyleyse üzüntüyü niçin aynı şekilde görmüyoruz?

ay ışığında patikada seyahat

Belli durumların anlamını hayatın bize yaşattığı hayal kırıklıkları, vedalar ve genel olarak darbeler sayesinde anlarız. 

Bizi kendimiz kılan dersleri bu şekilde çıkarırız. Bunlar, dev bir sahili meydana getiren küçük kum tanelerine benzer.

Acı dolu tecrübeler, süzgeçten geçip bilgelik havuzuna akar. Karanlık sonunda ışığa dönüşür. Ders hâlini alır ve belli bir tecrübeden ne anlamamız gerektiğini gösterir bize.

Bu yüzden, üzüntünüze zaman tanıyın ve onu anlayın. Canınızı yakan şeyi anlayın ve o özel aının ardında yatan anlamı görün.

Üzüntünüzü küçümsemeyen insanlarla çevreleyin kendinizi

Kimse hissettiklerimizi bizden alamaz. “Ağlamak hiç bir işe yaramaz” gibi yüzeysel argümanlarla hiç yapamaz bunu.

İhtiyacınız varsa ağlayın! Ağlamak işe yaramaz değildir! Çünkü üzüntünüz değerlidir. Üzüntünüz gerçek ve büyüktür. İhtiyacınız varsa ağlayın. Ağlamak stresi dağıtır. İçimizdeki fırtınayı dindirmeye yardım eder.

ağlayan kadın

Canınız ne tür bir müzik dinlemek istiyorsa dinleyin. Acınızı istediğiniz gibi ele alın. Kendinize bakın ve duygularınızın her biriyle ilgilenin. Onlara büyüme ve nefes almaları için alan tanıyın ki onları anlayabilesiniz.  

Üzüntü duyuyorsanız, ruhunuzda işitilmeyi ve önem verilmeyi isteyen bir şey var demektir. Kendinizi size değer vermeyi bilen ve duygularınızı anlayan insanlarla çevirin.

Üzgün olduğunuz için sizi zayıf diye yaftalamayacak ve önce empati kurmaya çalışmadan üzüntünüzü sizden koparmaya yeltenmeyecek insanlarla.

Yaralarınızı biriyle paylaşıp da önemsenmediğini ve küçümsendiğini görmekten büyük bir acı yoktur. Dinlenmediğinizi ya da değer verilmediğinizi hissetmek, üzüntümüzün daha da ağırlaşmasına neden olur.

Gör arzı etmek yerine paylaşmak acının iyileşmesine yardım eder 

Acınızı yakın bir arkadaşınızla paylaştığınız ve size basmakalıp sözlerle cevap vermek yerine sadece yanınızda olduğu o zamanı hatırlıyor musunuz? Sadece üzüntünüzün var olmasına izin verip bir süre size sığınak olmuştur. Siz konuştunuz, ağladınız ve katta anlamsız sözler ve göz yaşları arasında gülüşmeler oldu. 

Kelebekler altında sarılmak

İşte acıyla baş çıkılması gereken yol budur. Ona sığınak olmak ve onunla ilgilenmek. Gereken tüm vakti ona ayırmak. Bilgelik ve acıyı kucaklamak. Hisleriniz sakinleşecek ve üzüntünüzün ardındaki anlam açığa çıkacaktır.  

Fakat bu anlam, önce iyice içine girmeden üzüntüyü bir kenar atarsak asla görünür hâle gelmeyecektir. Bu yüzden üzüntünüzü ve acınızı kucaklayın. Doğru kişilerin eşliğinde rahatlık bulacaksınız. Ve o refakat artık bildiğiniz gibi KENDİNİZDEN BAŞKASI DEĞİLDİR.