Unutmak Kalbe Ağır Gelir

12 Nisan, 2017

Kalp ve mantığı bir teraziye koyarsanız, hatıralar söz konusu olduğunda daima denksizlik olacaktır. Çünkü zamanın geçmesine rağmen, kalbimizde bir delik açmış kişiler vardır hala. Bu, geçmişe dair basit bir vizyonla, kulaklarımıza fısıldanan bir kelimenin hatırasıyla kalbi daha da hızlı attıran bir deliktir.

Aklınız sizden mantıklı davranmanızı ister. Canınızı acıtıp sizi bırakan insanı unutmanızı ister. Ama kalbiniz, unutmaz. Bedeninize kan yolladığı her an, o kişinin size hissettirdiklerini, o an dünyayı nasıl gördüğünüzü hatırlatır.

“Bazen gecenin sessizliğinde, bütün hatıraları tek mısrasını bile unutmadığı bir çocukluk şarkısı gibi aklına geliverir… Yalnızken, kimse anılarından kaçamaz.”

– Antoine de Saint-Exupéry

Ebedi kavga: akıl ve kalp

Sevgilimizden ayrıldığımızda, gerçek bize sevdiğimiz kişinin artık bizi sevmediğini söyler. Bizi istemiyor, aramıyor, öpmüyordur artık. Fakat umutsuz bir romantik olan kalp, ebedi kavgasına devam ederek sevgilimizle ilk kez öpüştüğümüz anı ya da karanlığa sığınarak seviştiğimiz zamanı hatırlatır. Gerçek ve hatıralarımız arasındaki kavga, bizi unutmaktan alıkoyar.

Hatıralar ne kadar yoğunsa, zihninizde o kadar uzun süre belirmeye devam edecektir. Bunun bilimsel bir açıklaması var: (tarihleri, yerleri ve yüzleri hatırlamayı sağlayan) hipokampus ve (duygusal hatıraları yöneten) amigdala, birleşip birbiriyle bağlanmıştır ve hatıralarınız artık görüntüden ibaret değildir. Bunlar kokudur, dokunuştur, kelimedir ve tattır.

“Hatırlamak, hafızası olan kişi için kolaydır. Unutmak ise kalbi olana zordur.”

– Gabriel García Márquez

Zamanın iyileştirici etkisi

Derler ya: Zaman her şeyin ilacıdır. Çünkü günler aylara ve aylar yıllara dönünce hipokampus ve amigdala arasındaki bağlantı giderek daha az kullanılır. Böylece diğer verilerin, yani yeni hatıraların kaydedilmesi için yer açılmış olur. Diğer bir deyişle, hayatımıza başkaları girebilsin diye insanları ve hatıralarını unuturuz.

Genelde, bir ayrılığın ardından 6 ay ile bir seneye kadar sürebilecek bir acı çekme dönemi yaşanır. Bu süre, yaşadığımız hayal kırıklığının üstesinden gelerek hayatımıza devam etme konusunda harcadığımız çabaya göre değişir.

Unutmanıza yardımcı olacak 3 tavsiye

Geçmişe tutunmamak önemlidir, çünkü tadını çıkarmamız gereken bir hayat vardır önümüzde. Bu yüzden, unutmak için elimizden geleni yapmalıyız. Unutmak mümkün. Sadece biraz irade ve gelecek umudu gerek. Bir kalbiniz var ve dolayısıyla, unutmak karmaşık hale geliyor. Ama imkansız değil bunu başarmak. Şimdi unutmanıza yardımcı olacak bazı ipuçlarını paylaşacağız sizlerle:

Olanları kabul edin

Kimi zaman binlere açıklama istemede ya da izah etmede ısrarcı oluruz ama belki de bunların hiçbirine gerek yoktur. Her şeyin bir açıklaması yoktur ve geçmiş defterleri karıştırarak kendimize daha fazla zarar vermek anlamsızdır. Bunu kabul etmek çok güç ama gerçeklikten alacağımız bu doz gereklidir. Cesur olun ve sevdiğiniz kişinin gittiğini kabul edin.

Hayatınızı yaşayın ve duygularınızın tadını çıkarın

Bu acı çekme döneminin başında ağlamak isteyebilirsiniz. Rahatlamak, içinizdeki acıyı boşaltmak için ağlamanız gerek. Ama dışarı çıkmak, yürüyüş yapmak, sinemaya gitmek ve başkalarıyla sosyalleşmek için kendinizi zorlamalısınız.

Yine hayatınızı yaşayın. Kendinize şunu sorun: Neleri seviyorum? Ne yapmaktan hoşlanıyorum? Geçmiş hatıralarınızı unutmanızı sağlayacak yeni anılar yaratmaya başlayacaksınız. Yeni duygu ve deneyimler için kalbinizde yer açın. Yenilerini açmak için eski kapıların bir kısmını kapatın.

Zaman her şey değildir

Zaman, unutmanıza yardımcı olur. Zamanın geçmesiyle acının uyuştuğu ve yok olduğu doğrudur. Ama iş sadece beklemekten ibaret değil. Eyleme de geçmek gerek. Evinizde oturup acı yok olana dek beklemenin size bir faydası yok.

Zihninizi açın. Hep gitmek istediğiniz fotoğrafçılık kursuna kaydolun. Hoşlandığınız kişinin telefon numarasını istemeye cesaret edin. Spor yapın, yiyip için, en sevdiğiniz kitabı tekrar okuyun ya da yeni bir kitap alın. İstediğinizi yapın, yeter ki yaşayın.

“Kalp, yumruk büyüklüğündedir ve aşağı bakan bir armut şeklindedir. Kalp, aşkın sembol organıdır ve duyguların ritmini izler. Normalde, dakikada 60 ila 70 kez çarpar. Aşık olan kişinin kalbi daha fazla atar. Bazen siz fark etmeden dakikada 100’e bile ulaşabilir. Kalp, en son gidendir. Vücuttan çıkarıldığında bile, sevdiğiniz kişi sizi terk ettiğinde veya daha fazla acı çekmek istemediğinizde atmaya devam eder. Siz onu kontrol edemezsiniz. Aşıkken kalbiniz bir başkası için hızla atar, artık kontrol sizde değildir. Kontrol, kalbinizdedir.

– Manule d´amore