En Çok Okunan Kitaplardan En İyi Alıntılar

· Ocak 18, 2017

Sayfalardaki kelimeler yağmur damlaları gibidir, zihinlerimizi düşüncelerle dolduracak, kalplerimize duyguların gökkuşağını hissettirecek şekilde seçilirler.

“Ve üzüntün geçtiğinde (çünkü zaman bütün acılar dindirir) beni tanımış olduğuna memnun olacaksın.”

– Antoine de Saint-Exupèry, Küçük Prens

İster acı ister tatlı olsun, her tecrübe, ruhun bir kısmına şekil verir. Biz farkına dahi varamadan, ruhumuza renk katarak,  kim olduğumuzu açığa çıkarırlar ki insanlar, bizim ne dediğimize dikkat etsinler.

Aynı şey hayatımızda bir iz bırakan insanlar için de geçerlidir. İster iyi ister kötü olsun, onlarla geçirdiğimiz bu zaman dilimi, küçük ama önemli dönüm noktaları ile kim olduğumuzu belirler.

“Sevgi ve arzu iki farklı şeydir; sevilen her şey arzu edilmez ve arzu edilen her şey de sevilmez.”

– Miguel de Cervantes, Don Kişot


don-kisot

Arzu bir anın dağlarını yerinden oynatabilir, sevgi ise bir ömrün sıradağlarını. Arzu, kısa bir an süren çok yoğun bir duygudur; aşk ise benzersiz bir güçle yavaş yavaş yanan bir ateştir.

Arzumuz ile ister, sevgimiz ile paylaşırız; arzu bir varoluş durumudur, sevgi ise bir haykırıştır.

“En iyi zamanlardı, en berbat zamanlardı, bilgelik çağıydı, ahmaklık çağıydı, inanç devriydi, kuşku devriydi, Aydınlığın dönemiydi, Karanlık dönemiydi, umudun baharıydı, umutsuzluğun kışıydı…”

– Charles Dickens, İki Şehrin Hikayesi

giyotin-idam

Bu söz, New York demokratik belediye başkan adayı Bill de Blasio tarafından seçim propagandası olarak kullanılmıştır. Eşitsizlik tartışmalarına çok orijinal bir dokunuş vermiştir.

Bizler kadar doğal bir eşitsizlik…

Tarih boyunca, eşit haklar, eşit muamele ve haksız karşıtlığı bitirmek için pek çok eylem yapılmıştır. Ancak nefretlik karşıtı bu takdir edilesi eylemler, farklılıkların hayatımıza kattığı zenginliklerle karıştırılmamalıdır.

“Öyle bir koku yaratabilecekti ki, insani olmakla kalmayıp insanüstü bir şey olacaktı, bir melek kokusu, öyle dile destana sığmaz güzellikte, o kadar canlı bir koku ki, koklayan büyülenip onu, Grenouille’i, bu kokuyu taşıyanı bütün yüreğiyle sevmeden edemeyecekti.”

– Patrick Süskind, Koku

koklamak-kadin

Sevilmeye olan ihtiyacımızı, kabul ve arzu edilmeye dair endişelerimizi, türlü türlü tuhaflıklarımıza ve türüne az rastlanır halimize de bu dünyada bir yer olduğuna olan inancımızın verdiği güven hissesini anlatan bir alıntı.

İşte aradığımız tam da bu koku olabilir…

“Hiç kimsenin dünyayı değiştirmeye başlamak için bir saniye bile beklemesinin gerekmemesi ne güzel bir şey!”

– Anne Frank, Anne Frank’ın Hatıra Defteri

cocuklar-isaret

Anne Frank’ın de söylediği gibi, harika fikirlerin vücut bulmadan önce hiçbir şekilde bekletilmemesi gerekir. Aksi takdirde, fikirler zihnimizde uyuşur ve unutulur.

“Dünyada bana sevgi kadar anlaşılmaz gelen hiçbir şey yoktur; ne insan, ne Şeytan ne de başka bir şey; çünkü sevgi her şeyden daha çok işler ruha. Yüreği böylesine kaplayan, böylesine bağlayan hiçbir şey yoktur. Bu nedenle, onu yöneten silahlar olmayınca, ruh, derin bir uçuruma atılırcasına sevgiye atılır.”

Umberto Eco, Gülün Adı

gul-engel

Sevgi hem en asil hem de en değersiz eylemlerin çıkış noktasıdır. Mantığımızı kör eden, empatiyi ortadan kaldıran, kabul edilemez amaçları haklı çıkaran olmuştur birçok kez. Kimi zaman bedeli çok ağır olmuştur, kimi zamansa bu bedeli ödemeyecek olanlara vurmuştur.

Böylece, sevgi hem kahramanlar hem de kötü adamlar yaratmıştır.

“Altın olan her şey parlamaz, her gezgin yitirmemiştir yolunu.”

– JRR. Tolkien, Yüzüklerin Efendisi

gollum-yuzuklerin-efendisi

Hepimiz, ilk kez tanıştığımız insanlar ile ilgili bir izlenim oluştururuz. Bu izlenim, onlarla olan ilişkimizi belirler ve yanlışlıkla da olsa, bu izlenimi haklı çıkaran hareketlerde  bulunuruz.

Örneğin, birisinin kaba ve antipatik olduğunu düşünürsek, o kişiye yaklaşım şeklimiz de mesafeli olacak,  bu da akabinde, o insanın da bize soğuk bir şekilde davranması ile sonuçlanacak, zaten ortada böyle bir durum en başından beri varsa, vaziyet daha da kötüleşecektir.

İşte bu yüzden, bir insana baktığımız zaman, aslında en başından beri içlerindeki cevheri görmekten kaçındığımız için, neler kaçırdığımızın farkında da olamıyoruz bazen. Aynı şey bizim için de geçerli.

İşte size birkaç değerli alıntı daha, böylece siz sevgili okuyucular, hissettiklerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz:

  • “Her kim olursan ol ya da ne yaparsan yap, bir şeyi gerçekten arzu ettiğinde, bu arzu evrenin ruhunda belirir. İşte senin yaşam amacın da budur.”
    – Paulo Coelho, Simyacı
  • “Tuhaf ama ne zaman bir şeyden korksan ve zamanı durdurmak için elinde avucunda ne varsa vermek istesen, zamanın hızlanmak gibi kaba bir huyu vardır.”
    – J.K. Rowling, Harry Potter ve Ateş Kadehi
  • “Dünya o kadar yeniydi ki pek çok şeyin ismi yoktu ve onları göstermek adına elinizle işaret etmeniz gerekiyordu.”
    – Gabriel Garcia Márquez, Yüz Yıllık Yalnızlık
  • “Sana, bana ve etrafımızda parçalanan bu aptal dünyamıza rağmen, seni seviyorum.”
    – Margaret Mitchell, Rüzgar Gibi Geçti
  • “Sevinç, bazen tuhaf bir hal alır; bizi aynı kederin yaptığı gibi boğar.”
    – Alexandre Dumas, Monte Cristo Kontu
  • “Aniden koridordan aşağıya doğru süzüldü ve o bal rengi gözlerini bir saniyeliğine de olsa üzerimde gezdirdi. O an, sanki içimden bir parça öldü gitti. Nefes alamıyordum ve nabzım yerinde saymaya başladı.”
    – Isabel Allende, Ruhlar Evi
  • “İnsanlar, arzu ettiklerini elde etmek yerine, korktuklarından kaçınmak için daha çok çabalıyor.”
    – Dan Brown, Da Vinci Kodu