Uçmamı Engelleyen Bağlarım: Duygusal Bağımlılık

24 Nisan, 2018

Beni bağlayan bağlarım varmış ve havalanıp uçamayacakmışım gibi hissediyorum. Özgür hissetmezsem de kanatlarım hiçbir zaman açılmayacak ve beni kaldıramayacak. İnsanlar neden kendilerini içten içe tüketen bir ilişkiye bile bile bağlı kalır? Bunun cevabını bu kişilerin duygusal bağımlılığında ve sevilme, değer görme ya da önemsenme isteğinde bulabiliriz.

Duygusal bağımlılığın temelinde yatan sebep yalnızlık ya da izolasyon korkusudur, bu da gergin ve katı ilişkilerle sonuçlanır. Bağımlı kişiler onu devamlı doğrulayacak bir ilişkinin ya da bir başka kişinin olmadığı bir hayat hayal edemez. Yalnız hissetmeye başladıkları ya da ilişkilerini sonlandırdıkları bir durumda kaldıktan neredeyse hemen sonra bir başka ilişki ararlar çünkü kendilerini savunmasız ya da terk edilmiş hissederler.

Uçmak istediğimizde kendimizi hafif hissetmek ve geri döndüğümüzde de sığınabileceğimiz bir yuva olsun isteriz. Bununla birlikte, ihtiyacımız olan gereçleri elde eder etmez uçmaya, dışarıyı keşfetmeye, gerçekten ne istediğimizi anlamaya ve en önemlisi de uçabilmenin tadını çıkarmaya başlayabiliriz.

Eğer zararlı ve bize kötü gelen bir ilişki içindeysek uçmamız mümkün olamaz. Böyle bir ilişki tepeye tırmanmamızı ve oradan yeni bir bakış açısıyla bakabilmemizi engeller. Yuvamıza bağlı kaldığımız takdirde etrafımızdakileri görmemiz mümkün değildir.

Bizi güçlü, tamamlanmış ve kendine güvenen insanlar yapan ihtiyaçlarımız değil, verdiğimiz kararlardır.

İyi bir öz saygı puzzle’ın temel bir parçasıdır

Bu çeşit katı ve kısıtlayıcı ilişkileri olan insanları tanımlayan nitelikler şunlardır:

  • Kendileri adına karar vermekte güçlük çekmek.
  • Devamlı ilgi görme ihtiyacı.
  • Düşük öz saygı.
  • Diğer insanlar tarafından onaylanma ihtiyacı.
  • Devamlı bir ilişkide olma ihtiyacı.
başında kafes olan kadın

En önemli ve diğer faktörleri de çoğunlukla tetikleyen kısmı düşük bir öz saygıdır. Öz saygısı düşük olan kişiler kendini zayıf ve aciz hisseder, kendine güvenmez ve bu yüzden de bu güveni dışarıda bulmaya çalışır.

Eğer güçlü olur ve öz saygımızın temelini iyi atabilirsek bunun üzerine kuracağımız ilişkiler daha sağlıklı olur. Kendime güvendiğim zaman ne istediğime her koşulda karar verebilme gücüm olur ve böylelikle kanatlarımı açmaya başlayabilirim.

Güçlü ve bağımsız iki insan, beraber yürümeye karar verdikleri bu yolda birbirilerine olan bağlılıklarının artı ve eksilerini de göz önünde bulundurabilecektir. Bu yüzden kendileri için iyi ve kötü olanı ayırt edebilir ve ona göre kararlar verebilirler: ilişkilerinin temelini ihtiyaçlarının ya da zayıf bir ilişkinin üzerine değil öz saygı ve sağduyu üzerine kurabilirler.

Kanatlarımı yapılandırmak için çabalamam gerekir

Başkalarına olan duygusal bağımlılığımızı kırmak için çabalamamız ve kendimizi keşfe çıkmamız gerekir. Bir insanda eksik olan ya da aradığım şey nedir? Asıl soru budur. Kendimize zaman tanımak, karşımızdaki bize istediğimiz şeyleri veriyor mu ya da hak ettiğimizin bu olduğunu düşünüyor muyuz gibi soruları kendimize sormak demektir.

Eğer bu mesafeyi koyamazsak, kendimize düşünmek ve yalnız kalmak için zaman tanımazsak sahip olduklarımızı ve istediklerimizi net bir şekilde göremeyiz. Ve en önemlisi de uçmak mı yoksa olduğumuz yerde kalmak mı istediğimize karar verecek bir özgürlüğümüz olmaz.

kırdaki kanatlı kadın

Duygusal bağımlılık kendi değerimizi bilmemizi zorlaştırır çünkü içimizdeki eksikliği dışarıda bulmaya çalışırız. Durun ve bir düşünün, bu beni mutlu ediyor mu? Değer gördüğümü hissediyor muyum? Daha iyi bir insan olmam için bana destek oluyor mu? Beni motive mi ediyor yoksa geri mi çekiyor?

Sağlıklı bir ilişkiden anlamamız gereken şudur: onsuz da gayet yaşayabilirim ancak onunlayken daha iyi oluyorum. Bizi güçlü, tamamlanmış, kendinden emin kılan şey her zaman karar verebilmekten geçer, muhtaç hissetmekten değil. Haydi kanatlarımızı oluşturmak ve öz saygımızı kazanmak için çabalayalım, sonra da özgürce uçalım.