Tutkunuzun Peşinden Gitmenizi Sağlayacak Bir Kısa Film

06 Mayıs, 2017

Hayatınızda yaptığınız iş size mutluluk veriyor mu? Bunu bir düşünün. Belki de sevmediğiniz bir işe vakit ayırıyorsunuz, yanlış kişiyle arkadaşlık kuruyorsunuz ya da zamanınızın yeterli olmadığı gibi bahaneler uydurarak, yapmak istediğiniz hiçbir şeyi yapmıyorsunuz.

Hayatımızı otomatik pilota almış bir halde yaşamaya çalışıyoruz, kendi sağlığımızı düşünmeden, aynı bu yazıda bahsedeceğimiz filmin baş kahramanı gibi, sorumluluk ve görevlerimizden başkasını umursamaz oluyoruz. Nasıl yapılacağını bildiğimiz tek şey kendimizi unutmaktır. Kendimizi görünmez kılıyor ve bulunduğumuz yerde gerçekten olmak isteyip istemediğimizi, ne yapmak istediğimizi, yanımızda kimleri istediğimizi bile sorgulamıyoruz.

“Harika işler yapmanın tek yolu, yaptıklarınızı sevmektir.”

– Steve Jobs

Belki de rutin hayatınıza o kadar çok alıştınız ki, bir değişiklik yapmak olasılığını dahi düşünemiyorsunuzdur. Bu ihtimali hiç düşündünüz mü? Alışkanlık, sakin bir kafanın ve huzurun iyi bir arkadaşı olabilir, ancak aynı zamanda bizi sınırlama ve kendi sosyal, kişisel ve mesleki gelişimimizi önleme durumu da işin içindedir.

Alışkanlık ve tutku arasındaki fark

Alışkanlık, kendinizi bir şeye adamak değildir, çünkü sizin tarafından yapılması istenen ama sizin en ufak bile bir ilginizin olmadığı bir işe bakış açınız ile gerçekten  tutku ile yaptığınız bir iş arasında fark vardır. Sizi mutlu eden insan ile beraber olmak ile, alışmış olduğunuz ve yanınızda rahat hissettiğiniz insan arasında da bir fark vardır. Bazı şeyleri sadece yapmak için yapmak ile, size değer kattıkları ve hayatınıza bir renk getirdikleri için yapmak arasında da fark vardır.

Alışkanlık ve tutku ile yapılan işler arasında fark vardır. Alışkanlık otomatiklik,  atalet isterken düşünceye pek yer yoktur. Tutku ise canlılık kokan hayat, arzular, hayalleri ve rengarenk bir gelecek sunar. Alışkanlık  da değil, tutku da bir duygu vardır. Mutluluk hayatınızı ve fırsatlarınızı, tutkularınız ve ilgi alanlarınız etrafında inşa etmeniz ile vuku bulur.

Dünya, umutsuzca yaptığı işi seven insanlara ihtiyaç duyabilir, ancak her şeyden önce sizin sevdiğiniz şeyleri yapmanız, sevdiğiniz insanlarla birlikte olmanız ve kendinizi tutkularınıza adamanız gerekir. sürekli aynı rutini tekrar etmekten, aynı şekilde yaşamaktan ve her zaman aynı şeyleri hissetmekten mutluluk duyamazsınız. Bu doğru değil mi? Çünkü mutlu olmak çaba gerektirir.

“Mutluluğun ve erdemli olmanın sırrı, yapmanız gereken işi sevmektir.”

– Aldous Huxley

Yaptığınız işi sevmeniz gerek

Gözlerindeki ışığı yeniden yakmanız gerekiyor. Hayatınıza geri dönmek için, duygu ve yoğunluğa ihtiyacınız var. İnsanların sizi görebilmesi ve hayalleriniz için umuda ihtiyacınız var. Her yeni bir günün getirdiği her şeyi sevmeniz gerekir. Hayatınızın itici gücü siz olmalı ve nereye gitmek istiyorsanız,  kiminle olmak istiyorsanız ve size en iyi neyin geleceğini biliyorsanız, ona göre yaşamalısınız.

Çok idealist görünme riskini göze alarak, bunun mümkün olduğunu söyleyebilirim. Ama bunun meydana gelebilmesi için çok fazla arzu, cesaret, tutku, merak ve umut gerekir. Fırsatlar hiçbir yerde kendiliğinden ortaya çıkmaz. Onları arayıp, bulmanız gerekiyor ve değişmek için güçlü bir iradeye ve hayaliniz için savaşmak için büyük çabalar göstermeye ihtiyacınız var.

Sabırlı olun, zamanla sonuçlar gelecektir.  Sadece, yaşamınızın kontrolünü elinize almalı ve yarının meyveleri için tohumları şimdiden, azar azar ekmeye başlamalı. Kimse kolay olacağını söylemiyor, ya da bu yolda hiçbir engel ile karşılaşmayacağınızı. Ancak hayatınızda yapacağınız en güzel ve en keyifli şeylerden biri olacağını söylüyorum. İstediğiniz şey için mücadele etmek paha biçilemez bir mutluluktur.

Sevdiğiniz işi yapın, sonunda mutlu olacaksınız

Başlangıçtaki, bu yazıda bahsi geçen kısa filmin baş kahramanı gibi hissedebilirsiniz; yorgunsunuz,  hissizlik ve uyuşukluk sarmalında dönüp duruyorsunuz, hayalleriniz hala yapılacaklar listesinde, en mükemmel zamanda ortaya çıkmak için beklediği için de mutsuzsunuz. Ama mükemmel zaman diye bir şey yok. Hayallerinizi gerçeğe dönüştürmek için, mükemmel zamanı siz yaratabilirsiniz.

Durumundan bezmiş, hayallerinin peşinden gitmeye karar vermiş ve adım adım mutluluğu yakalayan ve bu yazının konusu olan filmin baş kahramanını örnek alın. Bir gıda fabrikasında çalışmaktan usandıktan sonra, hayatında büyük bir değişiklik yapmaya karar verir ve daha iyi bir dünya yaratmak amacıyla, doğal besinleri pişirme işine girer.

Bunu siz de yapabilirsiniz. Tek yapmanız gereken sevdiğiniz bir şey bulmak ve ondan sonra sabır, çaba ve cesaret ile küçük küçük adımlar atmak ve her şeyden önce yaptığınız her işte, daha fazla mutluluk bulmak. Tanıştığım en mutlu insanlar, ne yapmak istediklerini bilen ve buna göre bir hayat yolu çizen insanlardı.

Umarım kısa filmi beğenirsiniz!