Tutarlılık Önemli: Söyledikleriniz ile Yaptıklarınız Bir Mi?

18 Temmuz, 2020
Tutarlı olmak ve düşündüğünüz ve yaptığınız şeyi uyumlu tutmak psikolojik refahınızı garanti etmenin bir yoludur. Değerleriniz hakkında net olmak ve davranışlarınızı yönlendirmelerine izin vermek kadar önemlidir.

Tutarlılık, insanların her zaman tutarlı olmak için ellerinden gelenin en iyisini yapması demektir. İnsanlığın ana ihtiyaçlarından biri, söyledikleri ve yaptıkları ile, öğrendikleri ile, acil durumlarda ortaya çıkan gereklilikler arasında bir ortak nokta olmasını sağlamaktır. İnsanlar her zaman bunu yapmayı başaramazlar, bu da bazı sorunlara neden olabilir.

Ünlü bir hümanist olan psikolog Carl Rogers, tutarlılık ilkesini derinlemesine araştıran ilk kişilerden biriydi. 1950’de bu tutarlılık durumunu deneyim ve bilinç arasındaki bir ortaklık olarak tanımladı.

Temel düzeyde, yaşadığımız her deneyim onlardan öğrendiklerimiz ile sonuçlanır. Bu da değerleriniz, hisleriniz ve arzularınız hakkında tutarlı bir şekilde hareket etmenizi sağlar.

Rogers’ın bu konuyu daha derinlemesine araştırmaya devam etmesi için iyi bir nedeni vardı. Tutarsızlık, birçok terapistin şahit olduğu bir durumdur. Başka bir deyişle tutarsızlık, ihtiyacınız olan şeyle yaptığınız şeyler arasındaki açık farktır.

Birçok insan yardım ister çünkü “ideal benliklerinden” çok uzaklaştıklarını düşünürler. Gerçekt kimlikleri anlamını yitirmiştir, çünkü istedikleri ve yaptıkları ile hissettikleri ve elde ettikleri arasında net bir fark görürler.

Tutarlı değilseniz, rahatsızlık ve acı ortaya çıkar. Bu, incelemeye değer üzücü bir gerçektir.

“İyi yaşamak, bir varoluş hali değil, bir süreçtir. Bu bir varış noktası değildir, bir yöndür.”

– Carl Rogers

Tutarlılık konusunda sorun yaşamak benlik saygınızı kötü etkiler.

Sorunların kökeni tutarsızlık olabilir

Arizona Üniversitesinden yazar ve psikolog Robert B. Cialdini bu konuyu en tanınmış çalışmalarından biri olan İknanın Psikolojisi: Teori ve Pratik Bir Arada adlı kitabında kapsamlı bir şekilde araştırdı. Bu kitapta, okuyuculara yeni ve ilginç bir odak sağlamak için tutarlılık teorisini daha derinlemesine inceliyor.

Dr. Cialdini’nin ortaya koyduğu nüans şudur: bazen tutarlı olma çabasıyla kendinizi, sorunlu hale getirdiğiniz çelişkili durumların içinde bulursunuz. Örneğin, kendinizi bir ekolog olarak tanımlıyorsanız ve kendinizi fena halde çevreyi korumaya adamışsanız, doğaya zarar veren enerji kaynaklarını kullanmaya devam etmeniz tutarlı bir davranış olmaz.

Birçok insan belirli durumları savundukları fakat başka durumlarda aynı hassasiyeti göstermedikleri için bazı toplumsal yaptırımlarla karşı karşıya kalırlar. Eğer başkalarına ilham vermek istiyorsanız, bu durum daha da karmaşıklaşıyor. İstediğiniz, değerleriniz ve davranışlarınız aracılığıyla başkalarına ulaşmaksa, bu durum sorun yaratabilir.

Bu durumlarda ne yapabilirsiniz? Düşündüğünüz kadar tutarlı değil misiniz?

Biraz uyumsuzluk ile uyum kavramı

Yüzde yüz tutarlı davranamayacağınız zamanlar vardır. Muhtemelen bu gibi durumlarla uğraşırken ortaya çıkan tartışmalardan ve tutarsızlıklardan hoşlanmıyorsunuzdur. Örneğin, sizin savunduğunuz siyasi görüşe tam zıt bir görüşü olan bir partneriniz olabilir.  Çocukları seviyor olsanız bile çocuk yapmak istemiyor olmanız mümkündür.

Bu gözle görünür tutarsızlıklar ile ilgili olarak hatırlamanız gereken bazı gerçekler vardır:

  • Gözle görünür günlük tutarsızlıklar karşısında bile tutarlı olabilirsiniz. Sonunda, Carl Rogers’ın belirttiği gibi, tutarlılık fikri her bireyin vicdanıdır.
  • Örneğin, uyumsuzluk hissetmiyorsanız ve algınız hala söyledikleriniz ve yaptığınız şey arasında bir fark görmüyorsa, o zaman sorun yoktur. Sonunda, çevre inanılmaz derecede karmaşıktır. Bu, basitçe her uyaran, kişi, durum ve beklenmedik deneyimlerle olabildiğince ilgilenmeniz gerektiği anlamına gelir.
  • İçsel denge her zaman tutarlılığın en önemli yönüdür. Her zaman ilkelerinizi tehdit eden durumlarla karışılacaksınız. Tutarlılığınızı korumak için inançla tepki verdiğiniz zamanlar olacaktır. Diğer zamanlarda, avantajlar önemli olduğu ve homeostazı sürdürmek istediğiniz için küçük tavizler vermeye zorlanırsınız. Örneğin farklı fikirlere sahip olduğunuz ama sizi mutlu eden bir eşe sahip olmanız durumundaki gibi.

Baskı karşısında tutarlı olun; bu bir cesaret meselesi

Bazen, düşüncelerinizin ve davranışlarınızın birbirleri ile uyumlu olmadığını biliyorsunuz. Bu uyumsuzluk bazen önemli bir zararla karşılaşmadan gerçekleşebilir.

En zararlı etkiler sürekli bir tutarsızlık olduğunda ortaya çıkar. Carl Rogers bunu en önemli katkılarından biri olan “Ben” teorilerisi ile ilişkilendiriyor.

  • Sürekli olarak tutarsız davrandığınızda, ideal benliğiniz ile algılanan benliğiniz arasına büyük bir mesafe koymuş olursunuz.
  • Aynı uyum eksikliği, kendinizi dengeyi bulmaya zorladığınız zihinsel stratejiler (işe yaramaz) üretmeye başlamanıza neden olur. Örneğin, iç çatışmalarınız olduğunda ortaya çıkan karşıt fikirlerle bilişsel uyumsuzluklar inşa edersiniz. Bu genellikle kendi psikolojik rahatsızlığınızı azaltmak için değerlerinize aykırı olan bir şeyi haklı çıkarmanıza yol açar.
  • Bu çelişkileri yatıştırmak için karmaşık savunma mekanizmalarına başvurursunuz. Bunlar işe yaramayacak stratejilerdir çünkü daha yüksek bir hayal kırıklığı ve endişeye sebep olurlar.

Psikolojik refahınızı garanti etmek istiyorsanız, tutarlı olmak için elinizden gelenin en iyisini yapmanız önemlidir. Bunu yapmak için günlük olarak bir doz cesaret göstermek gerekir.

Her zaman değerlerinizle hareket etme sağlıklı alışkanlığına sahip olmak işleri biraz karıştırabilir, ancak benlik saygınızın sağlam kalacağını garanti eder.