Tantra, Sıradan Aşıkları İkiz Ruhlara Dönüştürüyor

21 Ağustos, 2017
 

Tantra, geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan, Hindistan kaynaklı bir felsefedir. Cinsel enerjimizi, büyük bir yaratıcı güç şeklinde görür. Bu potansiyel, cinselliğimiz ve manevi gelişimimiz aracılığıyla daha yüksek bir seviyeye ulaşmamızı kolaylaştırır.

Bu felsefe, hayat enerjisine ve yaşamımız ile varlığımızı tamamen kabul etmeye dayanır. Pratik tantra metotları, bilincimizi geliştirmeye yardımcı olur; duyularımızı, duygularımızı ve arzularımızı kabul ettiğimiz için fiziksel potansiyelimizi artırır.

Tantra değerlerini içselleştirerek cinselliği çok daha sağlıklı ve zenginleştirici bir şekilde yaşayabiliriz. Bu sayede cinselliğimizi nasıl yaşamamız gerektiği konusunda karşılaştığımız bütün ahlaki yargıları, korkuları ve suçluluk duygusunu bir kenara bırakabiliriz. Pek çok cinsel sorunumuzun temel nedeni olan endişe, yok olur.

“Tantra, sizi bütün hale getirmek için cinsel eylemi kullanır ama cinsellik hakkında duyduklarınızı, öğrendiklerinizi, toplumun ve dinin söylediklerini unutarak derin düşüncelerle kendinizi vermelisiniz; tıpkı öğretmenleriniz gibi bütün bunları unutup kendinizi tamamen adamalısınız.”

– Osho

 

Tanra’yı nasıl uygularız? 

Tantra, her şeyden önce bir yaşam şeklidir. Jung, Reich ve Freud gibi tanınmış psikanalistler, psikolojik olgunluğa erişmek için erkek ve kadın arasındaki bütünleşmeye dair prensipleri inceleyerek bu felsefenin Batılı zihinlere girmesi için öncülük etmiştir.

Tantra, farklı teknikler kullanılarak uygulanabilir: meditasyon, bazı mantraların tekrarı, ritüel uygulamalar, tanrılara yakarma, hayal etme, fanteziler, yoga vs. Bütün bu teknikler, duyularımızı uyandırmak ve fiziksel ve zihinsel uyarı sağlamak için kullanılır.

Bu uygulamalar bizi arzuyu sağlıklı bir şekilde yaşamaya davet eder çünkü genel olarak korkularımız, suçluluk veya utanç duygusu nedeniyle arzularımıza karşı mücadele etme eğilimindeyiz. Kısacası, acı çekmemek için kendi elimizle arzu duygumuzu kesip biçeriz.

Tantra, arzumuza direnmemeyi, hareketlerimiz ve yaşamımızda onu bir müttefik olarak görmeyi öğretir bize. Doğamızın yararına olan çok önemli bir güdü olduğunu anlamamızı sağlar. Seksi kabul ettiğimizde, doğal olarak duyarlılığımızın en derin alanlarına ulaşırız.

“Seks, yalnızca bir temeldir; tapınağın kendisi değildir. Ama başlangıcı kaçırırsanız, sonu da yakalayamazsınız.”

– Osho

 

Tantranın teşvik ettiği tavırlar

Tantra, tecrübe ve arzu karşısında kendini bırakma tavrını teşvik eder. Zihnin müdahaleleri olmaksızın zevki yaşamaya davettir. Yargılar ya da inançlar olmadan, bir kabul tavrı, iki ruhun kaynaşması ve derin bir şekilde birleşmesi.

Kendi zihinsel kısıtlamalarımızdan kurtularak, duyularımızın dünyasına dalmayı başarırız. Bu ders, pek çok cinsel işlevsizliğin çözümüne katkıda bulunur çünkü şu tavırları teşvik eder:

  • Dini, sosyal ve ahlaki alanlardan kaynaklı kendi kısıtlamalarımızı bir kenara bırakmak; böylelikle cinselliğe dair daha açık ve özgür bir tavrı tercih etmek.
  • Çeşitli masajlar sayesinde tantra bize zevk süresini uzatmayı ve kendinden geçme tecrübesini yaşamak için orgazm hissini sağlamayı öğretir.
  • Tam dikkat: yaşadığımız şeyin farkında olarak dokunulmaktan zevk almayı öğrenmek, diğer kişiyle cinsel bedensel ve manevi bağlantımızı güçlendirmek.
  • Meditasyon tekniği sayesinde manevi sevgiyle kurulmuş derin bir bağlantıya katkıda bulunur.
  • Erotik bağlantı, beş duyumuz vasıtasıyla üretilir. Bu nedenle, varlığımızın bütünlüğüne işaret eder. Bu sayede, Batı kültüründe öpüşmeye ve ilişkiye verilen önemi azaltır ve böylece performans endişesini de ortadan kaldırmış olur.

Cinsel enerjimiz vasıtasıyla manevi gelişme

İkimiz buluştuk, o sıkıcı zehirlerden kurtulduk, mistik bir yakınlığa ulaştık. Enerji hissedilebiliyor, ruhumuzun özü. Bu, genişleme ve her türden ketleri bırakma zamanı; özgürlüğün tadını çıkarıyoruz. Birbirimizde düğümleniyor, manevi aşkla, coşkunlukla, yaradılışın kökeniyle buluşuyoruz.

 

Partnerimizin karşısında bütünüyle hazır olmayı öğrenirsek, her lokmanın eşsiz tadını alabiliriz. Sevdiğimiz insanın varlığını daha sakin bir şekilde yaşayabilir, böylece zihinsel acı ve beklentilerin getirdiği endişeleri yok etmiş oluruz.

Manevi gelişme sayesinde, kendimizi daha iyi tanırız: bilincimiz artar, korkularımız ve kendimizi teslim ederek deneyime bırakmamıza engel olan her şey ortadan kaybolur.

“Ruh, hayata anlam verir ve tam olarak yaşanmasını sağlar. Fakat hayat, ruh için esastır çünkü yaşayamadığı takdirde onun gerçeği bir hiçtir.”

– C. G. Jung