Vicdanım Benim İçin Herhangi Bir Görüşten Daha Önemlidir

12 Temmuz, 2017
 

Zamanla ya da olgunlukla gelen bir an vardır ki sonunda vicdanımıza “uyanırız”, gürültüye karşı sesimizi yükseltiriz ve duruşumuzu net bir şekilde gösteririz. Çünkü dünya ne düşünürse düşünsün, geceleri sakin bir kalp ve rahat bir vicdan ile uyumaktan daha rahatlatıcı bir şey yoktur.

Antonio Damasio duygular konusunda uzman, tanınmış bir nörobilimcidir. Vicdanı, otobiyografik benlik, sosyal benlik ve duygusal benlik ile ruhsal benliğin karışımından oluşan bir üçüncü benlik arasındaki ince ahenk olarak tanımlar. Bu özel ve eşsiz yapının tümüyle farkında olmak, gerçekliğimizde daha tutarlı ve becerikli olmamıza olanak sağlar.

Ne düşündüğünü söylüyorsan kalbinin buyurduğunu yap ve sonrasında rahat bir vicdanın olsun, işte o zaman şüpheye düşme: yapman gerekeni yaptın.

Hepimiz, içimizdekileri ifade edebilmemizi sağlayan, ruhun nefesi ve duyguların yol göstericisi olan vicdana sahibiz. Bize doğru ve yanlış olanı o söyler. Korkusuzca hareket edebilmek için vicdanınıza kulak vermeli ve bu içsel uyanışı beslemeyi öğrenmelisiniz.

Vicdanı uyandırmak bazen can yakar

Carl Gustav Jung, “uyanmak için içeriye doğru bakın” demiştir. Ünlü psikolog, psikoanalizin başlangıç zamanlarında önemli bir figürdü ve ayrıca metodolojisi de antropoloji, mitoloji ve felsefe ile yakından bağlantılıydı. Bu yüzden, Jung’un vicdan anlayışı hala içimizde büyük bir ilgi uyandırmaya devam ediyor.

 

Nörobilimci Antonio Damasio gibi Jung da vicdanı, en derin hayati ve duygusal deneyimlerimizle bütünleşmiş psikolojik bir oluşum olarak tanımlar. Bunu uyandırmak için “içeriye doğru bakmak” gerekir ki hoş olmayan gerçekleri ve hatalarımızı görebilelim, kişisel değerlerimize ya da ilkelerimize korku veya kararsızlık ile saygı gösterilmediği zaman bunun farkına varabilelim. Çünkü başkalarının ahlaki vicdanına tabiyiz, kendimizinkine değil.

Bu kişisel boyutların her birinin farkına varmak bazen gerçek anlamda acı verici bir eylemdir. Gustav Jung’a göre insanlar, kendi ruhlarıyla veya vicdanlarıyla yüzleşmemek için her şeyi yapabilir. Bu yüzden, “ışığa” ulaşmak için “karanlıkta kalan yanlarımızın” farkına varmalıyız. Ancak o zaman özgür olabilir, kendimizi dürüstlüğe ve iyiliğe erişmiş sayabiliriz.

Sessiz vicdan gönülden yapılan bir egzersizdir

Bugün yaşadığımız sosyal ve politik şartların birçoğunda ahlaki bir vicdan eksikliği vardır. Ahlak kuralları, başkalarına karşı saygı ve sevgi daha da büyüyeceğine bugün insanlığımız, bunun yerine bencilliklerine ve kişisel çıkarlarına sığınmayı tercih ediyor.

 

Haydi gelin vicdana farkındalık yaratmak için etkili stratejiler geliştirelim: karşılıklı saygının yanı sıra özsaygının da olduğu bu sakin, şefkatli ve kararlı sese kulak verelim.

Özgür ve saygılı bir vicdan geliştirmenin anahtarı

Kendi kişisel vicdanımız bize verilen ahlaki öğretilerin bir yansımasından çok daha fazlasıdır. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmek yetmez, “hissetmemiz gerekir.” Bunun için derin uykumuzdan uyanmamız ve düşüncelerimiz ile duygularımızı bilinçli hale getirmemiz gerekir.

Size bunu nasıl yapabileceğinizi öğreteceğiz ve vicdanımızı geliştirirken görmek, bakmak ve derinlemesine düşünmek arasındaki farklar üzerinde iyice düşünmenizi öneririz.

  • Görmek, bir şeyle derinine inmeden ilgilenme sanatına denir. Bazı insanlar zamanlarının çoğunu gerçekliği başından geçtiği şekilde “görmekle” harcar. Bu, taraf tutmayan; karşı koymadan ve sorgulamadan söylenilene, buyrulana ya da önerilene göre hareket eden vicdanın temel ilk evresidir. 
  • İçsel gelişimimizdeki ikinci evre, nasıl “bakacağını” bilme becerisidir. Bu noktada niyet devreye girer çünkü neyi görmek isteyip neyi istemediğimiz konusunda bir karar vermişizdir. Merak, arzu gibi dürtüler tarafından yönlendiriliyor olabiliriz ve o zaman baktığımızda kayıtsız kalmayız: zevk, tiksinti, öfke, memnuniyet, korku gibi birçok şey hissederiz.
 
  • Farkındalıkta üçüncü evre ise bir şey üzerinde etraflıca düşünme yetisidir. Sokrates, en yüce bilgi her şeyin sebebine bakmaktadır demiştir. Derin düşünmek güçlendirici bir egzersizdir çünkü çevremizdekileri “içten dışa doğru” incelemeyi gerektirir. Neyin doğru neyin yanlış olduğunun yargısına kendi kendine varabilen, kendine ait fikirleri, değerleri ve şüphe götürmez bir dürüstlüğü olan içsel “ben” ile bir bağ kurar.

Vicdanımız, kalbimizle bağlantılı duygusal bir yol gösterici sayesinde etrafımızda bulunan her şey hakkında düşünme yetisine sahiptir. Ancak o zaman dış seslere ya da başkalarının fikirlerine göre hareket etmeyi bırakabiliriz. Rahat bir vicdan dünyadaki bütün altınlardan daha değerlidir. En rahat şekilde dinlenebileceğimiz ve hayatı tam anlamıyla yaşayabileceğimiz yumuşak bir yastıktır.