Benim Odam, Benim Dağınıklığım, Benim Dünyam

· Temmuz 29, 2017

Dağınık bir oda, yapışkan kağıtlar, kitaplarla kaplı bir masa, eski fotoğraflar, kurumuş çiçekler, birikmiş kahve kupaları düzensiz bir hayatla eş anlamlı değildir. Bazen, dağınık bir oda yaratıcı bir zihnin göstergesi olabilir. Bu sizin özünüz, düzenli karmaşanız, aslında sizin özel dünyanız.

Hayatlarımız boyunca bize düzenli olmamız gerektiği öğretildi, çünkü düzen kontroldür ve düzenli bir çevre bir güven hissi sağlar. Bunu söylemek yanlış değildir ancak genellikle dağınıklığı kötü bir şey olarak görme eğilimindeyiz. Pek çok kişi için dağınıklık, başarısızlığın, tembelliğin ve umursamazlığın sonucudur.

Nasıl ki boş bir masa boş bir zihni temsil etmiyorsa, dağınık bir masa da düzensiz bir hayatla eş anlamlı değildir. Dağınıklık, zihnimdeki karışıklıktan, özgürlükten ve yaratıcılıktan başka bir şey değil.

İster inanın ister inanmayın, psikolojinin dağınık olmanın altına yatan sebepleri analiz eden çalışma alanları vardır. Örneğin, Minnesota Üniversitesi, dağınık bir odanın kişiyi yaratıcılığa teşvik ettiği sonucuna vardı. Fakat aşağıda bahsedeceğimiz bu durumun pek çok ayrıntısı var.

Dağınıklığın ardındaki psikolojik durum

İlginç bir gerçeği açıklayarak başlayacağız. Tracey Emin, 1999’da dünyaya özel be etkileyici bir sanat eseri sunan İngiliz bir sanatçı. Bu eserde dağınık bir yatak vardı. Yatağın üzerinde kıyafetler, sigara, mendil ve votka şişeleri vardı. Tablodaki her şey, estetikten ve çekicilikten oldukça uzak, kişisel bir dramayı temsil ediyordu. Duygusal hayatı kötü giden herkes bu süreçten geçer.

“Yatağım” isimli bu parça, Turner ödülünün finalistiydi ve 2014 yılında Londra’daki Christie isimli antika eşya mağazası bu tabloyu yaklaşık 12 milyon TL’ye sattı. Modern sanatla uğraşmak zor bir iştir ancak açık artırmadaki çekişmeden sonra sanatçı daha dağınık bir çevrede çalışmaya başladığını söyledi çünkü en azından onun için dağınıklık yaratıcılığın tohumuydu.

New York Times’da yayınlanan bir yazı da aynı şeyden bahsediyor. Bazen hafif dağınık bir ortam zihni karmaşalardan uzaklaştırıyor ve yeni yanıtlar, yeni fikirler yaratmak için zihni farklı yerlere yönlendiriyor. Ayrıca, yaratıcılığın aşamalarına bakıldığında, kaosun “beyin fırtınası”, kararlar ve yenilikler sonucu ortaya çıktığı görülüyor.

Kişisel alan ve düşünce özgürlüğü

Kontrol altında tutabildiğiniz ve sizin için bir problem yaratmayan dağınıklıkta endişelenecek bir şey yoktur. Düzen ve dağınıklık konusunda uzmanlaşmış psikolog Kathleen Vohs, bir çalışma ortamında her zaman belirli bir miktarda düzen olması gerektiğini düşünüyor.

Bununla birlikte, nesneler ve renkler konusunda belirli miktarda dağınıklıkla görsel bir alan yaratmak, beynin rahatlayabileceği ve yeteneklerini ortaya koyabileceği bir uyuşturucu oluşturur. Akılda tutulması gereken bir başka husus da, herkesin böyle bir dağınıklığı tolere edememesidir. Pek çok bireysel farklılık vardır, bazılarının üretken olabilmesi için her şeyin tamamen düzgün ve düzenli olması gerekir.

Kişisel tercihleriniz ne olursa olsun, burada önemli olan nokta dağınık bir odanın karmaşık ve sorumsuz bir kişinin yansıması olmadığını bilmektir. Tıpkı kendi özel alanlarında kontrol ve düzeni önemseyen insanların kesin olarak mükemmeliyetçilik ya da obsesif kompulsif bozukluk çekmiyor olduğu gibi.

Hepimiz kendi alanlarımızda kendi istediğimiz gibi özgürce yaşıyoruz. Her köşe alışkanlıklarımızın ve geleneklerin bir yansımasıdır ve bunun için eleştirilmek çok mantıklı değildir. Örneğin, dağınık insanların hedeflerinin olmadığını, iç çatışmalar yaşadıklarını ve geçmişe sağlıksız bir şekilde bağlı oldukları için genellikle hiçbir şeyi atmadıkları söylenir.

Bu tür “popüler bilgelik” her zaman doğru değildir. Bugün kalktığınızda yatağınızı toplamıyor ve evinizi temizlemiyorsanız, bu belki de o an başka bir önceliğiniz olduğunu gösteriyor olabilir. Bu durum hiçbir şey ifade etmek zorunda değildir. Seçtiğiniz, kontrol edebildiğiniz ve abartı olmayan bir dağınıklık zihin sakinliği sağlayabilir.

Çünkü bazıları için düzen zevkliyken bazıları için de dağınıklık hayal gücünü tetikler ve zevk verir.