Kadınlarda Cinsellik: Rahatlamış bir Beden

Nisan 11, 2017

Çok ilginçtir ki kadınlar, ancak ve ancak beyinleri bağlantıyı kestiğinde ve nörokimyasal ve nörolojik oluşumları keyif, zevk ve orgazm için uyumlu olduğunda cinsel ilişkiden zevk alabiliyorlar.

Bir kadın cinsel olarak uyarıldığında, beynindeki uyarımlar zevk merkezinden geçerek, korku ve endişe duygularından sorumlu olan amigdala bölgesi aktif değilse orgazmı tetikleyebiliyor.

Yani, cinsel bir ilişkiden zevk almak, bir şekilde amigdalanın zihin üzerinde oluşturmuş olduğu ve son anda işin büyüsünü bozabilecek endişelerden ve kararlardan uzak durabilmeyi gerektirir.

Kendimizi açığa çıkan dürtülere bırakmak

Kadınların, orgazm olabilmeleri için gerekli olan sürenin erkeklerden daha uzun sürmesi, bu “fazladan nöronal adıma” ihtiyaç duymaları ile açıklanabilir. Bunu bilerek, cinselliğimizi paylaştığımız eşlerimizin sabırlı davranması ve herkesin aynı oranda zevk alabilmesi için acele etmemeleri gerekmektedir.

Klitoris, kadınların zevk merkezine doğrudan bağlı olan ve içinde binlerce sinir barındıran küçük bir organdır. Aslına bakacak olursanız, klitorisin tek bir işlevi vardır: keyif vermek ve kadının sevdiği şeylerden zevk almasını sağlamak. Dolayısıyla bu organın basit bir şekilde uyarılması, elektrokimyasal aktiviteyi başlatır ve bu sayede çok sayıda etkileşim meydana gelir.

Böylece dopamin, oksitosin ve endorfinlerin etkisiyle temeli atılan orgazmın zirve noktası meydana gelir. Bununla birlikte, şayet harekete geçirilen duygular çok etkili değilse, klitoris yeteri kadar uyarılmamışsa ya da kafalarda hala soru işaretleri varsa, orgazma giden dürtüler beyne ulaşamaz.

Bu durum, şayet kadın yeteri kadar huzurlu ve rahat değilse, üşüyorsa ya da şımartılmamışsa; zevk eşiğine ulaşamamalarını açıklamaktadır. Dedikleri gibi, cinsel ilişkiden zevk almak için, sıcak ve samimi bir ortam gerekir.

Fiziksel ve psikolojik alanlar arasındaki hassas bağlantı

Tuhaf bir şekilde, kadınlardaki zevke erişimi sağlayan psiko-duygusal ve fiziksel alanlar arasındaki hassas bağlantı, hem bilim insanları hem de kadınların eşleri için kafa karıştırıcı bir durumdur.

Bu konu ile ilgili her şey ölçüldü: kemerli omurga, yeterince sıcak bir vücut, aralıklar ile nefes alma, istemsiz inlemeler… Seks ile ilgili her şey. Ve sonuç çıkarma zamanı geldiğinde, bu ölçümlerin hiçbirinin bir işe yaramadığı görüldü.

Bununla birlikte, sinir bilimindeki ilerlemeler sayesinde, orgazm olmak üzereyken beynimizde olan bitenin ne olduğunu anlayabildik. Bir kadının, cinsel bir ilişki sırasında bir MR’ı çekildiği sırada ne olduğuna bir bakalım:

Diyelim, kadın eşiyle birlikte sıcak bir yatakta birlikte uzanıyor, çift birbirini okşuyor, öpücükler, tatlı sözler ve sarılmalar ile beynin belirli alanları, aktivite düzeylerini düşürürken, cinsel organlar ve göğüs bölgesi ile ilgili alanlarda hareketlenmeler oluyor.

Yani, cinsel uyarılmanın ışığında, amigdala ve prefrontal korteks gibi bölgeler, düşük aktivite düzeylerini gösteren, sakin bir renkte kalacaktır. Daha doğrusu, kadınlarda nörokimyasal hareketler, orgazm zevkine ulaşmak için bir uyum içinde hareket etmektedir.

Bununla birlikte, erkeklerde, orgazm çok daha hidrolik bir oluşumdur çünkü orgazma ulaşmak için gerekli olan hareket, kanın penise ulaşabilmesidir. Uzmanlar kadınlarda buna benzer basit bir mekanizma arayışında olsalar da, sonuç olumsuz olmuştur.

Kadınlarda cinsel tepki ile elde edilen bilimsel bulgular, erkeklerde yapılan benzer çalışmalara kıyasla oldukça az sayıda kalmaktadır. Sonuç olarak, klitorisin tam olarak ne olduğuna dair yeteri kadar kesin bir bilgi mevcut değil ve bugün bile, hiç kimse, bu küçük, uyarılmaya müsait organımızın fiziksel değişimlerini tam manası ile ölçmeyi başaramadı.

Bununla beraber, klitoris hakkında bildiklerimiz, cildimizle, beynimizle, vajinamızla ve bir şekilde cinsel arzularımız ile bağlantılı olduğudur.

Duygu yolları

Erkeklerde ve kadınlarda beynin cinsellikle ilgili bölümleri, duygularla benzer şekilde ifade edilir. Erkeklerde genellikle olan şey, belirli aralıklarla boşalamadıklarında erbezlerinde baskı hissetmeleridir. Bununla birlikte, kadınlar bu safhaya ancak rahat ve güvende hissettiklerinde ulaşabilmektedirler.

Bununla birlikte, çoğu zaman, cinsel tecrübe, hem kültürel hem de her iki cinsiyetin fiziksel ve psikolojik ögelerine göre şekillenir; sadece bazılarının ağırlığı, beynin yapısına ve işleyişine göre değişir gibi görünür.

Bu nedenle, şayet bir kadın eşinin duygusal olarak kendisine yanıt vermediğini hissederse, bir yerlerde yanlış yaptığı ya da eşinin kendisini reddettiği veya kendisini sevmeyi bıraktığı gibi hislere kapılır.

Bu yüzden cinsel ilişki bir alış veriş meselesidir. Bir kadının, sağlıklı bir cinsel ilişki için sakin ve rahat hissettiği bir durumda olması gerekir. En azından beynin endişe ve korku bağlarını kesmeli ve cinsel zevke ulaşmak için duyguları ile olan bağını koparmamalıdır.

Bu durum, bir kadının cinsel ilişki sırasında neden kızgın olamayacağını da açıklamaktadır aynı zamanda. Ya da daha ziyade, seks terapistlerinin söylediği gibi ön sevişme, çiftleri cinsel ilişkiye götüren 24 saat içinde olan her şeydir.

Kısacası konsantrasyona, rahatlığa ve korku ve endişelerimizden sıyrılmaya ihtiyacımız var ve bu yüzden tatiller güçlü bir afrodizyak etkisi sağlayabilir. Günün sonunda, Isabel Allende’nin dediği gibi, G noktası aklınızdadır ve bunu başka yerlerde arayan erkekler zamanlarını boşa harcamaktadır.

Önerilen bibliyografik kaynaklar: Louann Brizendinne’nin “Kadın Beyni” ve Neil Carlson’ın “Davranış Fizyolojisi”