Olgun Aşk, Bağımsızlık ve Bağlılık Arasındaki Dengedir

· Eylül 24, 2017

Büyüdükçe aşka bakış açımız da dahil olmak üzere görüşlerimizin çoğu değişir. Büyümek aşkı farklı, daha derin ve sıklıkla daha basit bir açıdan görmeyi de kapsar. Olgun aşk, tatmin olmak için uzun bir gelişim evresi gerektiren yoğun duygulara cevap verir.

Herkesin bir aşk tanımı ve ilişkide önemli saydıkları şeyler vardır. Aşk yaşarken geçmişten günümüze getirdiğimiz kavramlar ve kişisel inançlarımız büyük rol oynar.

Aşkın iki türü vardır. Bunlardan birincisi olgun aşktır. Olgun aşkı, şefkat, güven, saygı, sadakat ve taraflar arasında samimi bir tanımanın hakim olduğu sevgi dolu bir arkadaşlık olarak tanımlayabiliriz. Diğeri ise tutkulu ya da çocuksu aşktır ki bu aşk türü çılgın olmakla birlikte narinlik, cinsellik, sevinç, acı, kaygı ve kıskançlık gibi hislerin ve duyguların birbirine karıştığı türdendir. Araştırmalar gösteriyor ki bu aşk türünün arada bir tekrar alevlenme ihtimali vardır ve 6 ila 30 ayla sınırlınıdır.

Zaman bize kalbimizle görmeyi ve sahiciliği takdir etmeyi öğretir. Deneyimlerimiz bize hislerimizi daha özgürce yaşatıp karşımızdaki kişinin en derin hislerini tanıma kabiliyeti vererek olgun aşka doğru götürür. Bu nedenle sadece kendi gözlerimizle değil başka gözlerle de görmeye başlarız.

“Her bilgi gibi her aşk da anımsayıştır.”

– Kierkegaard

Olgun aşk

Olgun aşkın göz ardı edilemez kavramlarından biri de bağımsızlıktır. İki ruhun birliğinden ve bağımsızlıktan aynı anda bahsediyor olmamız çelişkili gibi görünse de bağımsızlık ve özgüven birbirinden ayrılamaz. Bağımsız bireyler, ihtiyaçlarını başkalarının gidermek zorunda olmadığının farkındadır. İki insan arasında ne kadar aşk ve anlayış olursa olsun iki tarafından kendinden ve kendi mutluluğundan sorumluğu olduğunu bilirler.

Olgunlaştığımızda yaşanmışlıklarımıza daha fazla değer vererek insanların erdemlerini de hatalarını da kabulleniriz. Olgun aşkta da insanların özlerine değer vermeyi öğreniriz. Öte yandan, bencil ve çocuksu aşk diğer insanları yaralamak ve onların aklını karıştırmayla ilgilidir.
sarılmak
Aşk, güçlü fakat narin olan arzulanma ve takdir edilme istediğimizi tatmin eder. Şayet aşk kişiliğimizi gerçekleştirmenin özel bir türüyse, sevilmek bir ödüldür. Hayat arkadaşımızın karakterine ve bize sahip oldukları için ne kadar mutlu olduklarına bakarak seçeriz.

Sevmek ve sevilmek olgun ilişkilerdeki tek zevk değildir. Sevdiğinizi korumanın, ona yardım edip onu yönlendirmenin ve güvenli hissetmenin verdiği tatmin duyguları da vardır.

Olgunluk, belirsizliğe göğüs germek yetisidir.

Neden hayat arkadaşına gereksinim duyarız?

Son on yılda, ergenlikten olgunluğa kadar tipik bir gelişim sürecinin taslağının çizildiği bir aşk standardı çıktı ortaya. Bu standarda göre olgunluğa geçerken kendimizi hayatın önemli konularına adıyoruz. Örneğin aşk. Önceki etkilerle olan bağımızı da koparıyoruz.
beraber oturup gökyüzünü izlemek
Bu aşamada, kendimizi samimi bir ilişkiye adamaya, ilişkiye resmiyet kazandırmaya ve evlenmeye daha hazır hale geliyoruz. Güvende hissetme, kendi kendimize yetme ve ebeveynlerimizden uzaklaşma ihtiyaçlarımızdan dolayı, sevmek ve sevilmek olan hayat amacımıza ulaşmak için hayat arkadaşları arıyoruz.

İlişkilerdeki çoğu sıkıntı ilişkiden beklenen katı isteklerden kaynaklanıyor. Bu istekler olgunluğun ve tarafsızlığın temellerinden uzakta. Tutkulu ve çocuksu aşk hakkındaki bu çarpık fikirler birbirleri için biçilmiş kaftan olan çiftler için bile tehlikeli olabilir.

İşin özü, olgun aşk, içsel sıkıntılara ve meydana gelebilecek tehditlere karşın birlikte yaşanan deneyimlerden besleniyor. Bu aşkın gerçek bilgeliğine, duygusal ilişkilerin olmazsa olmazı çatlaklar ve yaralara rağmen ilişkinin kendi evrimi aracılığıyla ulaşılıyor.

Var olmak değişmek, değişmek olgunlaşmak, olgunlaşmak kendimizi yaratmaktır.