Sadece Sevmesini Bilen Sadakat Görür

Eylül 4, 2017

Sadakat hakkında, çevremizdeki birçok insanın kendilerine ait bir görüşü vardır ve herkes bu görüşü elinden geldiğince hayatına dahil etmeye çalıştığını söyler. Bununla birlikte, bu insanların sadakat duyguları bir sınava tabi tutulduğu zaman, söyledikleri ile yaptıkları arasındaki fark gün gibi açığa çıkar. Sadakat makamı, saygı üzerine kuruludur ve saygı dediğimiz kavram da, sevginin meyvelerinden başka bir şey değildir. Sadakat, sevginin en samimi şeklidir.

Sadakat kavramı, sade bir kişisel değerden de öte, nasıl uygulanacağını bilmeniz gereken, içsel bir tatmin biçimidir. Çünkü sadakat, kendimiz ile olduğu kadar, başka biri ile de bir iletişim ağı kurabilmenin en özgün yoludur. İçgüdülerimizi, sezgilerimizi, değerlerimizi ve yüreklerimizi besleyen ve şekillendiren insanlara sadık kalabilmemiz hayati önem taşımaktadır.

Sadece sevmesini bilen sadakat görür. Bu sayede, sadakat, yapılan yanlışları kabul edip, sineye çekebilir ama ihanete asla gelemez.

Fidelitas” sözcüğü, Latin kökenli bir kelimedir ve “Tanrı ile bir olup, o varlığa sadık bir biçimde yaşama” maneviyatında bir anlamı vardır. Günümüzde, içinde yaşadığımız toplum, çok hızlı bir şekilde yaşamını tüketen, ihtiyaçları ve hırsları fazla olan bireylerden oluştuğu için, kendi benliğimiz ile bir “bağ” kurabilmek, göz ardı ettiğimiz ve hor gördüğümüz “kendimize” ve “yaratıcıya” yakın olabilmek için bu sadakat duygusunu olabildiğince hayatımıza dahil etmek iyi bir fikirdir. 

Kendisine ve başkalarına saygı duyan ve dikkat eden bir insan, çevresi ile daha uyumlu bağlar kurup, haliyle daha mutlu, daha sadakat dolu bir yaşam tarzı sürdürebilir.

Şimdi bu bakış açısını kullanıma alalım.

Saygı, sadakat ve cesaret

Birçok kez “sihirli formülün” işe yaramadığını biliyoruz. Başkalarına saygılı davranan herkesin, her zaman için gösterdiği saygıyı görmesi garanti değildir. Birine karşı hissedilen sevginin karşılığını, her zaman için eşit derecede karşı taraftan görmek de mümkün olmayabilir. Bununla birlikte, bu eşitsizlik durumlarının her zaman böyle olmadığı gerçeği ile beraber, kendimizi bu yoldan alıkoymamız için de bir neden yoktur.

Her şeyden önce, her gün uygulamak ile yükümlü olduğunuz şey, kendinize karşı duyduğunuz sadakat duygusundan kopmamaktır. Bu konuyu biraz daha iyi anlayabilmeniz için çeşitli örnekler verelim; kendisini aldatmış olmasına rağmen, eşinden ayrılmayı düşünmeyen bir insanın, kişisel değerlerine aykırı olduğu halde, müdürleri tarafından kendisine çeşitli görevler verilen bir çalışanın durumunu düşünün.

Örneğin, sadece ailelerinin kendilerinden beklentilerini karşılamak için belirli bir meslek yolu seçen çocukları düşünün. Bu durumlardan hiçbirinde, bireyin kendi değerlerine ve hislerine sadakat ile yaklaştığı bir yaşam tarzı benimsemediği açıktır. Kalbinin sesine kulak vermeyen ve dışarıdan gelen baskılar sonucu kendisine duyduğu sadakati göz ardı eden kişinin hayatı acılar ile dolu olur.


Sadakat, büyük bir kişisel cesaret gerekir. Çünkü kendimiz olabilmek için, bu hayat yolu boyunca birden fazla savaşa girmeliyiz. Ve bu, en başından belirtilmesi gereken, son derece önemli bir konudur.

Bununla birlikte, sadece zihninin ve yüreğinin özgünlüğünü hayata geçirebilmek için kendisi ile bir bağ kurabilen kişi, kendisinin en iyi halini başkasına sunabilir. Bu samimi, kendine has ve saygılı şefkat gösterme durumu, kişinin kendisine sadakat ile yaklaşılmasını da sağlayacaktır.

Başkalarına sevgi ile ulaşmak, bakış açısını değiştirmek

Wayne Dyer, son 20 yıla damgasını vurmuş, kişisel gelişim kitaplarının üstadı, alanında nam salmış ünlü psikologlardan ve yazarlarından birisidir. Kendi icadı olan “ben ötesi” yaklaşımı, her şeyden önce, bireyin hayatında yeni bir gerçeklik yaratma düşüncesini ön plana çıkarmaktadır.

Şimdi bu yaklaşımı biraz açalım. Birçoğumuz, başkalarına sevgi ile yaklaşmanın, yararsız ve sinir bozucu bir şey olduğu düşüncesi ile büyüdük ve buna göre yaşadık. Çünkü bazen, arkadaş çevresini bu bakış açısı ile oluşturan insanların, sadakat görmek bir yana, ellerinde kalanın sadece hayal kırıklıkları olduğu görülmüştür.

Sizlere psikolog Dyer’ın önerisini uygulamayı, bakış açınızı ve en azından bazı düşüncelerinizi bir şekilde değiştirmeye çalışmanızı öneriyoruz. Bu adımları, yaşadığınız gerçekleri bir nebze olsun değiştirmek adına atın.


Aklımızda tutmamız gereken ilk husus, şüphesiz kişisel bütünlüğümüzdür. Söylediğimiz sözler her zaman için kim olmak istediğimizin altını çizer, ancak eylemlerimiz aslında kim olduğumuzu açığa çıkarır. Eğer saygı denilen kavrama inanıyorsanız, ona göre davranın. Eğer sadakatin önemli bir kavram olduğuna inanıyorsanız, o zaman o kavramı hayatınızın her alanına ve her gününe yayan birisi ile paylaşın.

Kendinize ve başkalarına özenli bir şekilde davranın, alçak gönüllülüğe ve bu hayatta her şeyin “karşılıklı” olduğu ilkesine göre hareket edin. Eğer hal ve tavırlarınız karşısında görmek istediğiniz cevaptan memnun değilseniz, en azından kendinize sadık kalmış olacaksınız.

Sadakat her zaman için ahenkli, sakin bir dil ile konuşmaktır. Yapılan hataları affedin, arkadaşlarınızı satmayın; bir yanlışlarını görene kadar insanlara güvenin ve yaklaşan fırtınanın ertesinde bile sakin, saygılı bir duruş gösterebilme yeteneğine sahip olun. Bu sayede, her zaman için sağlıklı bir iç huzurunuzu sürdürme olanağınız olur.

Unutmayın, her şeyden önce, bu sevgi ile sadakat eş anlamlı sözcüklerdir. Eşiniz, aileniz veya çocuklarınızla oluşturduğunuz bir nevi bir anlaşma halidir. Bu sayede, birini seviyorsanız, ona ihanet etmeyin. Veya onlardan hoşlanmıyorsanız, kimsenin hayatında yanlış gerçekler yaratmayın veya onlardan sadakat görmek için herhangi bir girişimde bulunmayın.