İnanmak İstediğimiz 5 Yalan

29 Ağustos, 2017

Korkunç oldukları gibi, yalanların çekici ve baştan çıkarıcı bir kaliteye sahip oldukları da su götürmez bir gerçektir. Birçok hakikat bizi hayal kırıklığına uğratan bir doğrulukla yüzümüze vururken, tam tersini söyleyen yalanlar bizlere umut verir, ve hiç şüphe yok ki umut hayal kırıklığıyla doğrudan bağlantılıdır.

Her yalan böyle değildir, ama birçoğu için bunun geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar kendimize söylediğimiz ya da başkalarının bize söylediği yalanlardır, bu yalanlar söylenir çünkü arzularımıza gerçeğe kıyasla daha iyi uyarlar ya da dünyayı umduğumuz şeylere daha yakın olarak görmemize müsaade ettikleri için bunlara inanmayı seçeriz.

“Yalan söyleyen kişi, üstlendiği görevin ne kadar büyük olduğu konusunda bilinçli değildir; zira tek bir yalanını korumak için yirmi tane daha icat etmek zorunda kalmış olması gerekir.”

– Alexander Pope

Yalan krallarından biri olan Adolf Hitler, “Yalan ne kadar büyükse, o kadar çok insan inanır” dedi. Aslında sıklıkla bir şeylerin doğru olmadığını bilmemize rağmen bu şeylere inanmaya ve onları desteklemeye devam ediyoruz. Örnek olarak da sizlere, inanmayı istediğimiz bu yalanlardan 5’inin bir listesini sunuyoruz.

1. En klasik yalanlardan biri: öfkeni boşaltırsan, kendini daha iyi hissedersin

Bu çok yaygın bir fikir. Öfkeyi hissetmenin bizim için zararlı olduğu ve bu olaydan kaçınmanın en iyi yolunun öfkenize izin vermek olduğu söyleniyor. Sözde, öfkenizi boşaltır, birkaç cam çatlatır, birkaç tabak parçalarsanız ve böylece aklınızdan geçenleri boşaltırsanız kendinizi rahatlamış hissedeceksiniz.


Bu kesinlikle yanlış bir fikir. Öfke bağımlılık yapar ve kontrol elinizde olmazsa kendinizi onu beslerken bulursunuz. Bunun anlamı, öfkenizi kontrol etmeyi öğrenmediyseniz, kendinizi daha kızgın hissetmeniz çok daha muhtemel olacak ve bu da daha sonra kendi kontrolünüzü sağlamanın sizin için daha zor hale gelmesine yol açacaktır. Bağırmakla başlayabilir, ancak zamanla hastanın hastaneye kaldırılmasına dahi neden olur. Öfke, kontrolsüz patlamalarla değil rahatlama yoluyla giderilir.

2. Makul ölçüde bir özgüven başarılı olunacağını garanti etmez

Özgüven son yıllarda büyük üne kavuşan bir kavram. Özgüveni yüksek olan insanların sosyal ortamlarda daha az zorlandıkları ve daha az gereksik endişeye kapıldıkları bilinen bir gerçektir.

Ancak, sağlıklı düzeyde bir özgüvene sahip olmak otomatik olarak kişiyi başarıya götürmez, zayıf ya da düşük özgüven de mutlaka başarısızlığa neden olmaz. Tarih, her zaman kendinden şüphe duyan ve önemli başarılara imza atan erkeklerle ve kadınlarla doludur. Sağlıklı bir özgüven bizim daha fazla adapte olmamızı sağlıyor olabilir, ancak bu onun hiçbir zaman tek başına yeterli olabileceği anlamına gelmez.

3. “O hayatımın aşkıydı”

“Hayatımın aşkı”, herkesin inanmak istediği efsanelerden bir diğeri. Bu, bizi rahatlatan ya da romantik dünyanın umutlu bir hayaline katkıda bulunan yalanlardan biridir. Sadece tek bir mükemmel aşk olabileceğini iddia etmek yanlıştır ve bu nedenle de “hayatımın aşkı” demek de anlamsızdır.


Yaptığımız her seçim bir dizi reddedilmeyi gerektirir. Bir meslek seçerseniz, belki de yetenekli olabildiğiniz birçok işi bir kenara bırakmış olursunuz. Bir eş seçerseniz, mutlu olabileceğiniz başka bir sürü insanı da reddetmiş olursunuz.

Her sevginin kusurlu olduğunu söyleyebiliriz. Bir aşk, bir öncekinde olmayan şeylere sahip olabilir, ancak aynı şekilde onda olan bazı şeylere de sahip olmayabilir.

4. Yapmak istediğiniz her şeye ulaşabilirsiniz

Yaşamın bir gerçeği de, üzerinde büyük bir çaba sarf etsek de zamanımızın büyük kısmını başarmak için kullansak da, her zaman yapmak istediğimiz şeylere ulaşamıyor oluşumuzdur. Onu tüm kalbimizle ve ruhumuzla isteyebilir ve durmadan çalışabiliriz, ancak istediklerimizi her zaman elde edemeyebiliriz.

Bazen hedeflerimizi uygunsuz bir şekilde ayarlarız. Temel olarak imkansız olan hedeflere odaklanıyoruz. bunu yapmamalıyız, çünkü istesek de zaman geçtiğinde ve isteklerimize ulaşamadığımızda bir zaman makinası ile geçmişe geri dönüp harcadığımız tüm o zamanı geri alamıyoruz. Buna verilebilecek bir örnek, belli bir yaşa ulaştıysak ve hiç pratiğimiz yoksa, jimnastikte bir Olimpiyat madalyası kazanamayız.

Bizim için çok büyük zorlukların var olduğunu varsaymak, başka zor ama umut vaad eden şeylerin var olmadığını ima etmez ve en önemlisi de yeterince çaba sarf ederek tadını çıkarabileceğimiz şeyler olmadığına işaret etmez.

5. Her şeyin bir nedeni vardır

Rasyonel bir toplum için kesin bir yanıt verilemeyen bir soruyu veya nedenleri belli olmayan olayların var olduğunu kabul etmek zordur. “Her şey bir nedenden ötürü” lafının kendimize en sık söylediğimiz yalanlardan biri olduğunu düşünürsek, mantıksal açıklamalara ne kadar çok ihtiyaç duyduğumuzu görebiliriz.


Gerçek şu ki, bazı şeylerin sebebi veya anlamı, her birimizin, duygularına ve inançlarına göre şekil alıp belirlenir. Hiçbir şeyin kendi başına olması için bir sebebi yoktur; daha ziyade, insanların ve kültürlerin, hayatın gerçeklerini ve inançlarını açıklamaya ihtiyaçları vardır.