Nasıl Rahatlayabiliriz? Bunda Zorlanmamızın 3 Nedeni

Aralık 22, 2020
Düzgün bir biçimde ve istediğiniz şekilde rahatlayamadığınızı mı hissediyorsunuz? Yapmaya çalıştığınız ve çok iyi bildiğiniz teknikler istenen sonuçları vermiyor değil mi? Peki sizce nasıl rahatlayabiliriz? Bu neden böyle oluyor?

Rahatlamanın sizin için neden zor olduğunu biliyor musunuz? İster inanın ister inanmayın, bunun cevabını, rahatlamak için harcadığınız çabanın da çok ötesinde bir yerlerde bulacaksınız. Belki de dikkat etmeniz gereken diğer önemli faktörleri çok da göz önünde bulundurup üzerlerinde düşünmediniz. Rahatlamak söz konusu olduğunda ifade etmeliyiz ki, hayatın çoğu alanında kendinizi rahat hissetmeniz hayati önem taşıyor. Bu anlamda, bazı blokların bilincin en alt seviyesinin de altında işlevler yerine getirdiğini ve bunun da kaygıyı bir kenara bırakma sürecini engelleyebileceğini bilin. Peki sizce, durum böyleyken, nasıl rahatlayabiliriz?

Belki de rahatlamanızın zor olmasının ana nedenlerinden biri, sosyal görevlerin üstesinden gelme mücadelesi olabilir. Doğrudan üzerinize pek yük almıyor olabilirsiniz, ancak yine de üzerinizde bulunan birçok dış baskı, gevşeme sürecini şartlandırmanıza neden olabilir.

Rahatlamanızın zor olmasının bir başka nedeni de kendinizi ve hayattaki yerinizi gözünüzde aşırı büyütme biçiminizle ilgili olabilir. Bireyselliğe çok fazla önem vermek, egonuzu sizi dünyanın geri kalanından koruyan ve ayıran katı bir kabuğa dönüştürdüğü için kendinizi çok gergin hissetmenize neden olabilir. Tüm bu stresin arkasındaki sebep nedir? Rahatlamayı ne engeller? Gelin birlikte bu soruların cevaplarını arayalım.

1. Üretkenlik merakı varken nasıl rahatlayabiliriz?

Düzgün bir biçimde ve iyice rahatlayabilmek için huzur ve sessizliğe ihtiyacınız var. Ancak bizden tam tersini talep eden bir dünyada yaşıyoruz; her zaman hareket halinde olmak ve kesintisiz bilgi alışverişinde bulunmak. Dürüst olmak gerekirse, günümüzde çoğu insan telaşlı bir yaşam tarzı sürdürüyor. Şirketler her zaman üretken olan çevik ve hızlı insanlar istiyor.

Bu talep, sakin olmanın kendilerini suçlu, tembel veya sorumsuz hissetmelerine yol açması bakımından, insanları büyük ölçüde şartlandırmış durumda. Topluma göre verimli bir şey yapmamak, zaman kaybetmek demek. Öte yandan, zamandan yararlanmak aynı anda birden fazla etkinlik yapmak için kullanılıyorsa daha da iyi bir eylemin yapılıyor olduğu anlamına geliyor. Bu, “üretkenlik modası” denen olguyu da destekleyen fikir aynı zamanda.

Ekonomik terimler üzerinden üretkenlikten bahsediyoruz, ve insanların bir bakış açısıyla, zaman kaybı, tamamen verimsizlik varsayılıyor. Bu bakımdan, zaman o kadar önemli bir şey ki, ara vermek için bir anlık durmak ve dinlenmek fikri bile hoş karşılanmıyor. Şüphesiz bu koşullarda rahatlama aramak tam anlamıyla bir ütopya.

Günlük yaşantımızda stres ve çözümü.

2. Her şeyden önce görünüşe önem verdiğimiz durumda nasıl rahatlayabiliriz?

Rahatlamanın önündeki bir diğer büyük engel de görünüşün yarattığı ağırlık. Son yıllarda, başka bir kült veya moda daha insanlara empoze edildi: vücut kültü. Bununla ilgilenmek, bireylerin boş zamanlarında yaptıkları bir numaralı şeylerden biri haline geldi.

Bu anlamda da vücut, maksimum özen gösterilmesi gereken bir nesne haline geldi. Diğer birçok şeyin yanı sıra egzersiz, yemek, güneş ve su, diğerlerinden daha çok parlamak ve öne çıkmak için gerekli. Açıkçası, tabii ki de tüm bu unsurlar sağlık için son derece olumlu şeyler. Ancak, pek çok insan bunu mutlaka ki sağlıklı olduğu için yapmıyor. İnsanlar ince ve güzel görünmek istiyorlar, çünkü güzellik ve zeka prototipine bu şekilde uyuyorlar.

Ancak, bu gerçekten kişisel bakım mı? Bu tür zorlu hedeflere ulaşmak zorunda kaldığınızda rahatlamak mümkün mü?

Nasıl Rahatlayabiliriz?

3. Bir şeye, duruma veya kişiye bağlanma, gevşemenin sizin için zor olmasının nedenlerinden bir diğeri

Bağlanma, derin bir şartlanma biçimi. Aslında fikirlere, geleneklere, duygulara, hatalara ve daha pek çok şeye bağlılık geliştirebilirsiniz. Bir bakıma, sizi her şeyi olduğu gibi görselleştirmeye, sahip olmaya ve tutmaya zorlayan bir güç var ve bu güç yanınızdayken hayatınızda herhangi bir değişiklik gerekmez. Buna ek olarak, belirsizlikle yüzleşmekten kaçınmak için de aynı kalmaya ihtiyaç olacaktır.

Dahası, bağlanma, genellikle zihnin özgürce hareket etmesini ve gerçekten gitmek istediği yere gitmesini engeller. Kişinin zihnini tam olarak kontrol edebilmesi çok zor bir olgu. Aslında bağlanma, alışkanlıkları, duyguları, mülkiyeti sürdürme arzusu ile gerçekliğin sürekli değişimi arasındaki gerilimi devreye sokar. Değişimin sizi gerginleştirmesi yaygın bir durum, özellikle de bu değişimler sürekli oluyorlarsa. Bu, elbette, işe pek de yaramayacak bir direniş durumunda kalmanıza yol açabilir.

Kazanamayacağınız için gerçekliğin doğal akışıyla mücadele etmek anlamsız gelecektir. Aynı zamanda, bu bağlar, zihnin esnek olmasını da engeller. Ve bu, sizin için rahatlamanın zor olmasının nedenlerinden biri haline gelir: değişime dirençli olmak ve sonsuza kadar aynı kalmasını dilediğiniz bir gerçeklik fikrine bağlanmak.

Kısacası gergin kalmak veya strese tutsak kalmak, yapabileceğiniz en kötü şeylerden biri diyebiliriz. Sadece tüm duygularınızla başa çıkmayı zorlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda sizi fiziksel olarak da rahatsız edebilir. Rahatlamanın yollarını bulmak ve rahatlamak yönünde çalışmak zihinsel anlamda saflık ve temizliğin önemli bir parçası da. Bu konu üzerinde düşünmek ve kendi üzerinizde çalışmak için kendinize biraz zaman ayırın!

Walker, C. E. (2002). Aprenda a relajarse: las técnicas y ejercicios más eficaces para la relajación física y mental. Editorial AMAT.