Dorothea Dix ve Zihinsel Hijyen Hareketi

· Mayıs 14, 2019

Dorothea Dix’i hiç duydunuz mu? Ne yazık ki çoğu insan bu inanılmaz kadını hiç duymamıştır. Dorothea Dix, zihinsel sağlık reformunun öncüsüydü ve alanına önemli katkılarda bulundu. Alanına karşı yorulmaz bağlılığı zihinsel hastalıklara sahip insanların yaşam koşullarını ve tedavi süreçlerini geliştirdi.

Dorothea Dix (1802-1887) çok mutlu bir çocukluk geçirmedi. Alkolik bir baba ve ciddi psikolojik bozuklukları olan bir anne ile Amerika Birleşik Devletlerinde büyüdü. Sonuç olarak, dezavantajlılara ve sosyal olarak dışlanmışlara karşı çok hassastır. Deneyimleri, zihinsel hijyen hareketini yaratmasına neden oldu.

39 yaşında, Dorothea Dix, akıl sağlığı sorunları olan kadınlar için bir hapishanede gönüllü olmaya başladı. Bu, üzerinde kalıcı bir etki bıraktı ve hareketi hakkında fikirlerini oluşturmasını sağladı. Hareketinin temel amacı, evsizler dahil herkes için uygun psikolojik tedaviler sağlamaktı. Bu basit fikir önemli değişikliklere neden oldu. Manevi tedavi olarak bilinen uygulamaya yardımcı oldu ve ruh sağlığı kurumlarının sağlık koşullarını değiştirdi.

dorothea dix portre

“Deliler”: Toplumda marjinalleştirilenler

18. yüzyılın başında, ciddi zihinsel sağlık sorunları belirtileri olan kişiler “deli” olarak etiketlendi. Temel olarak,bu insanların herhangi bir muhakeme veya mantığa sahip olmadığına inanıyorlardı. Tımarhanelere kapatılması gereken vahşi hayvanlar gibi muamele gördüler. Ayrıca alay konusuydular ve saygısızlık görüyorlardı Tımarhanelerdeki şartlar insanlık dışıydı. Örneğin, hastalar dövüldü, aç bırakıldı, izole edildi ve kimyasal maddeler alması için zorlandı.

Durumu değiştirmeye yardımcı olan faktörlerden biri de Kral III. George‘a verilen tedavi oldu. “Deli Kral George” olarak biliniyordu çünkü porfiri hastalığından muzdaripti. Doktorları hastalığı için olağandışı bir tedavi denedi ve bu tedavi ona oldukça fazla miktarda eşek sütü verilmesini içeriyordu. Bu tedavinin başarısı ışığında, zihinsel sorunları olan hastalar için terapötik müdahaleler kullanma olasılığı konusunda bir sosyal iyimserlik ortaya çıktı.

Manevi tedavi: İnsancıl ve bireysel tedavi

Bu noktadan sonra toplum, akıl hastalığına yönelik psiko-sosyal bir bakış açısına daha da yaklaştı. 18. yüzyılın ilk yarısı Aydınlanma prensipleriyle tanımlandı. Bireysel hakların tanınması bir zorunluluk haline geldi. Bu bağlamda “manevi tedavi” doğdu.

İnsanlar bu terimi duygular ve psikoloji ile ilişkilendirdiler. Herkesin uyması gereken davranışsal bir kod olduğu fikri ile yakından ilişkiliydi. Manevi tedavinin ana ilkelerinden bazıları hastanede yatan hastaların doğal ve saygılı bir biçimde tedavisidir. Kişilerarası etkileşim ve temasın yanı sıra bireysel ilgi de çok önemliydi.

Bu fikirler, ruh sağlığı ve zihinsel hastalar hakkındaki önceki inançlardan tamamen farklıydı. İnsanlığı, bireyselleşmeyi ve sosyal ilişkilerin dikkatli biçimde geliştirilmesini benimsemişlerdir. Aslında, Avrupa ve Amerika’daki manevi tedavi, tımarhaneleri, hastanın iyileşmesini göz önünde bulunduran yaşanabilir yerlere dönüştüren şeydi.

Manevi tedavinin düşüşü

18. yüzyılın ilk yarısından sonra, bu tedavi stratejisi düşüşe geçti. Bu, bu akıl sağlığı kurumlarında yardım arayan birçok hasta yüzündendi. Bu artış çeşitli faktörlerden kaynaklandı. Bunlardan biri, ABD İç Savaşı’ndan sonra göçmenlerin gelişiydi. Bir diğeriyse Dorothea Dix’in zihinsel hijyen hareketiydi. Hareketinin beklenmedik ve doğrudan sonucu olarak hastanede yatan hastalarda orantısız bir artış gerçekleşti.

Dorothea İngiltere’ye geldiğinde, akciğer problemleri yaşamaya başladı. Hastalığı sırasında, zihinsel sağlığa farklı yaklaşımlar hakkında bilgi edinmesine yardımcı olan birçok teorisyenle konuştu. Bunlar arasında manevi tedavi, yalnızlıkta yaşam ile toplumda yaşam arasındaki karşıtlık, mekanik kısıtlamaların ortadan kaldırılması ve hastalarla meslek terapisi vardı.

Dix, gönüllü iken bir kadın hastanesini ziyaret edebildi. Hastaların acınacak durumdaki yaşam koşullarını bizzat gördü. Durum onu o kadar şok etti ki, kendisini bu davaya tamamen adamaya karar verdi. Her türlü akıl sağlığı ve ıslah tesisini ziyaret etmeye başladı. Amacı, hastaların durumunu değiştirebilmek için yaşadıkları kötü muameleyi suistimali tam olarak anlamaktı. Zihinsel hijyen hareketini bu noktadan itibaren, toplumsal önyargıyı ortadan kaldırmak için savundu. O ve takipçileri temel insan onuru için savaştı.

psikotik bozukluk sahibi kadın

Dorothea Dix ve akıl hastanesi reformu

Dix, Massachusetts Yasama Meclisine itiraz edebilmek için soruna dair yeterli kanıt toplamayı başardı. Sonuç olarak, ruh sağlığı hastalarının korkunç yaşam koşullarını değiştirebildi. Sadece bununla kalmadı, yaşadıkları kötü muameleye de ışık tuttu. 1845’te Amerika’da Hapishaneler ve Cezaevi Disiplini Üzerine Notlar adlı kitabını yayımladı. Bu kitap ülke genelinde on bir eyalette psikiyatri hastaneleri kurulmasına yardımcı oldu.

Dorothea Dix, tarihin en ünlü kadınlarından biri olmayabilir. Fakat, ruh sağlığı alanına önemli katkılarda bulundu. Yorulmaz bağlılığı, akıl sağlığı hastaları için etik ve ahlak kurallarını tedavi stratejilerine geri getirdi.

Sonuç olarak, çalışmaları olmasaydı hastalar büyük ihtimalle on yıllarca kötü muamele görmeye devam edecekti. Dix ve diğerleri bu kurumları yeniden düzenlemek için cesurca savaştılar. Onları şimdi zihinsel hastalıkları olan insanlar için yeni bir müdahale ve tedavi çağının destekleyicileri olarak biliyoruz.