Miguel de Unamuno’nun Beş Sözü

Mayıs 12, 2020
Miguel de Unamuno'nun çalışmaları, yazılarının çoğunda ifade edegeldiğini gördüğümüz birkaç endişesi ile öne çıkar. Bu yazımızda, onun en ilginç sözlerinden beşine odaklanacağız.

Miguel de Unamuno, “98′ Kuşağı” olarak anılan nesle ait İspanyol bir yazar ve filozoftur. Çalışmalarında, var olan tüm edebi türleri nasıl kucakladığını görebiliriz: romanlar, denemeler, şiir ve tiyatro. Bununla birlikte, bu yazarın en karakteristik yönü tüm çalışmaları boyunca görünen baskın bir temaydı: Varoluşçuluk.

Bu nedenle Miguel de Unamuno’nun yazılarında gördüğümüz ve özellikle onun pek çok felsefi kaygılarını yansıtan sözlerini derledik.

Ancak, bunlara değinmeden önce, Unamuno’nun yaşamında benimsediği varoluşçuluğun ’98 Kuşağının yaşadığı deneyimlerin bir sonucu olduğunu belirtmek iyi bir fikir olur. O zamanın politik, sosyal, ekonomik ve ahlaki krizi bu neslin ilham kaynağıydı. Sonuç olarak, o dönemde yaşadıkları acılar, bu yazarların çalışmalarına yansır. Daha fazla uzatmadan, şimdi Miguel de Unamuno’nun en ilginç sözlerine göz atacağız.
Miguel de Unamuno’nun incelediği konular genellikle insanın içine dönmesini gerektiren konulardı.

Miguel de Unamuno’nun sözleri

1. Sevgi bizi inandırır

“Sevgi bizi, umduğumuz ve gelecekteki yaşam umudumuzu taşıyan Tanrı’ya inandırır; bu sevgi bizi umudun hayalinin içimizde yarattığı şeye inandırır.”

Unamuno’nun çalışmalarında Tanrı’ya yapılan atıflar öne çıkar. “Miguel de Unamuno’nun Çalışmalarında Tanrı’nın Arzusu” adlı makalesi, Unamuno’nun “ölümsüzlüğü ve dayanıklılığı garanti eden […] ve varlığına anlam veren kendisine ait bir Tanrı” aradığını söylüyor.

Bununla birlikte, bu sözle Unamuno bizi, kendini içinde bulduğu bir paradoksa yaklaştırıyor. Bir yandan, bunun çok gerekli ve çok insanca olduğu umuyoruz. Ancak öte yandan, bu umudun ürettiği ve Unamuno’nun adına “reverie” ya da “rüya” dediği acıya sahibiz.

Bu çelişki, bu yazar hakkında yapılan araştırmalara da yansımaktadır. Araştırmacılar hala onun ateist, agnostik veya dindar biri olup olmadığı konusunda anlaşamıyorlar.

2. Okumanın faydaları

“Ne kadar az okursak, okuduğumuz şey o kadar zararlı olur.”

Miguel de Unamuno’nun bu ikinci sözü, günümüzde giderek daha az uygulanmakta olan bir vakit geçirme aktivitesine işaret ediyor: okumak. Önemine rağmen, “Yüksek Öğretimde Okuma, Yazma ve Eleştirel Düşünmenin Önemi ve Etkileri” adlı makalesinin belirttiği gibi, Unamuno, onun zamanında bile okuma alışkanlığı olmayan insanların ne kadar savunmasız hale geldiklerini zaten biliyordu.

Bir kişi makul sıklıkta okumazsa, önlerine gelen her şeye inanmaktan kaçınmak için eleştirel düşünmeyi bırakma olasılıkları daha yüksektir. Yazılı olanların çoğu bizi ikna etmeye ya da inandırmaya çalışır. Okumak kelimelerle manipüle edilmekten kaçınmanın bir yoludur.

3. Bilim bize soru sormayı öğretir

“Gerçek bilim her şeyden önce bize şüphe duymayı ve cahil olmayı öğretir.”

Bu üçüncü söz bir önceki ile yakından ilgilidir. Okuma eksikliğinin karşımıza çıkan her şeyin bize gerçekmiş gibi görünmesine sebep olması gibi, bilim bize çok temel bir şey öğretir: sorgulama ve şüphe duyma sanatı.

Bir şeyleri sorguladığımızda veya bir konuda şüphelerimiz olduğunda, bu doğru cevapları bulmamıza yardımcı olur ve bizi daha fazla bilgiye götürür. Bilim dünyasında bu çok önemlidir. Eğer cahil hissedersek, bu öğrenmemiz ve keşifler yapmaya devam etmemiz için bize ilham verir. Aslında, tanınmış bir filozof Sokrates’in bir sözü akla gelebilir: “Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir”.

4. Mutlu olmamanın tek avantajı

“Mutlu olmamanın avantajlarından biri de mutluluk dileyebilmenizdir.”

Unamuno’nun zihnindeki tüm farklı yansımalar arasında, mutlu olma fikri göze çarpanlardan biriydi. Bu, hepimizin kendimizle özdeşleştirebileceği bir arayıştır. Ancak, hiçbir zaman mutlak bir mutluluğa ulaşamadığımız için ulaşılamaz bir hedef gibi görünüyor.

Miguel de Unamuno’nun bu sözü, mutlu olmamanın belki de tek avantajına, ki bu da belki öyle kalmayacağının arzusu ya da umuduna (sözlerinin ilkinde gördüğümüz gibi) atıfta bulunuyor. Ancak bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecekmiş gibi görünen bir özlemdir.
Mutlu olma arzusu mutsuzluğun belki de tek avantajıdır diyor Miguel de Unamuno

5. Sevilmiş hissetmemek üzücüdür

“Sevildiğini hissetmemek üzücü bir şey, ama sevememek çok daha üzücü.”

Miguel de Unamuno’ya ait son sözümüz aşk üzerine düşünmemizi sağlıyor. Birçok insan kendilerini sevmezken, sevildiklerini hissetmeye çalışırlar. Benlik saygımızı geliştirmemiz sevildiğimizi hissetmemize yardımcı olabilir ve bunu yaparak ulaşmaya can attığımız mutluluğu elde edebiliriz.

Din, sevgi, mutluluk ve şüphe, bu yazarın çalışmalarının çoğunda ele aldığı konulardır. Bizi hakkında düşünmeye davet eden sözler. Bize tuhaf görünmekten çok, aslında bizi Unamuno’nun sık sık dalıp gittiği iç-gözleme taşıyabilirler.

Miguel de Unamuno gerçek bir örnek alınacak figürüdür. Düşüncesinde, yaşadığı zamanların bir yansımasını buluyoruz ve bu yansımaları bu yazımızda ele aldığımız sözlerinde de gördük. Ayrıca, gördüğümüz gibi, bu sözler onun hayatının sınırlı geçiciliğini aşarak tarihe, hatta bugünün tarihine bile yayılarak her iki zamanda da, netlikle yankılanır.

  • García Peña, Ignacio. (2017). El carácter de Augusto Pérez a través de niebla. Alpha (Osorno), (44), 175-196. https://dx.doi.org/10.4067/S0718-22012017000100175
  • Maroco Santos, Emanuel José. (2018). Unamuno y la fe religiosa. Eidos, (28), 255-280. Retrieved September 10, 2019, from http://www.scielo.org.co/scielo.php?script=sci_arttext&pid=S1692-88572018000100255&lng=en&tlng=es.
  • Posada Gómez, Edward Andrés. (2013). Una fe desesperada: La antropología religiosa de Miguel de Unamuno. Veritas, (29), 97-117. https://dx.doi.org/10.4067/S0718-92732013000200005