Sokrates ve Yaşamından Alabileceğimiz 5 Büyük Ders

· Nisan 20, 2019
Tarihin en önemli filozoflarından kabul edilen Sokrates'in düşünceleri hakkında bilgi edinmek için yazımızı okuyabilirsiniz.

Birçok kişi Sokrates için felsefenin babası der. M.Ö.  469’da Atina’da doğdu. Babası Sophroniscus, bir taş ustasıydı. Annesi Phaenarete bir ebeydi. Mütevazi kökenlerine rağmen, Socrates’in hayatı bugün hala geçerli derslerle doludur.

Esasen, bu büyük filozof diğer Atinalılar’dan farksız yaşadı. Bir süre babasının izini takip ederek ve Yunanlılar tarafında asker olarak hizmet etti. Öyle ki insanlar onun çok çalışkan ve sabırlı bir adam olduğunu biliyorlardı.

Bir düşünür ve doğa adamı olarak ünlendiğinde, düşmanlar edinmeye başladı. Bunun nedeni bir takım katı ahlaki kuralı savunmasıydı. Bu etik sistem içerisinde, sahtekârlık, alçaklık veya çifte standart için yer yoktu. Bu fikirleri nedeniyle zulüm gördü ve alaya alındı. Sonunda intiharın eşiğine geldi. İşte yaşamının bu son bölümü harika bir hayat dersi oldu.

“Tüm insanların ruhu ölümsüzdür, ama dürüst insanların ruhu ölümsüz ve ilahidir.”

– Socrates

1. Alçakgönüllülük: Socrates’in hayatındaki en büyük derslerden biri

Sokrates pek yakışıklı bir adam değildi. Çok kısaydı ve büyük bir göbeği vardı. Ayrıca sert yüz hatlarına sahipti, büyük şişkin gözleri ve aşırı küt bir burnu vardı. Diğer filozoflar fiziksel görünümü nedeniyle onunla alay etmiştir.

Bununla birlikte, bunların hiçbiri “felsefenin babası” nı etkilemedi. Aksine, bu eleştirilere hiç aldırış etmedi. Her zaman aynı kıyafeti giyerdi ve tamamen sade bir hayat yaşadı. Çok az yemek yerdi. Öyle ki kölelerin bile onun gibi yaşamak istemediği söylenir. Öte yandan diğer bir filozof olan Plato ise ayaklarını yıkar ve sandalet giyerdi.
Sokrates tablosu

2. Başkalarının bireyselliğine saygı duymak

Bu filozofun hayatının en ilginç yönlerinden biri, hiçbir fikrini yazıya geçirmemiş oluşudur. Herkes onun inanılmaz bir zekaya sahip olduğunu düşünürdü ama buna rağmen sadece sözlü olarak ders verirdi, fikirlerini yazıya dökmeyi tercih etmemişti.

Herkesin kendi fikirlerini geliştirmesi gerektiğine inanıyordu. Kendi fikirlerini yazacak olsaydı, bu diğer insanların entelektüel gelişimlerini şartlandıracaktı. Sokrates daha özgün bir öğretim yöntemi uyguluyordu. İnsanlarla uzunca konuşup ironi konusundaki becerisini ve olayları farklı bir bakış açısıyla görmedeki olağanüstü kapasitesini sergilerdi.

Sokrates, diğer insanların söylediklerini dinlemeyi savunmuştur.

anlayışı temsil eden iki kişi

3. Dinlemek

Sokrates öğretilerini incelikle ve zekayla iletirdi. Bazı insanlar hala istediğimiz kadar olmasa da, bu öğretim yöntemini kullanıyor. Socrates metodu, Jean Piaget gibi önemli pedagoglara ilham vermiştir.

Filozof konuşmacısını sorgulayarak sohbete başlayacaktır. Onlara, söylediklerinin tutarlı olduğu ya da yetersiz kanıtlandığı sonucuna işaret edecek sorular soracaktır. Böylece herkes gerçeğe kendi başına varabilir. Sokrates sadece dinler ve sorular sorardı.

4. Tamamen gerçeğe açılmak

Sokrates, “tek bildiğim şey, hiçbir şey bilmediğim” demiştir. Bu sadece bir slogan veya kendine dikkat çekmenin bir yolu değildi. Bu filozof gerçekten eşsiz bir şekilde açık fikirliydi. Gerçeğin ne olduğunu bilmediğini göz önüne alarak söylemişti bu sözü. Cevapları aramadan önce sorular sordu ve bir konuyu kapatmadan önce dünyaya dair bakış açısını genişletti.

Sokrates ayrıca “Kendini tanı” demiştir. Bu sözlerle, insanları tarif etmeye çalışmamıştı. Tam tersine, hepimizi kendimizi keşfetmeye davet etmişti zira bir kişinin yapabileceği en büyüleyici yolculuklardan biri kendini keşfetmektir.

5. Espri anlayışı

Sokrates’in ayrıca harika bir mizah anlayışı vardı. Karısı Xanthippe hakkındaki anekdotlarda bunu görmek mümkün. Karısı kendisinden 30 yaş küçüktü ve zor kişiliğiyle tanınıyordu. Sokrates’e onunla neden evlendiği sorulduğunda ve “Bu kadar asabi bir insandan çok şey öğrenmek hoşuma gidiyor. Başka insanlarla uğraşmayı öğrenmek için bundan daha iyi bir okul yok ” diye cevap vermiştir.
Sokrates ve karısı

Sokrates ve Xanthippe

Ölüme mahkum edildiğinde, karısı onu ziyarete gelir ve gözyaşlarına boğulur. Sokrates “Ağlama – hepimiz doğamız gereği ölüme mahkumuz” der. Eşi “Ama sen haksız yere mahkum oldun” diye yanıt verir. Sokrates, “Ölümü hak etmiş olsaydım, durumum daha mı az üzücü olurdu?” diyerek eşinin düşüncesini reddetmiştir.

  • Nietzsche, F. (2008). Sócrates y la tragedia. NoBooks Editorial.
  • Taylor, A. E., & Barroso, M. H. (1961). El pensamiento de Sócrates (No. 04; B316, T3.). Fondo de Cu