Kitap Okumanın İlaç Gibi Geldiğini Bize Gösteren Çocuk

· Mayıs 17, 2018

Bu yazı, histiyositoz adında garip bir hastalık yüzünden 12 yaşında Sevil’de ölen Paraguaylı Rubén Darío Ávalos’a ufak bir övgü olarak hazırlanmıştır. Hatta sağlık uzmanlarının, onkoloji vesayetindeki çocuklara ve onların ailelerine destek olmak amacıyla kurulan İspanya Kanserle Mücadele Derneği gönüllülerinin dilinden düşmeyen Rubén’in varlığı bile bir mucizeydi. Onun tüm hayatı kitap okumanın ilaç gibi geldiğinin kanıtı niteliğindedir.

Rubén’in dört tane öykü kitabı ve bir tarihi romanı yayınlanmıştır. Bunlar Rubén’le Karşılaşmalar (2015), Saflık Duygusu (2015), Mektuplar ve başka sonu kestirilemeyen hikayeler (2016), Usta İlaç (2016) ve Taç‘tır (2017). Rubén Darío Ávalos, bedensel savunmalarının eksikliğine karşı çareyi kitaplara sığınmakta buldu. 

Artık hayatta olmayan Rubén’in inanılmaz hikayesini, sadece onun gibi çocukların değil aynı zamanda benzer deneyimler yaşayan gençlerin ve yetişkinlerin de bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kitap okumakta ve yazmakta bulduğu teselli ile öğrenme hevesi sayesinde Rubén, karşısına çıkan tüm zorluklara karşı hep mücadele verdi. 

“Kim olduğumuz sahip olduklarımızla ne yaptığımızdır.”

– Vince Lombardi

Rubén Darío Ávalos yürüyor

Daha büyümeden harika bir insan olan çocuk

Rubén 2015’teki bir röportajı sırasında kitap okumanın onu nasıl kurtardığından bahsediyor. Bu röportajda hastalığıyla baş ederken okumaya ve yazmaya nasıl sığındığını anlatıyor. Hastalığı geç tespit edildiği için kronik hale gelmiş ve hayatı boyunca kemoterapi görmek zorunda kalacağını öğrenmiş.

Rubén kitap okumanın ilaç gibi geldiğine inanıyordu. En sevdiği kitaplar “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Platero ile Ben”, “Pascual Duarte ve Ailesi”, “Başkan”, “Dönüşüm”, “Define Adası”, “Adamın Oğlu”, “Ficciones Hayaller ve Hikayeler”, “Seksen Günde Devr-i Âlem” ve “Dünyaların Savaşı”dır. Okuduğu kitapların çeşitliliği dolayısıyla kendi romanlarını ve öykülerini de belirli bir tarza göre yazmamış. Uydurduğu her hikaye birbirinden tamamen farklı olmuş.

Kitap okumayı bu kadar sevmesinin sebebi kitaplar sayesinde başka dünyaların içine dalabilmesiydi. Bu dünyalarda başka yerlere ve dönemlere yolculuk edebiliyor, farklı insanlar tanıyabiliyor ve yeni arkadaşlıklar kurabiliyordu. Bu büyümüş de küçülmüş yazar 2 ile 12 yaşları arasında farklı yaşlarda yazmış olduğu öyküleri derleyerek büyümesine gerek kalmadan da harika bir insan olabileceğini gösterdi. Kelimelerinin ve dayanma gücünün mirasını kitaplarında hep yaşatacaktır. 

“Şu anda içinde bulunduğun koşullar nereye gideceğini belirlemez; sadece nereden başlayacağını belirler.”

– Nido Qubien

Rubén Darío Ávalos kitap okuyor

Kitap okumak ilaç gibi gelir

Rubén karakterlerini tanıştığı insanlardan ilham alarak yaratmış.  Bu insanlar ya rüyalarında ve okuduğu kitaplarda tanıştığı insanlardı ya da sadece hayal gücünün bir ürünüydü. Yarattığı kişilikleri hep iyi bir şekilde tasvir etmeye ve onların hayatlarını bir mesaj göndermek için kullanmaya çalıştı. Genellikle bu karakterleri her yönüyle, hem faziletlerini hem de kusurlarını göstererek tanıtmaya çalışırdı. Kusurlarımızın üzerinde çalıştığımız takdirde bunları nasıl faziletimiz haline getirebileceğimizi göstermeyi amaçlıyordu. Cesur insanların öz güvenini besledi ve bu şekilde yaşamaları için onlara azimli olmaları konusunda destek verdi.

Yazdığı tarih romanı tamamen hayvan istismarı ve zorbalık üzerineydi. En sevdiği eseri ise “En İyi İlaç”tı. Kitap okumanın ruhu iyileştirdiğine inandığı için kitabın ismini böyle koymuştu. Bu kitaptaki hikayeleri farklı yaşlarda (2, 4, 6, 8, 10 yaşlarında ve daha sonrasında) yazdığı için her fikir farklı bir şekilde ortaya çıkmış.

Tedavi gördüğü Sevil’de kaldığı zamanlarda masraflarının bir kısmını karşılamak için bu kısa öykü kitaplarını yayınlardı. Hayat felsefesi ise her şeye pozitif tarafından bakmak gerektiğine inanmasıydı. Ne kadar kötü bir durumda olursak olalım görevimiz durumumuzun pozitif yanını görebilmek ve buna şükretmektir diye düşünüyordu. Unutmayın, kitap okumak ilaç gibi gelir.

“Kahramanlarımızın havadislerini keyifle takip ediyoruz, başka birisi için sıra dışı olduğumuzu unutarak.”

– Helen Hayes