Makas Eller, İnsanları Kabul Etmekle İlgili Bir Film

Nisan 30, 2018

Makas Eller 1990 yılında çıkmış Tim Burton’ın yönettiği bir film. Filmin baş rollerindeki Johnny Depp ve Winona Ryder o dönem çok gençti. Bu film camiada bir başyapıt olarak da biliniyor. Filmin müzikleri ise Danny Elfman tarafından yapılmış ve idol olmasını sağlamıştı.

Filmin yönetmeni daha sonra 1193 yılında Noel Gecesi Kabusu’nu çekti. Filmlerin genel büyülü ambiyansına bakıldığında Burton Evreni’ne girdiğinizi hissediyorsunuz.

Gerçekle fantazinin birleştiği bu filmde Burton bize duygu ve hislerle dolu bir evrenin kapılarını açıyor. Bu hikayede hayata dair iki önemli mesaj var: Farklılıkları kabul etmeli ve önyargıları bir kenara bırakmalıyız.

Edward Scissorhands karakteri fantezi gibi görünse de aslında birçok otobiyografik özellik taşıyor. Burton bu karakterle çocukluğunda yaşadığı sıkıntılara dikkat çekiyor. Çocukluğu için yalnız ve garip tanımını yapan sanatçının eşi Helena Bonham Carter onda Asperger Sendromu olduğunu ve onu bu şekilde tanıdığını söylüyor.

Makas Eller, zıtlığın hikayesi

Burton filmi bir büyükannenin torununa anlattığı bir hikaye olarak sunuyor. Sonra ise fantezi dünyasına adım atmış oluyoruz. Burada her ailenin kendi büyük bahçeli ve renkli evleri var.

Yaşanan yerde hiçbir şey siyah değil, ne bir kapı ne de bir araba. Ancak uzakta bir dağın tepesinde tamamen siyah ve gri olan eski Alman şatolarına benzeyen bir ev var.

Karşılaştığımız ilk karakter Peg, kozmetik şirketi Avon için çalışan iki çocuk annesi bir kadın bu. Ürünlerini satmak için çaresiz girişimlerde bulunan Peg  gizemli konağa gitmeye karar verir. Oraya vardığında, hayvan ve insan şekillerinde oyulmuş garip ağaçlara rastlar.

Uzakta çok karanlık görünen konak, tamamen beklenmedik bir bahçeye sahiptir; güzel ve çok renkli. Bu, sakinlerinin olağanüstü iç hayatının bir duyurusu gibidir. Burada Peg, konağa girdiğinde müzik önemli bir rol oynar.

Elbette, Peg’in beklediği korkutucu veya dehşet verici bir şeydir. Ancak, karşısında harika, büyülü bir yer bulur. Konak, toz ve örümcek ağları ile kaplı, içi de tamamen ihmal edilmiştir.

Bir duvarda sıkışmış birkaç gazete kupürünü görür: “Gözleri olmadan doğan çocuk elleri ile okur”. Kısa süre sonra, garip malikanenin garip sakini olan Edward’la tanışıyoruz. Ellerinin yerinde makaslar vardır.korkunç şato

Dünya ve insanlarla bağlantı kurmak

Başından beri Edward çok masumdur. Babası hakkında konuştuğunda, “uyanmadı” diyerek, aslında dünya, yaşam ve ölüm ile ilgili ne kadar eksik ve saf bilgi sahibi olduğunu görmüş oluyoruz. Makasın neden olduğu yaraları gören Peg, kozmetik ürünlerini onun üzerinde denemeye karar verir ve onu eve davet eder.

Şimdi, Edward’ın toplumun bir parçası olarak yaşadığı tüm zorluklara tanıklık ediyoruz: Başta onun tamamen işe yaramaz ve korkunç biri olduğunu düşünen komşular bir kuaför ve bahçıvan olarak aslında onun ne kadar başarılı olduğunu görünce büyüleniyorlar.

Başta Edward’ı tamamen reddeden komşuların fikirlerinin aslında şartlara bağlı olarak nasıl da kolay değiştiğini görüyoruz.

Burton, herkes gibi olmadığın zaman kabul edilmenin ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Bazıları bu farklılıklara merak duyarken bazıları sadece korkup uzaklaşır. Komşuların dedikodularını, çıkardıkları söylentileri ve Edward ile arkadaşlık kuran Peg hakkında söylediklerine tanık oluyoruz.

Edward ve Kim

Edward Peg ile çok iyi anlaşınca kocası ve oğlunu da çok sever. Ancak genç kızı Kim ile tanışınca Edward’da bazı duygular canlanmaya başlar. Ama bu duyguları nasıl ifade edeceğini bilemez. İlişkileri kızın baştaki önyargıları yüzünden çok zordur. Ama zamanla kız Edward’ın ne kadar güzel bir kalbi olduğunu keşfetmeye başlar.

Kim: “Bana sarıl.”
Edward: “Yapamam.”

Komşular Edward’ın bir kuaför ve bahçıvan olarak ne kadar becerikli olduğunu görünce Edward bir anda mahallede popüler olur ve hatta ona bir güzellik salonu açmayı bile teklif ederler. Sonra bir gün Edward ve Peg bir televizyon programına konuk olurlar ve Edward’ın ilginç durumuyla ilgili yorum ve sorulara yanıt verirler. Burada “farklı” olanın çekici gelmeye başlamasıyla nasıl ilgiyi tetiklediğini görmek şaşırtıcı. Edward artık farklı değil özeldir.

 

-Seyirci: normal ellerin olsaydı sen de sıradan olurdun.
-Edward: Evet biliyorum.
-Sunucu: Bunu severdi bence.
-Seyirci: Sonuçta kimse senin özel olduğunu düşünmezdi. Televizyona ya da başka yere çıkmazdın.
-Peg: Ne olursa olsun Edward çok özel biri.

çalı heykelleri

Farklı olan korkutucudur

Çatışmalar ise Edward Kim ve erkek arkadaşına yardım etmeye başladığında geri dönüyor. Edward farklı olduğu için aşağılanıyor. Toplum onu bir canavar olarak görmeye başlıyor. Onu tehlikeli ve bu yüzden kurtulunması gereken biri olarak görüyorlar. Başta yeteneklerine hayran kalan komşular şimdi ondan nefret ediyor ve korkuyorlar.

Şu sahne çok önemli: komşulardan biri onu yakalıyor ve tek başına kalan Edward’ı öldürmek istiyorlar.

Yanına oturan köpeğin tüylerini kesince Edward hayvanın ona nasıl sevgiyle baktığını görüyor çünkü Burton burada bize hayvanların önyargıları bilmediğini göstermek istiyor. Başka bir deyişle bu büyülü sahnede anlıyoruz ki hayvanlar insanlardan çok daha anlayışlı yaratıklar.

Burton bize farklı özellikleri yüzünden toplumdan dışlanmış olarak yaşayan bir adımın hikayesini veriyor. Çok az kişi Edward’ın masum ve iyi biri olduğunun farkında. Aslında yaşadığı konak Edward’ı da anlatıyor, dışarıdan bakıldığında büyük, korkunç ve karanlık ama içi de bir o kadar canlı ve renkli.

Burton ve Asperger sendromu hakkında söylenecek çok şey var ama kimse aslında çocukluğunun ve hayatının nasıl olduğunu bilmiyor. Burada Edward’ın elleri aslında farklılığı ve uyum sağlamakta ne kadar zorlandığının bir göstergesi.

Şüphesiz Edward Scissorhands bize kabullenmenin önemini gösteriyor. Farklılıklardan korkmamak gerektiğini ve bir insanı anlamak için içine bakmak gerektiğini öğretiyor.

 

“Yine de beni karda kovalarken yakalayabilirsin.”

– Kim, Makas Eller