Sorun Şu Ki Öpüşmek Bağımlılık Yapıyor

Mart 19, 2017 İçinde İlginç Bilgiler 0 Paylaşıldı

Öpücükler nereden geliyor? Sevgisini bu şekilde gösteren ilk kadın veya erkek kimdi acaba?

Kısa süre önce biri bana öpüşmenin mantığı ne diye sordu: Ne işe yarıyor? Hangi evrimsel kodu takip ediyor? Hangi ayakta kalma içgüdüsüne uyuyor?

Öpüşmek, bir tür iletişim şeklidir; iki kişi arasında anlaşma yaratmanın yoludur. Sadece partnerimizle dudak dudağa öpüşmekten bahsetmiyoruz. Büyükanne ve büyükbabalarla torunlardan, anne babalarla çocuklarından, arkadaşlar ve kardeşlerden de bahsediyoruz.

“…Sorun şu ki öpüşmek bağımlılık yapar.”

– Joaquín Sabina


Öpücükler, kelimelerle ifade edemediğimiz bir şeyi anlatabilir. Bir duygu patlamasının üzerine gelebilir, eşsiz bir anın başlangıcı ya da son kullanma tarihi gelmiş bir anın sonu olabilir.

Her anın öpücüğü farklıdır. Bu konuda çalışmalar da başladı ama bunu bilimsel olarak nasıl kanıtlayabiliriz? Öpüşmenin bağımlılık yaptığı sonucuna nereden varıyoruz?

Filematoloji, öpücük bilimi 

Öpüşmeyi inceleyen bilime filematoloji denir. Farklı alanlardan (psikoloji, evrim, fizyoloji) bilgileri birleştirerek bu eşsiz davranışı incelemeye çalışır.

“Öpücük” kadar güzel olmaktan çok uzak bu tuhaf kelime Yunanca philema kelimesinden gelir. Bu da gösteriyor ki öpüşmek çok eski şeylerden biri. Saygı ve hayranlık göstergesi olarak antik dönemlerden beri var olmuş bir davranış.

Öpücüğe yapılan ilk referans M.Ö. 1000 yıllarında Hindu metinlerinde görülüyor. Gerçi öpücük ve cinsellik arsındaki bağlantı zamanla gelişmiştir.

Öpücüğün nerede başladığı sorusuna cevap olarak Cro-Magnon, yani insanlığın ilk atasına gidebiliriz. Bu dönemde anneler yemekleri çiğneyip yeni doğmuş çocuklarına yedirirdi ve bu besleme hareketinde çocuklarına karşı duydukları kaygı, dikkat, sevgi gibi hisler vardı.

Antropologlar ve biyologlar, öpücüğün anlamını ve partner seçimiyle bağlantısını hala araştırmakta. Filematoloji, hala uzun yolu olan bir disiplin…

Öpüşmeye bağımlı mısınız?

Neden bağımlılıktan söz ediyoruz? Birçok çalışma sayesinde öpüşmenin, basit bir iletişim ve sevgi gösterisi ötesinde ürettiği etkileri biliyoruz.

Örnek olarak, öpüşmek acıyı hafifletir. İyi hissetme, rahatlama, huzur ve dinlenme gibi duygularla ilgili hormon ve kimyasal unsurları salgıladığı için öpüştüğümüz zaman kendimizi daha iyi hissederiz.

Öpüşmek sinir sistemimizi harekete geçirir. Burada canlı bir akım yaratılır ve kalbimize, kaslarımıza, tükürük bezi ve nefes alışımıza doğru büyük miktarda bilgi üretilmiş olur. Ayrıca bunun gerçekleşmesi için otuzdan fazla kas çalışır. Bu da cildin uyarılıp rahatlamasını sağlar.

Bilimsel olarak bakıldığında, öpüşmenin bağımlılık yarattığı söylenebilir, zira adrenalin (zevk alma, uyarılma, iktidar hisleri), oksitosin (sağlık, zevk ve rahatlama), endorfinler, testosteron ve östrojen (cinsel arzuyla ilgili) gibi sinir taşıyıcı ve hormonları büyük miktarda salgılar.

Bütün bu maddeler, doğal olarak öpüşmeyi istememizi sağlayacak kadar güçlüdür.

Dudaklarımız sinir uçlarıyla dolu olup zevk ve sağlık hislerinin taşıyıcıları ve ileticileridir. Bazı çalışmalara göre bir öpücük, neredeyse bir gram kokainle aynı etkiye sahiptir.

Son olarak, en yeni nörolojik çalışmalara göre bu etkinlik sayesinde ayna nöronları harekete geçmektedir. Bu durum doğrudan empati göstergesiyle ilgili olabilir.

Öpüşmekten hoşlanmayan insanlar da var mı? Evet, var. Bunun eğitim, mizaç, çekingenlik, titizlik veya kötü deneyimler gibi farklı nedenleri olabilir.

Partnerler söz konusu olduğunda ise birbirlerine olan ilgi ve arzularını ifade etmenin formülü olabilir.

Kiss, kuss, baiser, beijo, calus…

Bazı uzak kültürlerde dudaklar, ruha açılan kapıdır ve öpücükler, ruhunuza yapışıp onu çalabilecek tehlikeli şeyler olarak görülür. Bazı ülkelerde ise ulu orta öpüşmek yasaktır veya kınanır. Hatta öpüşmek için belli bir yaşın üzerinde olmanız gerekebilir.

Kesin olan bir şey var ki öpüşmek bizde güzel bir his uyandırır. Öpüşmek paylaşmaktır, iletmektir, duygulara tercüman olur ve sevginizi göstermenin en güçlü yollarından biridir. İki kişi öpüştüğünde aralarında mükemmel bir birleşim yaşanır.

“Bir öpücük, kelimeler fazla geldiğinde konuşmayı durdurmak için doğanın icat ettiği harika bir hiledir.”

– Ingrid Bergman

Eskimo öpücükleri, yanaktan öpücük (ülkeye göre yanaktan iki ya da üç kez öpmek), el öpme… Ülke, kültür ve geleneklere göre değişen bir şeydir.

Mikroplar, kayıp ruhlar ve “öpücük hastalıklarına” rağmen neyse ki öpüşmek, kaybolmayacak bir şey gibi gözüküyor.

Mükemmel öpücük 

Partnerinizle gözleriniz açık ya da kapalı dudaklarınızı birleştirmek, çocuklarınızı severken öpücüklere boğmak, bir arkadaşınız veya akrabanız tarafından öpülmek ya da kardeşinize veda ederken alınlarına “sonra görüşürüz” öpücüğü kondurmak… Hepsi mükemmeldir. Her öpücük, ana ve kişiye göre mükemmeldir.

Partnerlerimizi göz önüne alırsak, sonsuz sayıda öpücük türü olduğunu görürüz. Doğrudan öpüşme, sıkıca öpme, yumuşak öpücükler, dili kullanarak ya da iki dudakla, ağız köşesinden ya da eğilerek öpüşme… Nihayetinde önemli olan, bağlanmak ve bahsettiğimiz hisleri yaşamaktır. Gerisi, size kalmış.

Bir anı ve duyguyu paylaştığınızı hissetmek, işte bir öpücüğü mükemmel kılan budur. Ve bu duyguyu her gün yaşayabiliriz.

Hayatımızdaki en önemli kişilerle bağlarımızı güçlendirmek, onlara yanaktan veya alınlarından bir öpücük vererek sevgimizi göstermek bağımlılık yaratan bir iyilik ve yakınlık hissi verir…

Öpüşmek, bağımlı olmaya değecek muhteşem bir eylemdir.

“Öpücük, dürüstlüğün dışa kaçmasıdır.”

– Paul Géraldy

Bunlar da ilginizi çekebilir