İşkolik Olmak Ne Demektir?

· Mayıs 4, 2019

Belirli çalışma koşulları anksiyete ve stres seviyesini artırabilir. Bu konunun ilginç yanı ise, işkolik olmak kişinin zorluk çekmesine sebep olsa da, bu insanların çalışmıyorken rahatsız hissetmeleridir.

İşkolik olmak temelinde kişinin işine bağımlı olması anlamına gelmektedir. Bu insanlar iş hayatlarına odaklanırlar ve ailevi, sosyal ya da kişisel meselelere ilgi göstermezler. Bununla birlikte, işlerinden kopamamaları sağlıklarını da riske atar. İş ile ilgili konularda oldukça deneyimli olan klinik psikolog Marisa Bosqued’ye göre, işkolik bireyin durumu zamanla onların duygusal istikrarlarını yitirmelerine sebebiyet verir. Hatta bu kişiler öyle bir noktaya gelebilirler ki kontrol ya da güce bağımlı hale gelirler.

İşkolik Misiniz?

İşkolik olmanın genel belirtileri, etki altına aldıkları boyuta bağlı olarak üç kategoride gruplanır. Fakat bu rahatsızlığının tıbbi bir durum olarak herhangi bir tanımlaması olmadığını belirtmemiz gerekir.

  • Bilişsel: anksiyete, rahatsızlık, depresyon ve sürekli endişe.
  • Fizyolojik: insomnia, stres, şeker yükselmesi.
  • Davranışsal: kontrolü elde tutma ve aşırı planlama ihtiyacı, sosyal çevreden uzaklaşma.

Bu koşullarla birlikte, kişinin gösterdiği davranışsal özellikler farklılaşabilir. Örneğin, izin kullanmayabilirler. Bazı uç vakalarda, çalışıyor olabilmek için asla izin kullanılmadığı da olur. İşkolik olmak ile ilişkilendirilebilecek bir diğer belirti ise kişinin ofise ilk gelen ve ofisten son çıkan kişi olmasıdır.

gece çalışan işkolik kadın

Bu işkolik insanlar boş vakitlerinin tadını çıkarmazlar. Boş vakitlerini işlerini düşünerek ya da hatta ofise giderek değerlendirirler. Ayrıca, genellikle bir konu üzerinde konuşurlar: işleri. Bu sebepten ötürü, bu insanların daha fazla iş yapabilmek için eve iş götürmeleri oldukça normaldir.

İşkolik İnsanların Hayatlarının Merkezi

Bu insanlar için işleri hayatlarının merkezi haline gelir. Hatta işleri hayatlarına sızar ve diğer her şeyi devre dışı bırakır. Normalde, işkolik insanların ilişkileri fazla gelişmemiş olur. Bundan ötürü, işleri kişisel sorunlarından kaçtıkları bir alana dönüşür.

Psikolog, doktor ve eğitimci Wayne Oates’e göre, bir işkoliğin işi ile olan ilişkisi, bir alkoliğin alkol ile olan ilişkisine benzerdir. Çalışmaya dair karşı koyamadıkları bir istekleri vardır. Bu durum günün sonunda sağlıklarını ve ruh hallerini etkiler ve çoğu sosyal ilişkilerini yok eder.

Bosqued bu bağımlılığın mantıksız bir profesyonel hırstan meydana geldiğini belirtmektedir. Bundan dolayı, işkolik olmak kişinin amaçlarına ulaşmasının tek yolu olarak gördüğü bir şeydir. Daha fazla çabanın daha fazla güç sahibi olmak olduğunu öğrendikleri için de bunu sürdürürler.

İşkolik Olmak ve İyi Tarafı

İşkolik yaşam tarzının olumlu yanı, bu kişilerin kariyerlerinde harika sonuçlar almalarıdır. Bu kişiler patronları ve iş arkadaşları için standart birer piyon haline gelirler. Projelerine adadıkları zaman, şirketin çıkarlarını düşünmeleri ve motivasyonları sayesinde rol modeller haline gelirler. Günün sonunda, feda ettikleri her şey, terfi, güç ve para olarak onlara geri döner.

Fakat bu ödüller bu davranışı daha da yoğunlaştırır. Bundan ötürü, işkolikler bu bağımlılıklarından kurtulamazlar. Davranışlarının onlara daha fazla güç ve hırs kazandırdığına inanırlar.

işkolik olmak

İşkolik Olmak Çok Da Olumsuz Olmayan Bir İfadedir

Bu davranışın bir hastalık olarak sınıflandırılamamasının sebebi, aşırı çalışmanın olumsuz etkilerinin olmamasıdır. Biri düzenli olarak uyuşturucu kullandığında ya da sorunlarından kaçmak için alkole sığındığında, sosyal çevreleri bu davranışlarını onaylamaz. Fakat işlerine bağımlı olan insanlara karşı böyle bir tutum sergilenmez. Kimse onları hor görmez.

Fakat işkolik olmak yine de yıkıcı bir davranıştır. Aile, boş vakit geçirme ve sosyal ilişkiler gibi hayatın temel alanlarını görmezden geldiği için işlevsiz bir davranış olarak görülür. Bu kısıtlama ya da “normal” bir hayat sürmenin engellenmesi, işkolik olmayı bir problem haline getirir.

En yakın arkadaşınızın akrabalarından biri ona bağımlı olduğu için tüm hayatını o akrabaya adadığını hayal edin. Yavaş yavaş aile üyeleriyle daha fazla vakit geçirmeye başlar, işlerinden, eğitimlerinden ve arkadaşlarından uzaklaşırlar. İşin sonunda, muhtemelen hasta bakıcı sendromunu göstermeye başlarlar. İşkolik bireyin durumu da buna paraleldir; sorumluluk ve bağlılık adı altında işlerinin hayatlarında yüzdesini maksimuma çıkarırlar.

Bundan dolayı, kendimizi işimize adamak duygusal dengesizliklere sebep olabileceği için pek de uygun bir durum değildir. Yapılabilecek en iyi şey, mutluluğumuzun herhangi bir şeye bağlı olmaması için dengeyi bulmaya çalışmak ve ruhsal durumumuzu dayanıklı kılmaktır.