Hatalar: Onlardan Çok Daha Fazlasısınız

16 Kasım, 2020
Geçmişteki başarısızlıklarınızın bugün kim olduğunuzu belirlediğini hiç düşündünüz mü? Cevabınız "evet" ise, bugünkü makalemiz tam size göre!

Hiç kendi kendinizin en sert eleştirmeni olduğunuzu düşündünüz mü? Her küçük başarısızlık, yanlış adım veya ulaşılamayan hedef için kendinizi acımasızca yargılıyorsunuz değil mi? Sadece bu da değil, yıllarca bu hataların yükünü de sırtınızda taşırsınız. Bu tutumun özgüveninize ne kadar zarar verebileceğini bilseydiniz, muhtemelen alışkanlıklarınızı değiştirirdiniz. Aslında, hatalarınızdan çok daha fazlasısınız. Yani, hayatınızın geçmiş hatalar tarafından tanımlanmasına izin vermeyi bırakmalısınız.

Çoğumuzun kendimizi etiketlemek gibi kötü bir alışkanlığı var. Bunun üzerinde bir saniyeliğine durup düşünürseniz, genellikle gün boyu kendiniz hakkında olumsuz bir şekilde konuştuğunuzu da fark edeceksiniz. “Konuşmak”tan bahsettiğimizde, tabii ki, iç diyaloglarınızı da buna dahil ediyoruz.

Etiketler asla yararlı şeyler değiller, çünkü sizi sınırlandırırlar, özellikle kendinizi tanımlamak için negatif kelimeler kullanma eğiliminde olduğunuzda. “Her zaman kötü bir öğrenciydim“, “Aşk konusunda şanssızım” veya “Çocukluğumdan beri gerçekten de çok utangacım” ifadeleri bu iç diyaloglara birkaç örnek mesela. Kendinizi bu şekilde tanımlarsanız, doğal olarak kendinizi pek de iyi hissedemezsiniz.

Geçmişteki başarısızlıklarımız bizi gelecekteki başarılarımıza hazırlıyor

Hatalar yapabilirsiniz ama onlardan daha fazlasısınız

Herkesin hayatının farklı yönlerinde kendisinden beklentileri var. Kendimizi, aslında biraz da zararlı bir şekilde, başarılarımızla tanımlama eğilimindeyiz. Sonuç olarak, bir şeyde başarısız olmak, bu şekilde tanımladığınız kimliğiniz üzerinde önemli bir olumsuz etkiye sahip olacaktır. Böyle bir durumda, normal olarak, kendinizi aciz ve yetersiz hissedersiniz. Ancak, bu tarz bir değerlendirme yoluna gittiğinizde, özünüzün ve içsel değerinizin performansınızla hiçbir ilgisi olmadığını unutmuş oluyorsunuz.

Lise yıllarındayken sizi dışlayan sınıf arkadaşlarınızla veya geçmişte yaşadığınız başarısız ilişkileriniz tarafından etiketlenme durumuna izin vermemelisiniz. Alınmadığınız veya bağlayamadığınız bir işten veya başarısız olduğunuz bir testten çok daha fazlasısınız. Yıllar boyunca kaybettiğiniz arkadaşlıklar ve hala yanınızda taşıdığınız korkular, gerçekte olduğunuz kişi değil yani.

Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü de önemli değil; ya da bir tartışmada soğukkanlılığınızı kaybettiğiniz zamanlardaki kişi de değilsiniz. Başarısız girişimleriniz veya denememeyi seçtiğiniz zamanlardaki insan da değilsiniz. Söylediğiniz aptalca şey ya da başkalarının sizi incittiği zamanlardaki duygularınız ve durumunuz da sizi tanımlayamaz. Bunlar, sizin için hayattan alınmış derslerdir diyebiliriz, ancak, bunları ömür boyu hapis cezası gibi algılamamak lazım. Tekrar etmek gerekirse, hatalarınızdan çok daha fazlasısınız.

Dış faktörlerin sizi tanımlamasına izin vermeyin

Kimliğinizi şekillendirdiğinizde ve dış etkenler üzerindeki değerinizi ölçtüğünüzde, kendiniz üzerindeki gücünüzden vazgeçmiş olursunuz. Belki aileniz sizin hayatınızdır ve kendinizi anne ve eş olarak tanımlıyorsunuzdur. Bu durum zararsız görünmesine rağmen, peki ya evliliğiniz bir gün biterse? Ya da mesleğiniz hayatınızdaki en önemli şeyse ve işiniz sizin için her şeyse. Peki ama kovulursanız ne olacak?

Kendinizi, kendi benliğinizin dışındaki bir şeyle tanımlamak gerçekten tehlikeli birşey, çünkü günün sonunda, dışarıdan gelen her şey kontrolünüz dışında kalacaktır. Kimliğinizi sadece işinize ya da ailenize dayandırırsanız ve aniden “o boşanmış adam” ya da “o işsiz kadın” olursanız, başarısızlık hissiniz ezici olacaktır. Bu bağlamda ilerlemek gerçekten de çok zor.

Hatalar üzerinde çok fazla durmamak gerekiyor.

Hatalar: başarıya giden birer adım

Bu durum için daha sağlıklı alternatif, değerinizin özünde ve koşulsuz olduğunu hatırlamak olacaktır. Yani, sahip olduğunuz değer, kesinlikle dış faktörlere bağlı değil. Kendinize ve hayata karşı bu tür bir tavrı benimseyebilirseniz, hatalarınızdan daha fazlasına sahip olduğunuzu da anlayacaksınız ve hatalarınızı kendiniz için birer ders olarak görmeye başlayacaksınız. Kendinizi sevdiğinizde, kendinizi kabul ettiğinizde ve koşulsuz olarak kendinize değer verdiğinizde, kendinizi görme şeklinizi etkilemedikleri sürece, önünüze çıkan engelleri ortadan kaldırabilirsiniz.

Hata yapmanız, düşmeniz veya bu tür bir duruma düştüğünüzde korkuyor olmanız hiç fark etmez. Hala kendinizsiniz ve önemlisiniz. Kendinizi sevdiğiniz zaman yaptığınız hatalar önemini yitirecektir. Bunun yerine, bu yaptığınız hatalar, gelişmenize yardımcı olan dersler haline gelirler. Her “başarısızlık” başarıya doğru bir adım olur, çünkü sizi daha akıllı ve daha deneyimli kılar.

Dirençli insanlar, kelime anlamından da anlaşılabileceği gibi, daha mutlu ve daha başarılı olacaktır, çünkü zorlukların üstesinden gelebilirler ve deneyimleriyle olumlu bir dönüşüm süreci geçirebilirler. Bunu başarmanın tek yolu, değişimin yolculuğun bir parçası olduğunu anlamak olacaktır. Sonuçta, hata yapmak da insana özgü bir durum. Kısacası, kendinizi hatalarınızla veya başarılarınızla tanımlamayın. Kendinize koşulsuz bir şekilde hak ettiğiniz değeri verin.

  • Iglesias, E. B. (2006). Resiliencia: definición, características y utilidad del concepto. Revista de psicopatología y psicología clínica11(3), 125-146.
  • Lillo, S. G. (2003). La ocupación y su significado como factor influyente de la identidad personal. Revista Chilena de Terapia Ocupacional, (3), ág-43.