En Az Eforu Harcayabilmenin Temeli Nedir?

· Eylül 25, 2018

En az eforu harcayabilmenin temeli neredeyse herkesin bildiği bir gerçektir. Bir şey farklı şekillerde yapılabiliyorsa, bunu yaparken en az enerjiyi harcayan her zaman en iyisidir. Neden? Çünkü böylelikle daha fazla verim sağlanır ve bu sayede daha az efor harcayarak aynı sonuca ulaşabilmiş oluruz.

Efor harcamak yapılan işlere objektif ve subjektif olarak daha çok değer katar. Türüne az rastlandığı için değerli bir taş daha fazla değere sahiptir, bu yüzden; onu bulmak için daha fazla efor harcanması gerekir. Hedeflediğiniz şeyi başarmak için büyük engelleri aşmanız gerekiyorsa hedefiniz daha değerli hale gelir. Yani, prensip olarak eforun pozitif ve takdire şayan bir değer olduğu konusunda anlaşabiliriz.

Şu var ki daha fazla efor harcamak her zaman daha iyi sonuçlara ulaşılacağı anlamına gelmez. Matematiği akıldan yapabiliriz. Ekleyin, çıkarın ve her şeyi elle yapın. Ama aynı şeyi bilgisayarda daha az efor ve zaman harcayarak yapabiliriz. Yani harcadığımız efor oranında sonuç elde etmeyiz. Hatta, ilk yöntemi kullanırsak, boşuna enerji harcamış oluruz.

En az eforu harcamanın temelinde zorluklardan kaçmak ya da kolay yolun seçilmesine teşvik etmek yatmıyor. Odaklanılması gereken şey daha çok hedefe ulaşmak için eforu azaltacak yollar bulabilmek. Buna daha detaylı bir şekilde bakalım.

“Mutluluğumun sırrı haz almak için çabalamakta değil, çabalamanın verdiği hazda yatıyor.”

– André Gide

göl kıyısında uçan kadın

1. Engeller ve en az eforu harcamanın temelleri

En az eforu harcamanın temeli kontrolü bırakıp her şeyin akmasına izin vermekten geçer. Bazıları bunun fazla rahat ya da umursamaz davranmak olduğunu düşünebilir fakat öyle değildir. Bir şeyi en kolay yönden görebilmek ayrı, ihmalkar ya da sorumsuz olmak ayrı bir şeydir.

Olay karşınıza engeller çıktığında yeni bir yolda ilerleyebilmektir. Zorluklar her zaman olur. Hemen hemen her işin bir zorluğu vardır. Bazen çok fazla efor harcarız ve buna rağmen işler beklediğimiz gibi gitmez. Yapmak zorunda olduğumuz her şeyden bunaldığımızı ve bunları başarmak için kendimizde güç bulmanın gittikçe zorlaştığını düşünürüz.

İşimize takıntılı bir şekilde yaklaşmamız kolaylıkla strese ve sonrasında da blokajlara yol açar. Bu durumlarda işe devam etme direncimiz ve devam etme zorunluluğumuz arasında savaş veririz. Bu mücadelede o kadar duygusal enerji harcarız ki bütün enerjimiz emilir ve yine de en iyi sonuçları almayız.

Bu noktaya gelindiğinde sürekli bir yılgınlık haline çok yaklaşmışsınız demektir. Yaptıklarımız başardıklarımızla orantılı değildir. İşimizin gerekliliklerine odaklanmak için çok fazla mücadele veririz ve en sonunda bıkarız. Yine de görevimizi tamamlamamız gerekir. Bu durumlarda en az eforu harcama prensibi devreye girer: üretkenlik harcadığımız enerjiye değil, hareketlerimizi yönlendiren netliğe ve ilhama dayanır.
göl kıyısında kanatlı adam

2. İlham ve üretkenlik

En az eforu harcamanın prensibi kolay şeylerin iyi olduğudur. Aynı zamanda az çoktur ve “iyi” yeterlidir de denir. Başka bir deyişle, daha az efor gerektiren en basit yollar en iyileridir. Bunun gibi daha az mükemmeliyetçiliğin bizi daha iyi sonuçlara yönlendirdiği durumlar da vardır.

Bir şeyleri yapmanın birçok yolu vardır ama bunun her zaman farkında olmayız. Bazen kullandığımız yöntemler konusunda emin bile olmayız. Belki de bir şeyleri başkalarından gördüğümüz ya da başkalarının bize söylediği gibi yapıyoruzdur. Fakat bunun hedefimizi ulaşmamız için en iyi yol olup olmadığı üzerine düşünmeyi bırakacak mıyız?

En az eforu harcamanın temeli yine şudur ki eğer bunaldığınızı, bir şeylerin sizi engellediğini, bir şeylerden bıktığınızı hissederseniz; o şeye devam etmeyin. Bedeniniz ve zihniniz sizi durdurmak için çığlıklar atıyordur. Mekanik olarak verilen görevi yaptığınız ve bedel ödediğiniz bir noktadasınızdır. Öylece durarak, hiçbir şey yapmayarak ya da mola vererek düşünce şeklinizi değiştirebilirsiniz.

Enerjinizi yeniden yerine getirecek bir şeyler yapmanın zamanı gelmiştir. Farklı perspektifler bulmanızı sağlayacak kendinizi ödüllendirecek şeyler bulmak gibi. Sonrasında sorumluluklarınızla nasıl yüzleşeceğiniz belirir. Sorumluluklarınızı hafifletecek daha kolay bir yol var mıdır? Aradan sileceğiniz gereksiz adımlar var mıdır? Aynı şeyi yapabilmek için beş farklı yol düşünün. Değerlendirin. Sorgulayın. Yaratıcılığınıza izin verin. Bırakın ilham gelsin ve böylece nasıl daha iyi düşünebileceğinizi ve her şeyden de öte nasıl daha kolay yöntemlerle ilerleyebileceğinizi görün.

gözleri kapalı boyalı

3. Zihniniz akmanın bir yolunu bulmalı

Akışkan bir zihnin daha etkili olduğu ve daha az efor harcamaya yönelttiği konusunda hemfikirizdir. Genellikle bilmediğimiz şey ise zihnimizi nasıl akışkan hale getireceğimizdir. En az eforu harcamanın prensibine göre bunun için beş durumu başarabiliyor olmalıyız. Bunlar:

  • Daha az şikayet etmeye ve başkalarını suçlamamaya çalışın.
  • Bir durumu yok yere değiştirmeyin. Kabul edin ve anlamaya çalışın.
  • Probleminizi bir dış göz olarak gözlemlemeye çalışın.
  • Zihninizi açık tutun ve yeni seçenekler ve yollar izlemeye gönüllü olun.
  • Sizi harekete geçmek için gerçekten motive eden şeyi buluncaya dek yeni sorular ve cevaplar bulmaya çalışın.

Olayları kabul etmedeki inatçılığımız yolumuza taş koyar. Şikayet etmek, diğerlerini suçlamak ve gerçekleri reddetmek direniş biçimleridir. Düşünce şeklinizi değiştirmeyi reddetmeyi bıraktığınızda zihninizin akmak için ihtiyaç duyduğu kararlı adımları atmaya başlarsınız. Bu ilham almamızı sağlar ve yaratıcı gücümüzü harekete geçirir.

4. En önemlisi: kendiniz olmaktan keyif alın

Yaptığımız şeyden keyif aldığımızda genellikle daha iyi sonuçlar elde ederiz. Dikkatimizi ve ilgimizi çeken şeylere daha çok efor harcarız. Kendimizi bunlara adamak bize keyif verir. Zaman su gibi akıp geçer ve her şey daha iyi olduğu için ekstra efor harcamamız bize sorun yaratmaz. Akar gideriz.

Zorunluluklarımızdan keyif almanın bir yolu gerçekten var mıdır? Her şeyi bir oyunun parçası haline getirebiliriz. Bir veri tabanına 500 kayıt girmek gibi sıkıcı ve mekanik bir görevimiz olduğunu düşünelim. Ya kendimizle yarışmayı denersek? Ne kadar sürede tamamlayacağımızı kontrol edebilir ve aynı iş için önceden harcadığımız vakitle karşılaştırarak kendimizle yarışabiliriz.

meydandaki baloncuklar

Bilime göre en sıkıcı işleri bile yapabilmemizin yolu onların üzerinde yirmi dakika boyunca çalışmamızdır. Daha sonra bir mola verin. Sonra tekrar döngüyü başlatın. Bunu denediniz mi? Deneyin ve nasıl daha az hata yaptığınızı göreceksiniz.

Sonuç olarak: esnek olun

En harika sonuçlara ulaşmak için en az eforu harcamayı başarmak zeka işidir. Yaptığımız işlerin çoğu onları mümkün olabildiği en hızlı şekilde yapabilmeyi denememizi gerektirir. İyi sonuçlar veren rutin prosedürlerin daha verimli alternatifleri olup olmadığını sorgulamayız.

Bize en çok enerjiyi sarf ettiren bazı “pahalı” rutinlerimiz delilikten başka bir şey değildir. Yalnızca hareketlerimizi belli bir şekilde koşullandırmakla kalmaz, daha da önemlisi, düşüncemizi koşullandırırlar. Fark etmeden kapana kısıldığımızı hissettiren sabit düşünce şekillerine hapsoluruz. Bu noktada en az eforu harcamak daha üretken ve verimli yolları seçmemizde yardımcı olur.

Bu bakış açısıyla ilgili değerli olan şey yaratıcılık ve hazza odaklanılmasını sağlamasıdır. Daha hayalci olmamızı ve kendi iyiliğimizi daha fazla düşünmemizi sağlayan alışkanlıklar edinmemiz için yüreklendirmesini de sağlayabiliriz. En kolay yolu seçmek bizi daha iyi yapar ve daha kayda değer sonuçlar elde etmemizi sağlar.