Şikayet Sarmalı

Aralık 4, 2016

Gün boyunca ne kadar şikayet ediyorsunuz? Bir an için durun ve bunun hakkında düşünün…

Her birimizin genellikle salıverilmeyi bekleyen bir yığın şikayeti vardır. İş hakkında, partnerimiz hakkında, en son gittiğimiz restoranda nasıl muamele gördüğümüz hakkında şikayet ederiz… Liste böyle sürüp gidebilir.

Eğer şanssızlığınızın bir çözümü varsa, neden şikayet ediyorsunuz?

Eğer bir çözümü yoksa, neden şikayet ediyorsunuz?

-Doğu Atasözü-

Şikayet etmek, günümüzün toplumunda git gide bir bağımlılık haline geliyor. Bu bir kısır döngü. Bizi iyi hissettirmeyen her şeyi başımızdan savdıktan sonra kendi rutinimize döneriz. Şikayetlerimizi ufak ufak gömüp unuturuz, ancak bir sonraki “tetikleyici” ile beraber hepsi tekrar gün yüzüne çıkar.

Şikayet etmeyi yaşam tarzı haline getiren insanlar var. Hakkında şikayet etmek istedikleri bir şey olmayan bir gün bile yok.

Şikayet etmeyi bazen düşünce yükümüzü bir boşaltma yolu olarak ya da bir boşaltma valfı olarak kullanabiliriz. Ancak şikayet etmeyi bırakamadığımız zaman ve onu yaşamımızda vazgeçilmez bir şey yaptığımız zaman sorun meydana gelir. Bu şekilde, dikkatimizi olumsuz yöne toplarız.

Düşünürsek, şikayet sarmalı bizi bir çözüme ulaştırmaz; tam aksine, bizi engeller. Psikolog Joan Garriga,” Şikayet etmek, yaşam enerjimizi düşürür.” diyerek bunu doğrular.

Şikayet etmek; ne durumu, ne insanları, ne de olayları değiştirir, sadece başkalarına bu gerçeklikte mutlu olmadığımızı bildirir.

Şikayet etmek, hiçbir şeyi çözmez. Sadece iç dökerek bir rahatlama şekli olmaktan başka bir işe yaramaz. Ancak şikayetçi olma durumu tekrarlayıp durursa, bu rahatlamayı bile sağlamamaya başlar. Daha çok, çözümler sağlamadığı için işe yaramaz ve faydasızdır.

Çok şikayetçi olduğunuz için durumların farklı görüneceğine inanıyor musunuz? Ya da her şey sihirli bir şekilde çözülecek mi?

Bazen, şikayet etmek aynı zamanda kişilere ve olaylara karşı sorumsuzluğun ya da mağdur olmaktan hoşlanmanın göstergesidir. 

Şüphesiz durumlarından şikayetçi olan fakat sorunu çözmek için hiçbir şey yapmayan birilerini tanıyorsunuzdur. Onlar, olumsuzluğa odaklanarak çözümler ya da çareler aramadan sadece şikayetleri hakkında konuşmak ister. Sürekli şikayet etmeyi huy edinmişlerdir.

Unutmamanız gerekir ki, şikayet ettiğimiz zaman başkalarını ya da koşulları kendi mutsuzluğumuzdan sorumlu tutarız ve iyi olmamız dış dünyaya bağlıymış gibi tüm sorumluluklardan muaf oluruz. Böylece gerçekliğimizin kurbanı oluruz.

Şikayet etmek, bize güç vermez. Bu sadece sorumlulukları kabul edip üstlenmeyi reddederek olayların gelişimini aksatıp ilerlemeyi engellemenin bir yoludur.

Şikayet ettiğimiz zaman işlerin düşündüğümüz gibi gitmediğini ya da başka bir kişilerin istediğimiz gibi davranmadığını ve bu duruma bir bir çözüm istediğimizi bildirmiş oluruz. Ancak şikayet dışarıdan çözümlenmez; tam tersine, iç dünyamız tarafından çözümlenir.

Eğer sonrasında kendinizi çözümler ya da başka çareler aramakla görevlendirmiyorsanız, şikayet etmeniz hiçbir şeye  değmez. Bazen yalnızca durup ne olduğunu gözlemlemek ve anlamak bile yeterli olacaktır. Enerjimizi yaşamaya ya da yavaş yavaş ölmeye yönlendirmek bizim kararımızdır.

Hadi kendimize açık yüreklilik ile şikayetin bize ne sunduğunu ya da ihtiyacımız olan şeyi keşfetmemiz için bize izin verip vermeyeceğini soralım.

Günümüzde, internet üzerinden her gün bir şeylerden şikayet etmemizi durdurmamızı öneren bir girişim var. Bu akımın yazarları, Blancpain ve Pelgrims, bir ay için şikayet etmekten vazgeçmenin önemini ve yararlarını dile getiriyor. Bu akıma katılarak bir yandan daha yüksek bir seviyede mutluluğa ulaşacağımızı, diğer yandan da çevremizdekilerle nasıl iletişim kurduğumuz hakkında daha derin bir anlayış elde edeceğimizi söylüyorlar.

Peki ya siz, siz tüm bir ayı şikayet etmeden geçirebilir misiniz?