Duygusal Açıdan Kabullenmediğiniz Şeylerin Hiçbir Anlamı Yoktur

· Temmuz 8, 2018

Kaç kez kapasitenizin farkında olmanıza rağmen yapabileceğinizi düşündüğünüz bir şeyi yapamadığınız oldu? Kendinizi rutinin dışına çıkarmanız için gereken teşviki bulamadığınızda, rahatsız bir şekilde olduğunuz yerde sıkışıp kalırsınız. Bu yüzden eğer hisleriniz sizi harekete geçirecek kadar güçlü değilse, hiçbir anlamı yoktur. Entellektüel açıdan potansiyelinizin farkında da olsanız, eğer duygusal olarak yeterince motive olmamışsanız, harekete geçecek enerjiyi kendinizde bulamayabilirsiniz.

Bu sadece profesyonel yaşamınızda değil ilişkilerinizde de başınıza geliyor olabilir. Örneğin, romantik ilişkinizin artık sadece arkadaşlığa dönüştüğünü içten içe biliyor ancak bunu tam manasıyla hissetmiyorsanız, ayrılmaya mecbur kalana kadar yıllarca o ilişkiye tutunursunuz.

Kendinize bu neden benim başıma geliyor diye soracaksınız. Duygular karar alma aşamasında oldukça önemlidir. Yapmanız gerektiğini bildiğiniz bir şey varsa ve buna rağmen yapmıyorsanız, bunun sebeplerinden biri duygularınız olabilir. Çünkü duygularınız birbirleriyle işbirliği halinde değillerdir: korku, yanlış inançlar ve güvensizlik sizi durduruyor olabilir.

Eğer hissetmiyorsanız sınırlar koyamazsınız

Yöneticiniz hak ettiğinize inandığınız çalışma koşullarını yaratmıyorsa… ilişkiniz artık yürümediği için onu bitirmek istediğinizin bilincinde de olsanız… tam anlamıyla hissedip, durumun farkına varmadıkça bunların bir önemi yoktur. İstediğiniz şeye ulaşmak için bir adım atmadan aynı durumda kalmaya devam edeceksiniz demektir.

Sanki bir şeye bağlıymışız gibi. Sanki hayatta “zaten yazılı” olan bir kader bizi sürüklüyormuş gibi. Ancak sorun işlerin böyle yürümesinin normal olduğunu düşünmektir. Çünkü tek bir karar her şeyin 180 derece dönmesine sebep olabilir.

ampuller ve kadın

Böyle örnekler verdiğimizde her şey çok net görünüyor. Neden bize çok kötü davranan bir yöneticiye katlanalım? Neden ölmek üzere olduğunu bildiğimiz bir ilişkiyi devam ettirmeye çalışalım? Bu tür soruları anlamak için kendimize daha önemli sorular sormalıyız. Neyden korkuyorum? Neyden kaçınmaya çalışıyorum?

Büyük ihtimalle, yeni bir iş aramak gibi çözümler sizde güvensizlik yaratıyor ve sorunu çözme isteğinizi zayıflatıyor. Belki de bekar olmaktan korkuyorsunuz. Korkumuz bağlılıktan gelen güven duygusunun bağımlısı olmamıza sebep oluyor. Konfor alanımıza sıkışıp kalıyoruz. Bizi aslında bildiğimiz şeylerin farkına varmaktan ve durumumuzu değiştirmek üzere adım atmaktan alıkoyuyor.

Duygularımız bizim motorumuz gibidir

Duygularımız çalışmamızı sağlayan motor gibidir. Elbette düşünmeden davrandığınız en azından bir an mutlaka vardır. Yapacağınızla şeyle ilgili derin bir şekilde düşünmeye ihtiyaç duymamışsınızdır. Vücudunuz kendiliğinden hareket edip sonucun iyi olup olmayacağını düşünmeden ilk adımı atıp risk almıştır.

Buna rağmen düşüncelerimize öncelik vermeye meyilliyiz. Hislerimizi yatıştırmaya çalışır, onların bizi harete geçirme gücünü görmezden geliriz. Aslında genellikle hislerimizi susturur ve ilk adımı atmamak için oldukça fazla çaba harcarız. Olduğumuz gibi görünmemek için elimizden geleni yaparız.

mor kelebekler ve kadın

Duygularımızı yönetmeyi öğrenmeliyiz. Onları dinlemeyi, dikkatimizi onlara vermeyi ve onları ifade etmeyi bilmeliyiz. Mantık ve duygular arasında denge kurmak iyi kararlar almanın anahtarıdır. Yerleşmiş inançlarımızın meyvesi olan belli bazı korkularla yüzleşmek de buna dahildir. Yanlış bir şekilde akıl yürütüyor olabilirsiniz ancak duygularınız kendilerini net bir şekilde belli etmeye meyillidirler.

Eğer ne yapmanız gerektiğini biliyorsanız ancak duygusal açıdan tam olarak kabullenemediğiniz için harekete geçemiyorsanız, değişmek için çaba göstermenin tam zamanı. Uzun süredir yaptığınız bazı davranışları değiştirmek hiç kolay değildir. Ancak biraz yardım alırsanız ve iradenizi kullanırsanız ortaya harika sonuçlar çıkabilir.

“Ne olduğumuzu biliyoruz ama hissetmiyoruz.”

– Silvia Congost