Dürüstlüğün Şart Olduğu Titiz Seçilmiş Bir Sosyal Çevrem Var

Ağustos 6, 2017

Arkadaş ya da güvendiğiniz insanların oluşturduğu çevrede dürüstlüğün hakim olmasını ve güvenilir biri olmayı istemek sizi ‘burnu havada’ ya da manipülatif biri yapmaz. Ne istediğinizi bildiğiniz ve kendinizin ya da başkasının vaktini boşa harcamak istemediğinizi gösterir.

Belki de sırf rahatınızı bozmamak için sürdürdüğünüz ilişkileriniz vardır. Asla bir şey sunmayan kişi, sonunda en sabırlı arkadaşı bile tüketecektir ve çok az şey sunan ve bunu kötü bir şekilde yapan kişi ise ancak gerginlik yaratacaktır.

Rahatınızı bozmamak için değil kendinize olan sevginiz nedeniyle başkaları için yaptıklarınızın en az yarsını bekleyin onlardan. İlişkiler, matematiksel olmadığı gibi ‘paranormal meseleler’ de değildir. Sizin için hiçbir şey yapmamış birine ‘hayır‘ demeyi öğrenin ki hak eden kişilere ‘evet’ diyebilesiniz.

Çevrenizi seçmek, akıllı olmak demektir

Bazen sabrınıza sınırlar koymak, hak eden şeylere hoşgörülü bakmamızı sağlar. Yalancı, kibirli ve bizim için en iyisini istemeyen kişilere katlanmak çok da güzel bir fikir gibi gözükmüyor değil mi?

Sürekli moralimizi bozan insanlara rastlıyoruz. Bu kişi, patronumuz veya ailemizden biri olabilir. Bu tür bir ilişkiyi sonlandırmak çok daha güçtür. Ama şu anda bahsettiğimiz şey, bu değil. Hayatınızdan çıkarabileceğiniz, yaşamınızı rahatsız hale getiren ve onlara sunduğunuz hiçbir şeye karşılık vermeyen kişilerden söz ediyoruz. Sırf görünürde, korktuğunuz için ya da kendinize saygınız olmadığı için o ilişkiye devam edersiniz.

Yaşamımıza hiçbir şey getirmeyen insanlarla uğraşmak, solup giden ilişkilere yol açabilir. Çiçekleri, çamaşır suyuyla sulamaya benzer bu. Suluyor gibi gözükürsünüz ama aslında yavaş yavaş zehirliyorsunuzdur onları.

İlişkilerimiz için planlı bir resim 

Büyüyüp geliştikçe ya da değiştikçe çoğumuz sosyal ilişkilerimizi, bilhassa da yakın ilişkilerimizi değiştiririz. Ergenlik ve ilk yetişkinlik döneminde çok farklı ilişkilere sahip olmayı sevmişsek, yetişkinlik döneminde niceliğe değil niteliğe önem veririz. Çünkü dürüstlük, ilişkilerimiz için temel bir içerik haline gelir. Yeterince zamanımız yoktur ve sahip olduğumuz zamanı, bizi zenginleştiren kişilerle geçirmek isteriz.

Etrafımıza bakarsak toplumun bize kişisel bir marka yaratmak zorunda olduğumuzu ve bu markanın mümkün olduğunca göz alıcı olması gerektiğini söylediğini görürüz. Sadece iş hayatımızı değil, kişisel hayatımızı da kapsayan kusursuz bir profil yaratmak zorundayızdır. Adeta bir ticari ürün gibi olmalıyız, gerçi bu ürün özgün olmayabilir de.

İnternet ve sosyal ağlar aracılığıyla ‘iletişim’ bizi güç bir duruma sokuyor. Artık ortak hiçbir şeyimiz olmayan insanlarla görüşmeye devam etmemiz gerekiyormuş gibi düşünüyoruz. Bütün bunlar, bir saniye bile ayırmak istemediğimiz insanlara zaman ayırmamıza neden olan çirkin bir ikiyüzlülüğü teşvik eder.

Tekrar belirtmeliyiz ki istediğimiz şey sahte bir idealizme kapılmak değil: mesele, hayatımıza hiçbir şey getirmeyen şeylerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışmak. 

Aradığınız şey ne? Suçluluk duymadan arayışınızı sürdürün 

Onlara şan, şöhret, popülerlik ya da tezatlar getiren ilişkilerle etrafını sarmak isteyen yapmacık ve narsist kişiler vardır. Bu nedenle, ilişkileri daha az doğal hale gelir ve başka hedeflere ulaşmak için teknoloji kadar yapay bir araca dönüşür.

Diğer yandan, çoğumuz kendi başına hedef olan ilişkiler ararız. Bu dünyadaki kısa vaktimizi daha hoş hâle getirebilir bu ilişkiler ama hepsi bu. Dolayısıyla, gerçek ilişkiler arıyorsanız, gerçekten istediğiniz buysa, daha azıyla yetinmeyin.

Bu hayatta bir şeye hakkımız varsa o da canımızı yakmamaktır. Kötü hissetmemize neden olan şeylerden uzaklaşarak başarabiliriz bunu.

Belki siz de bir noktada iyi bir arkadaş olmayı bırakmışsınızdır. Arkadaşlarınızın sabrını tüketmiş, sohbetinizle canlarını sıkmış olabilirsiniz ya da varlığınız artık hoşlarına gitmiyordur. Bütün bunlara rağmen, gitmeyip katlandınız. Bu yüzden, zor zamanlardan geçseniz bile ilişkilerinizde dürüstlük ve sadeliği sağlamaya çalışmaktan asla vazgeçmeyin.