Dürüst Bir Kalp Her Zaman Doğrusunu Yapar

Eylül 12, 2017

Dürüst bir kalp, hiç kimseye haber etmeden her daim doğru şeyi yapar. Yaptığı iyi işlerin takdir edilmesi için hiç kimsenin kendisini izlemesine de ihtiyaç duymaz. Onurlu bir kalp için, dürüstlük en önemlisidir. Bu durum, kendi vicdanımızın gerektirdiği şekli ile, uyum içinde yaşamak için bir zorunluluktur.

Kimi insanlar, dürüstlüğün yok olma tehlikesindeki bir insani özellik ve modern toplumlarda nadiren görülen bir erdem olduğunu, bireyin karakterinde var olmasını dilediğimiz doğruluğu, kibarlığı ve saflığı hayatımızın herhangi bir çevresinde pek göremediğimizi söylüyor. Başkalarının idealleri sebebi ile endişe etmekten veya ilham bulmak için başkalarına bakmaktan daha uzak durarak, yapabileceğimiz en önemli şey kendimiz ile dürüst bir biçimde bütün olmaktır.

Şu hayatta, doktora yapmış cahiller ve hiç bir eğitim almamış dahiler ile karşılaşacaksınız. Bunlardan hiç birine dikkat etmeyin, sadece karşınızdaki insana odaklanın ve kalbinizi dinleyin.

Çinli ünlü düşünür Konfüçyüs, dürüst olan bir insanı “üstün bir varlık” olarak tanımlar. Bu insanlar büyük bir manevi güce sahip olup, fikirlerini uygulamaya koyduktan sonra, başkalarına gerçekten ne yaptıklarını anlatırlar.

Bu bakış açısı ile, evrensel bir adalet duygusuna “bağlılıktan” daha fazlasını görüp, kendimiz ile kurmamız gereken bir bağlantının olduğunu, hissettiğimiz ve ileride yapacağımız işler arasında tutarlılıktan cesaret alarak daha huzurlu yaşadığımızın farkına varırız. Şimdi bu konu hakkında biraz düşünün.


Dürüstlük ile davranmak: zorunlu bir kişisel haktır

Latince “tam sayı” teriminin karşılığının “bütün” anlamına geldiğini ve bundan yola çıkarak, herhangi bir zamanda bütünlüğünü kaybetmemiş, zarar görmemiş veya yıkılmamış bir varlık kavramını elde ettiğini görmek aydınlatıcıdır. Örneğin Aristoteles, “bütünlük davranışını” bir kalite göstergesi olarak, doğru şeyi yapmak isteğiyle doğrudan bağlantılı olan, kimsenin izlemek zorunda kalmadığı bir yaşam biçimi olarak tanımlar.

Şu ana kadar, tüm bu tanımlamalarda kişisel bir unsurun açık bir şekilde var olduğunu ispatlamayı başardık. Artık, bir noktada dürüstlüğünüzün apaçık bir şekilde kötüye kullanıldığını, hissetmediğiniz veya o şekilde ifade etmek istemediğiniz bazı şeyleri yaptığınızı ve söylediğinizi biliyoruz. Aşağıda bu durumu daha net anlayabileceğimiz bazı örnekler mevcuttur:

  • Aldığımız eğitim ve ailemiz ile kurduğumuz bağ, bizi hakkımızın yendiği durumlara, inanmadığımız davaların peşinden gittiğimiz koşullara, hem de birden fazla kez sokabilir.
  • Aynı şey romantik ilişkilerde de gerçekleşir. Manipülasyon veya duygusal şantaj gibi faktörler, dürüstlüğümüzü ve bütünlüğümüzü kaybettiğimiz dikenli çitlere benzer. Eninde sonunda dibe vururuz.
  • İş yerinde zaman zaman ortaya çıkan durumlar, çalışanların dürüstlüğünün ihlal edildiğinin açık bir örneğidir. Yapmak istemedikleri veya yasak olan işleri yapan, emeği sömürülen, ancak işinizi kaybetmekten korktuğu için tepki gösteremeyen çalışanları hepimiz eminiz ki tanıyoruz.

Hepimizin bir bütün olarak ve dürüst bir biçimde yaşama hakkı ve zorunluluğu vardır. Çünkü, kendimize duyduğumuz saygı, en nihayetinde, eylemlerimiz ve duygularımız, arzularımız ve eylemlerimiz arasındaki anlaşmadır. Üçüncü taraflar bu ince dengeyi kırarsa, incinebiliriz. Bu nedenle şunu asla unutmamalıyız: Bütünlüğünü korumuş dürüst bir kalp, büyük bir cesaret göstergesi gerektirir.

Dürüstlükle yaşamak için öğrenmek

Hayatta daima dürüst bir şekilde konuşmanız, samimiyetle düşünmeniz ve dürüst bir biçimde hareket etmeniz gerektiği gerçeği bize sık sık hatırlatılır. Peki dürüstlüğün ne manaya geldiğini veya gelmediğini kim belirler? Cevap basit, kendi vicdanımız.

Öyle bir hayat sürün ki, çocuklarınız dürüstlük ve bütünlük kavramlarını düşündükleri zaman akıllarına gelecek olan ilk siz olun.

Vicdan, belirli bir toplumda yasal bir zümrenin salt bir yansıması değildir. Kimse BM tarafından yazılan insan hakları bildirgesini kendine rehber belirlemez. Aslında, neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu bize söyleyen içimizde bir pusulamız vardır. Ve bu pusula, farklı faktörlerin ince bir şekilde ayarlanmış kombinasyonuna dayanır. Bunların arasında eğitim, tecrübe, kişilik, sezgiler ve kendi değerler yargılarımız vardır. Bunları hepsine kulak vermeliyiz.

Dürüst bir kalbin, kendine saygı duyan bir kişilik ile eş değer olduğunu zaten konuştuk. Şimdi, bu kendine has kaliteyi koruyabilmek için aşağıdaki adımları aklınızda tutun:

  • Her gün, günün sonunda yatağınıza uzandığınızda, söylediğiniz, söylemediğiniz, yaptığınız ve yapmadığınız hiçbir şeyden pişman olmayacak bir şekilde yaşayın. Attığınız her adımda ve yaptığınız her işte tutarlı olun.
  • Eğer etrafınızda, belirli etik ve manevi kişilik özellikleri gelişmemiş insanlar var ise, bu durumun sizi yoldan çıkarmasına izin vermeyin. Bu çorak kalplerin arasındaki ışık siz olun. Kendi örneğinizi kendiniz oluşturun ve kendi sesinizi dinleyin.
  • Dürüstlüğünüzü sanki aldığınız nefes gibi savunun. Sınırlar koyun, sizi yapmak istemediğiniz işlere ya da söylemek istemediğiniz sözlere iten insanlara karşı bir duvar örün. Aynaya her baktığınızda kendinizden bir adım uzaklaşacak bir hayattan kaçının.

Çocuklarınız için en iyi örnek siz olun, çünkü dürüstlük dediğimiz kavram kitaplardan öğrenilemez. Dürüstlük gözlemlenir, hissedilir… ve her şeyden önce korunur.