Çavdar Tarlasındaki Çocuklar: Lanetli bir Kitap

Şubat 4, 2019

Çavdar Tarlasındaki Çocuklar (The Catcher In The Rye), yirminci yüzyılın en iyi bilinen Amerikan romanlarından biridir. Yazar J.D. Salinger, bu romanda ergenliğin özünü yakalamayı başarmıştır. İlk bakışta sert bir üslubu olmasına rağmen, halk bu kitaba hayran kalmıştır. Zamanla ergenliği en iyi şekilde betimleyen edebi eser oldu. Doğrudan ve kaba bir dile ile gerçekliği yansıtır. Ancak, ilk kez 1951’de yayınlandığında büyük tartışmaları da beraberinde getirdi.

Toplumun yaşadığı değişimlere, teknolojik gelişmelere, o günün gençleri ile şimdinin gençleri arasında belirgin farklar olmasına rağmen, Çavdar Tarlasındaki Çocuklar, bugüne dek uyum sağlama ve sisteme uyma zorluğu çeken gençlerin gerçekliğini yansıtan bir roman olmuştur. Çocukluk ve ergenlik arasındaki sıkışıp kalan, hayatta kalma, isyan etme ve içsel mücadele ile geçen zamanları deneyimleyen gençlerdir bunlar.

Konusu oldukça basittir. Birinci tekil şahıs üzerinden deneyimlerini anlatan Holden Caulfield adında genç bir adam hakkındadır roman. Kötü bir öğrenci olan Holden, farklı okullardan atılmış ve durumu, son okulundan atıldığından bu yana da düzelmemiştir. Holden, onları görmek istemediği için, bu durumu ailesine söylememeye karar verdi . Bunun yerine, gecenin bir yarısında New York’a geri döner ve vasat bir otelde kalır. Maceranın başladığı yer de orasıdır.

Çavdar Tarlasındaki Çocuklar, Holden’ın yolculuğunu anlatıyor. Dünyadan memnun olmayan ve herkesten ve her şeyden nefret eder gibi görünen bir genç. Bu roman psikopatların, topluma uyum sağlayamayanların, zihinsel sorunları olan insanların, gençlerin ve hatta yetişkinlerin favori romanı olarak tarihe geçti. Peki neden bu kadar başarılı ve neden bu kadar tartışmalıydı?

“Ne demek istediğimi açıklayamam. Ve yapabilseydim bile, öyle hissedeceğimden emin değilim.”

– J. D. Salinger, Çavdar Tarlasındaki Çocuklar

Çavdar Tarlasındaki Çocuklar: ergenliğin bir yansıması

Birçok kişi, kendisini Holden olarak gördü. Yetişkinler ise onunla, gençler kadar yakın bir bağ kuramadı. Peki buradaki püf nokta neydi? İsyankar ve insandan haz etmemenin eşiğinde kolayca tanınabilen ve sevilebilen bir karakter çizmekti olay.

Birçok insan için, ergenlik sadece yetişkinliğe geçiştir, başka bir şeydir değil. Okula ve geleceğe odaklandığımız ve yeni zorluklar ve sorumluluklar üstlendiğimiz konu dışı bir yaşam evresidir.

Ancak diğerleri için, ergenlik çok daha karmaşık ve belirsizdir. Baskı ve hem kişisel hem de eğitim sorumlulukları güçlü engeller olarak karşımıza çıkabilir. Dünyayı anlamayı öğrenmek ve davranışlarımızdan sorumlu olmak yaşamın bu aşamasını engelleyebilir. Uyuşturucu, alkol, yen şeyler denemek, seks ve dünyanın nasıl döndüğünü bilmek ergenliğin bir parçasıdır.

kırmızı şapkalı çocuk

Bu süre zarfında, müzik, film ve medyaya daha çok dikkat ederiz. Tanımlayabileceğimiz şeyler ararız, kendimiz hakkında farklı şekillerde daha fazla şey öğrenmek isteriz ve sadece bu dünyaya ait olduğumuzu hissetmek isteriz. Holden, hayatla ilgili her şeyden nefret eder. Herkesten, okulundan, toplumundan, sisteminden ve dünyadan nefret eder. Umursadığı tek insanlar kardeşleridir. Ebeveynlerini bile umursamaz.

“Ben her zaman tanışmaktan memnun olmadığım birine, ‘Tanıştığımıza memnun oldum’ derim. Hayatta kalmak istiyorsanız, bu tür şeyler söylemeniz gerekebilir.”

– J. D. Salinger, Çavdar Tarlasındaki Çocuklar

Bu romanın en dikkat çekici yönlerinden biri, birinci tekil şahıs yönünden anlatılmış olması ve birçok ergen için bilinen kelimeler kullanmasıdır. Holden argo ve popüler kaba sözler söyler. Tarihsel olaylar hakkında konuşurken yanlış bir dil kullanıyor.

Kendisini ifade etme biçimi nedeniyle onunla ilişki kurabiliyoruz. Dili doğal ve sıradandır. Fiziksel tanımları ergenlik için de çok keskindir. Okurken, ergenlik dönemine özgü olan yenmiş tırnaklara ve sivilcelere yönelik imalar görebilirsiniz.

Bu roman hakkında bir başka çarpıcı gerçek ise, eylemden yoksun olmasıdır. Evet, Holden evinden kaçar ve sonrasında zor zamanlar geçirir, ama çok da çılgınca bir şey olmaz. Eylem sabittir, tıpkı ergenlik gibi. Holden, düşüncelerini anlatmak ve yapabileceği her şeyi eleştirmek için kendini sınırlandırır. Kendisini, neyi sevip neyi sevmediğini ve dünyanın ne kadar rahatsız olduğunu düşünür. Çavdar Tarlasındaki Çocuklar, çocukluktan ergenliğe geçiş ve onunla birlikte gelen zorluklara değinir.

Çavdar Tarlasındaki Çocuklar kitabı

Holden kendisini “Çavdar Tarlasındaki Çocuklar” olarak nitelendiriyor, çünkü olmak istediği de bu. Tek başına savrulup duran çocukları bir araya getirmekten sorumlu olmak istiyor. Holden, onları çocukluklarının sonunda ve gerçekliğin bilincinde olmaları gereken bir zamanın başlangıcında yaşanan şoktan korumak istiyor.

Holden Caulfield, bazı suçluların itirafları

Ergenliği yansıtan bir kitap neden bu kadar çok suçlunun favorisi haline geldi? Belki de kitapta yansıtılan duygular (Holden’ın insanlardan uzakta kalma isteği ve hiçbir yere ait olmadığına dair hisleri) bazı suçluların bu romanı bir tür İncil olarak algılamasının sebeplerinden bazıları olabilir.

Hayatımızın belli anlarında Holden ile bağlantıda olduğumuzu hissetmek bizim için kolaydır. Kendimizi onun içinde görebiliriz. Düşünme ve hissetme şekli bazen gerçekten nasıl hissettiğimizi de yansıtabilir ve o zamanlar yalnız hissetmemize yardımcı olabilir.

Çavdar Tarlasındaki Çocuklar romanı baz alınarak işlenen suçların listesi oldukça uzundur. Bu suçlardan birçoğu küçük veya kime karşı işlendiği belli olmadıkları için unutulup gitti. Ancak, en çok hatırlanan suç, John Lennon’un öldürülmesidir.

john lennon'ın fotoğrafı

John Lennon, Lennon’u Holden’in tarif ettiği uçuruma doğru koşan çocuklardan biri olarak gören hayranı Mark David Chapman tarafından öldürüldü. Chapman, onu öldürdükten sonra, masumiyetinin hayatta kalmasına izin vererek Lennon’u dünyanın çilesinden kurtaracağına inanıyordu. Cinayeti işledikten sonra, Chapman, polis gelene kadar Çavdar Tarlasındaki Çocukları okudu. Kitaba “itirafım” olarak not düşü ve Holden Caulfield olarak imzaladı.

Robert John Bardo ve John Hinkley, bu roman hakkında konuşurken akla gelen diğer isimlerdir. Bardo genç oyuncu Rebecca Schaeffer’ı katiliyken ve Hinkley, ABD Başkanı Ronald Reagan’ı öldürmeye çalıştı. Her ikisi de bunu yaparken Çavdar Tarlasındaki Çocuklar romanının bir nüshasını taşıyorlardı.

Bu roman, popülaritesi ve onu çevreleyen karanlığı nedeniyle, bu “lanetli” kitaptan ilham alan şehir efsanelerinden müziğe kadar büyük bir mirası vardır. Bu gençler için okunması gereken bir romandır ve dili doğrudan ve açıktır.

“Beni asıl rahatsız eden şey, bir kitabı okuduktan sonra, yazarın sıkı bir arkadaşınız olmasını diliyor ve dilediğiniz zaman kendisini telefonla arayabilmek istiyorsunuz. Bu pek olmuyor, tabii.”

– J. D. Salinger, Çavdar Tarlasındaki Çocuklar