Alkolizm Ve Alışkanlık Arasındaki İnce Çizgi

· Nisan 28, 2018

Bugün her Cuma olduğu gibi ofisten çıktınız. Arkadaşlarla bir şeyler içmek için sözleştiniz. Bu sizin için bir gelenek ve arkadaşlarınızla ilişkinizi sürdürmenizin tek yolu. Ancak bu akşam farklı. Arkadaşlarınızdan biri herkesi şaşırtan bir haber veriyor, kendisine alkolik tanısı konduğunu söylüyor. Üstelik, her cuma bir şeyler içmek için toplanmanız da yaşadığı sorunun bir parçası.

Bu bomba haber sizi ve arkadaşlarınızı şok ediyor. Hepiniz bunun bir şaka olduğunu düşünüyorsunuz. Ancak maalesef değil. Alkolizm gerçek bir sorun ve oldukça yaygın. Ayrıca anlaşılması da çok zor. Mesela siz de içki içiyorsunuz. Arkadaş toplantılarına gidiyorsunuz ve alkol tüketme alışkanlığınız var. Ancak siz alkolizm derdiyle boğuşmuyorsunuz. Alkolik değilsiniz. Ya da öyle sanıyorsunuz…

Böylece soru işaretleri oluşuyor ve şüpheler baş gösteriyor. Bir kişiyi alkolik yapan şey nedir? Neden bazı insanlar diğerlerine göre alkolizmin kurbanı olmaya daha yatkındır? İçki içme alışkanlığı alkolizme kadar gidebilir mi? Eğer yazımızı okumaya devam ederseniz bu soruların cevaplarını bulacaksınız.

alkol şişesine zincirlenmiş el

Alkolizm mi yoksa sadece bir alışkanlık mı?

DSM-5 gibi tanısal sınıflandırmalar alkol tüketimi bozukluğunu “tüketime duyulan yoğun istek, dayanamama ve tekrar başlama gibi fiziksel ve davranışsal bir dizi belirti” olarak tanımlıyor.

Ölçüt olarak, tekrar eden ve sık gerçekleşen alkol tüketimini tanının en önemli bölümü olarak görüp altını çiziyorlar. Ancak tekrar eden tüketim alışkanlık olarak görülebilir mi? Royal Spanish Academy’e bakarak, alışkanlık kelimesinin altıncı tanımını göz önünde bulunduracağız. Bu tanım alışkanlığı “belli haplara karşı duyulan bağımlılık durumu” olarak tarif ediyor.

Ama aslında alışkanlık bağımlılığı yaratan şey değil midir? Bu soruya verilmesi gereken cevap, hayır. Bağımlılık, alkolizm durumunda olduğu gibi, farklı etkenler nedeniyle gelişen bir hastalıktır. Bu etkenler, psikolojik, sosyal ve biyolojik olabilir. Basit bir alışkanlık oldukça kötü bir bağımlılığa dönüşür. Sonuçta bu tüketim beynin yapısını ve söz konusu bireyin davranışlarını değiştirir.

Bu da bir alışkanlığı, daha fazlasına dönüştürenin biyolojik, sosyal ve davranışsal etkenlerin bir karışımı olduğu anlamına gelir. Arkadaşlarınızla içki içmeyi bağımlılığa dönüştürür. En tehlikeli kısım şudur, bazı etkenleri kontrol edebiliriz bazılarını ise edemeyiz. Bu da aynı durumda hangi etkenlerin bağımlılık yaratacağını, hangilerinin yaratmayacağını tahmin etmeyi zorlaştırır.

elinde şarap bardağı olan alkolik kadın

Neden bazı insanlar alkolizmin kurbanı olur da bazıları olmaz?

O zaman neden, daha önce bahsettiğimiz o arkadaş grubunda, bir kişi alkolik olurken diğerleri olmadı? Alkol bağımlılığının ortaya çıkmasını etkileyen faktörler şu şekilde özetlenebilir:

Biyolojik etkenler

Alkolizmin ortaya çıkmasına yardımcı olan biyolojik faktörler genetik mirastan, tüketim alışkanlığı nedeniyle farklı sinir taşıyıcılarının ve beynin yapısının değişmesine -ki yatkınlık olan bireylerde bu değişim daha da hızlıdır- kadar uzanır.

Alkol tüketimi bozukluğuna akrabalar arasında rastlanabilir. Alkolizme yakalanma riski yüzde 40-60 oranında genetik etkilerle açıklanabilir. Ayrıca, alkolik insanların çocuklarının alkolizme yakalanma riski diğer insanlara göre 3 -4 kat daha fazladır.

Beyin fonksiyonları ve sinir taşıyıcılardan bahsetmek gerekirse, bağımlılıkların başlangıcında dopamin olduğu kanıtlanmıştır. Bunun sebebi dopaminin mutlulukla ilgili olmasıdır. Aynı zamanda, esasen orta beynin sağında yer alan ventral tegmental area denen bölümden oluşan sözde beyin ödül sistemiyle de ilgilidir.

maskeli alkolik adam

Psikolojik etkenler

Kişinin alkol tüketimiyle ilgili algısı ve onu tüketme şekli çok önemli olabilir. Eğer daha önce bahsettiğimiz arkadaş grubunun içinde alkolizme yakalanan kişi en fazla likör içebilen olmakla övünmeye eğilimliyse o kişi büyük ihtimalle arkadaşlarından daha fazla içmiştir.

Zararlı bir alışkanlık edinerek kendi sağlığını tehlikeye atması bir yana, durum kontrol edilebilir olmaktan çıkar ve bağımlılığa dönüşür. Bu yüzden, bu tür davranışların başladığı çağ olan gençlik çağındaki davranış kalıpları çok kritiktir. Bireylerin kontrole ve sosyal onay alma ihtiyacına karşı benimsedikleri tutum büyük önem taşır.

Sosyal etkenler

İçki içme algısı ve bireyin içinde bulunduğu toplumda alkolün ulaşılabilir olup olmaması da çok önemli etkenlerdir. Alkol tüketimine karşı daha hoşgörülü olan toplumlarda alkolizme yakalanma seviyesinin daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır.

Tüm bunlar nedeniyle, alışkanlık ve alkolizm arasında ince bir çizgi olduğunu belirtmeliyiz. Bu çizginin hangi tarafında olacağımızı, kontrol edebileceğimiz (davranışsal) ve kontrol edemeyeceğimiz (biyolojik) etkenler belirliyor. Bu yüzden çok dikkatli olmalısınız ve alkol tüketirken hiçbir zaman aşırıya kaçmamalısınız. Ya da, en iyisi, alkolden tamamen uzak durun.